Davulu kim çalıyor
Yazı Serkan Türk
16.06.2008
Geçtiğimiz ay Trabzon’da 9.su düzenlenen Karadeniz’e Kıyısı olan ülkeler tiyatro festivali kapsamında bir yazı kaleme almıştım. 2-15 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilen bu festivalin tamamını takip ettikten sonra da yeni bir yazıyla değerlendirme yapabilirdim diye düşünüyordum
Oyunlara katılan ülkeler, seçtikleri oyunlar ve oyunculukları kadar beni ve tiyatro severleri ilgilendiren başka bir olaya dikkat çekmek istemiş, 9. kez düzenlenen bir festivalin başlangıcında şehirler bütünleşememesi, basın yoluyla halkın bu etkinlikte daha çok yer almasının sağlanması gerektiği hususunda fikirlerimi ortaya koymuştum. Birkaç sivil toplum örgütünün ve oyuncuların yürüyüşüyle başlayan bu festivalin yüzlerce insanın katılmasıyla şehirle bütünleşmesi gerekliliğinin altını çizmiştim. Trabzon Devlet Tiyatrosu müdürünün basınla mesafeli duruşunun festivalin daha sade geçmesine sebep olduğunu belirtmiştim. Oyuncular bir hafta kadar önce Radyo ve Televizyon programlarına katılarak festivalin daha coşkun geçmesi konusunda halka çağrı yapabilirdi.
Festival kapsamında oyun çeşitliliği konusunda da sıkıntılar gözledim. Misafir ülke oyuncularının çoğu amatör kökenli ekipler. Dışarıdan gelen amatörlere açık ama ülkemizdeki amatör ekiplere kapalı bir festivalin yeniden gözden geçirilmesinin daha sağlıklı olacağını düşünüyorum. Trabzon’da 15. yılını geride bırakan Trabzon Sanat Tiyatrosu ve Trabzon Şehir Tiyatrosu’nun etkinliğin bir bölümünde yer almasının ne kadar şık olabileceğini düşünülmesi gerekiyordu. Bu iki ekipte oyunlarını Hüseyin Kazaz Kültür Merkezinin salonunda oynuyorlar. Festival kapsamındaki tarihlerde aynı salonun Devlet Tiyatrosuna tahsis edilmesi dolayısıyla oyunlarını sahneleme şansları olmadı. Tek ekip biziz düşüncesinin hiçbirimize yararı yok oysa. Bu anlamda Sayın Gökçer’in görevini önümüzdeki yılda sürdürecekse bu konuyu gözden geçirmesini diliyorum.
20. Yılını kutlayan tiyatromuzda ne yazık ki bu coşkunun yaratılmamış olması beni ve birçok tiyatro severi hayal kırıklığına uğrattı. 1990’larda gerçekleştirilen Muhsin Ertuğrul günleri kapsamında nitelikli çok sayıda oyun Haluk Ongan sahnesinde seyirciyle buluşmuş ve o dönem çok başarılı olmuştu.
Bu yazıyı yazma nedenime gelince, festival kapsamında düşüncesini ifade eden yazarlar, eleştirmenlerle hemen hemen aynı şeyleri yazmış, radyo programlarımda da ifade etmiştim. 9. Uluslar arası Tiyatro Festivali başlıklı yazıma tiyatronline sitesi editörü Yaşam Kaya yer vermek istediğini belirtmişti. Sonraki yazışmamızda benden yazı için bir fotoğrafta rica etmişti. Sizlerinde gazeteport’ta öncelikli okuduğunuz bu yazı, bahsettiğim sitede 5 gün kadar yayında kaldı. Yazımı daha sonra gerekçe bildirilmeksizin aynı editör siteden kaldırıldı. Eleştiri kabul etmeyen bir tiyatro yönetimi ve karşılarında tiyatronun gelişimine katkı sağlayabilecek yazılar yayımlayan bir site yönetimi yazım dolayısıyla ne yazık ki karşı karşıya geldi. Editörlük görevi verdiği kararın arkasında durmayı gerektirir. Ne yazık ki Yaşam Kaya gelen baskılara dayanamayıp yazımı siteden kaldırmayı uygun gördü. Yazımın tiyatronline sitesinde yayımlanması ya da yayımlanmaması değil üzerinde durduğum şey. Etik olarak yapılan işin doğru olmaması. Sansür, yasakçı zihniyet her yerde kendini gösteriyor. Sanat işi yapan kişilerin bu tür konularda aynı duruma düşmesini çok acıklı buluyorum. Geçtiğimiz aylarda Düğün ya da Davul adlı oyunla benzer bir çağdışı uygulamaya maruz kalmıştı tiyatro yönetimimiz. Bizler söküklerimizi birbirimize göstereceğiz ki, daha gülünç duruma düşmeyelim.
Festival süreci içerisinde çıkan gazetelere göz attığımızda Sayın Gökçer’in başarısızlığını Taka Gazetesi 12 Mayıs tarihli bir haberle şöyle duyuruyordu: “Festivalin öncesinde Tiyatro yönetimi toplu olarak basın kuruluşlarını gezer ve duyuru için bir dizi çalışma yapardı. Bu dönem olmadı! Ne yapıldı? Kadri Özcan dönemindeki yazılar kopyalanmış ve Murat Gökçer’in resmi konularak anonslarla iş geçiştirilmiş. Umarız bundan sonra ‘yapılmak için festival yapılmaz.’ Ve Festival yapılırken de kentle birlikte kenetlenilir. Murat Gökçer, birilerine mesafe koyabilir ama kent ile tiyatro arasına duvar çekemez!”.
Bir önceki yönetimin kaleme aldığı yazıları 20. Yıl kitapçığına kendi yazısı gibi kopyala yapıştır yöntemi kullanarak eklemiş birinin kanımca yönetimde başarısından söz edilemez. Tiyatro Müdürlüğü oyun gereği verilmiş bir rol değil üstelik. Geçtiğimiz yazımda belli konularda yanıtlar istediğim Sayın Gökçer’in bu yazıma yanıt vermesini hiç beklemiyorum.
bkz:http://www.gazeteport.com.tr/YAZARARANIYOR/NEWS/GP_229530