
Birol Topaloğlu uzunca sayılabilecek altı yıllık aradan sonra Ezmoce adlı albümünü müzikseverlerin beğenisine sundu. Önceki albümleri gibi bu albümü de Kalan Müzik'ten çıktı. Türkiye'de Kalan Müzik otantik, geleneksel, özgün ve etnik müzik gibi geniş bir yelpazede akla gelebilen ilk isimdir.
Birol Topaloğlu'nu yakından tanımama, aynı zamanda sıkı bir dinleyicisi olmama, birçok konserlerinde izlememe ve şarkılarını çok iyi tanıdığımı düşünmeme rağmen bu albüm alışılmışın çok dışında geldi bana. Geleneksel ve modern enstrümanların sentezi bence etnik müzik çizgisini aşıp geleneksellik ve evrenselliğin çağdaş buluşmasını ortaya koymuş. Birol Topaloğlu'nun otantik yorumu parçaların üzerinden popülarite kaygısını silip geçmiş. Topaloğlu albümdeki bütün parçalara emek vermiş. Birkaç parça dışında tamamının düzenlemesi kendisine ait, müzik yönetmeni de kendisi. Titiz bir stüdyo aşamasından sonra sunulduğu açık.
Birol Topaloğlu'nun şu sözleri benim çok dikkatimi çekti. Albümün çıkışından sonraki ilk sohbetlerde çalışmanın zorluğundan, olanaksızlıklardan, yorulmaktan vs. hiç söz ettiğini duymadım. Oysa ne süreçlerden geçilip bu günlere gelinmişti. Topaloğlu'nun bu sözleri çok dikkat çekicidir. "Mükemmel bir albüm yaptığımı düşünmüyorum. Eğer bu bir çizgiyse bundan sonra daha iyisini yapabilmeyi amaçlıyorum, çalışmamı bu yönde sürdürmek arzusundayım" diyordu. Daha albümün teri kurumadan daha iyisini amaçlayabilmek. Birol Topaloğlu'nu biraz tanıyanlar daha iyisinin en azından çok uzak olmadığını tahmin edebilir. Bilmiyorum ben böyle anladım.
Albümde hiç duyulmamış parçaların yanı sıra kulağımızın hiç de yabancı olmadığı şarkılar da var. Teker teker bunların üzerinde durmayı düşünmüyoruz ama bunlardan biri var ki, birçok sanatçı tarafından okunmuş, Lazların dışında da çok sevilmiş ve birçok tartışmalara da konu olmuş bir parça vardır. Ondan biraz söz etmek gerekir. Didou Nana.
Didou Nana Türkiye'de ilk defa Birol Topaloğlu tarafından okundu. 1997 yılında yine Kalan Müzik'ten çıkan Heyamo adlı albümde yer alan bu parça Erkan Oğur düzenlemesiyle karşımıza çıkmıştı. O zamanlar anonim olarak bilinen bu parçayı Sevgili Kazım Koyuncu kitlelere taşımıştı. Kazım'ın adıyla özdeşleşen bu parça başka sanatçılar tarafından da okunup içinin boşaltılmasına çalışıldıysa da Kazım Koyuncu adı bu şarkının seviyesini hep korudu. Daha sonra yaşanan tatsız süreçlere bu parçanın adı da karıştı. Anonim Megrel Halk Şarkısı olarak bilinen bu parça MESAM'da Birol Topaloğlu adına kayıtlıydı. Elbette ki bu bir hataydı ve Topaloğlu bu hatasını düzeltti. Şimdi yeni albüme bakıyorum Birol Topaloğlu sadece hatasını düzeltmemiş, içi boşaltılmaya çalışılan bu parçanın içini yeniden doldurmuş.
Birol Topaloğlu bu parçanın anonim olmadığını öğrenince araştırmalarını yoğunlaştırıp şarkının bestecisinin adını bulmuş. Bir şekilde iletişime geçmiş ve bu güzel şarkının besteci ve söz yazarının adını yeniden bir yorumla albüm kapaklarına taşımış. Evet bu güzel beste Nana Belkania'nın duygularından damlamış. Ne kadar kolay öğreniyoruz ama değil mi?
Dido Nana sahibinin özgün yorumuyla adeta Birol'un kulağına fısıldanarak yüreğine ulaştırılmış gibi. Şiir tadında lirik bir düet.

Birol Topaloğlu on beş yıldır Laz Müziği üzerine çalışmalar yapıp eserler üretiyor. Köylerden, yaylalardan, geleneklerden, inançlardan derlemeler yapıp kaynağın yerinden besleniyor. Albümün yineline bakıldığında Birol Topaloğlu çizgisinin korunduğu gözleniyor. Bu çizgi özgün Laz Müziğini Karadeniz müziği denen içi boşaltılmış tüketim kültüründen ayıran kalın bir çizgidir. Birol Topaloğlu Laz Müziği denince akla gelen ilk isim değil, ne yazık ki tek isimdir. Bu alanda önemli bir boşluk vardır ve bu boşlukta Birol Topaloğlu tek başınadır. Bu alanda yürümek isteyen gençlere önemli bir basamaktır. Dört bir yanımız tüketim kültürünün kuşatmasındayken bu değerlerimize sahip çıkıp koruyabilmek dileklerimle.