Trabzon Forum | resim, fotoğraf, müzik, video, rehber, rapidshare, mp3
Ekim 14, 2008, 01:29:38 am *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular: Forumumuza üye değilseniz,mesaj gönderemez, mesaj eklerinde yer alan resim ve müzik dosyalarını açamazsınız. Lütfen üye olurken sizi doğru tanıyabilmemiz için profil bölümünü tam doldurunuz.
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Takvim Giriş Yap Kayıt  

Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: ''Çernobil Felaketini Unutamamak!''  (Okunma Sayısı 1557 defa)
AkkesE
Yönetici
Hero Member
*****

Karma: 2
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1018

hı.??


Üyelik Bilgileri
« : Mayıs 05, 2007, 07:23:24 am »


Bugün, 26 Nisan 2007. İşte, asla unutulmaması gereken günlerden biri daha...

On binlerce Kişinin ölümü yanında yüzbinlerce insani radyasyonun sinsi ve derin kaderine terkedildiği bir gün. Sevgili Kazımi bizden ayıran o lanet kanserin sebebi, hazırlayicisi suçlusu o gün. Acı ve ibretle anılacak bir gün o gün.
1986 nin 26 Nisan gecesinde yaşanan o felaket hepimizi fazlasi ile ilgilendirdi. Çernobil, kaza sonrasi yaydiği radyasyon sayesinde ve sonrasında etkisine aldiği binlerce insan nedeniyle hep gündemde kaldi ve kalmayada devam edecek. Kaza sonrasi özellikle karadeniz etkisi ortaya çikan bu felaketin o günkü sorumlulari yaninda kazaya ve etkilerine bizimle alay edercesine yaklaşan politikacilari da görduk... Unutmayacağız!

Çernobilin açtiği yarayi anlamak için, kazanin boyutunu kavramak gerekiyor.

Nedir bu Çernobil kazası peki?
Bir nükleer kazadır görünürde. Fakat öylesine bir kazadır ki Hiroşima ve Nagazaki'ye atılan atom bombalarının açığa çıkardığı toplam radyasyondan 200 kat fazla radyasyonun açığa çıkmasına sebep olmuştur.

Öyle bir kazadır ki, ilk patlamada yalnızca 31 kişi hayatını kaybetmiş olsa da, kazanın üstünden onlarca yıl geçmesine rağmen birçok insan Çernobil nedeniyle ölmeye devam ediyor.

Bir yıkımdır. Bir facia hatta.

Bir yıkımdır; çünkü eski Sovyetler Birliği'nin Ukrayna ve Beyaz Rusya sınırında yer alan ormanlar Avrupa'nın en zengin doğal yaşam alanlarından biridir. Bünyesinde pek çok hayvan türünü barındırdığı gibi, 270 farklı kuş çeşidinin de ev esahibi durumundadır.

Sahip olduğu bu inanılmaz biyolojik çeşitlilik üstünlüğüyle rahatlıkla milli park olabilecekken... Tutup da bir nükleer reaktör inşaa edilmiştir bu topraklara. Tamam inşaa edildi, böyle kalsa da kabul. Yok, hayır. İlle de bu doğal cenneti cehenneme çevirmek zorunda insanoğlu. İlle de yeni denemeler yapılmalı. Sınırlar zorlanmalı.

Atom çekirdeğinden enerji elde ediyorsun, düşünsene. Deneme yanılma kaldıracak bir alan mı bu?

Keçiboynuzundan bal çıkarma misali, insanlık için yararlı olacağı dahi belirsiz bir deney için, bir de üstüne yapılan yanlışlıklar eklenince, yaşanması neredeyse kaçınılmaz hale gelen bir kazadır Çernobil. En azından tarihe böyle geçmiştir.

Üstünden geçen onlarca yılda yüzlerce insanın canından olmasının yanında doğal yaşam ortamlarına ve bir bütün olarak insanlığa yönelen yıkıcı etkisi daha yıllarca sürecek bir yıkımdır söz konusu olan.

 Sonuçları açısından böylesine ciddi, neredeyse facia boyutu taşımasına rağmen Çernobil'deki nükleer santral çalışmasına ara dahi vermedi kazanın ardından. Son reaktör kapatılana kadar irili ufaklı birçok kaza ya da radyasyon sızıntılarıyla gündeme gelen bir yer olmaya devam edip durdu.

Son reaktör kapatıldı, kapatılmasına ama ne yaşattığı sorunlar bitti ne de yarattığı tehlike.

Kapatılan reaktörü kaplamak için kullanılan betonda oluşan çatlaklardan hâlâ radyasyon sızıyor mesela. Bu sızıntıyı ve diğer problemleri tamamen ortadan kaldırmanın maliyeti ise 650 milyon dolar.

Astarı yüzünden pahalı diye işte buna denir. Bütün bu süregiden tatsızlıklar yüzünden, Çernobil Nükleer Santrali'nin kapatılmış olmasına dahi sevinemiyoruz ne yazık ki...

Aslına bakılırsa Avrupa'da nükleer santrallerden vazgeçme eğilimi söz konusu. Bu eğilime rağmen nükleer santralde ısrar eden iki ülke var şimdilerde: Rusya ve Türkiye.

Tüm insanlar aynı atmosferi paylaşır, aynı dünya toprağında hayatını sürdürür ve aynı havayı solur. Bu atmosferi ve toprakları kirletmeye kimsenin hakkı yoktur. Hele de devlet yetkililerinin kendi çıkarları için insanoğlunun yaşam alanlarını daraltmaya hiç mi hiç hakkı yoktur.


Bu yetkililer, madem, batan gemiyi terk eden fareler misali önce kendileri ve ailelerinin canını kurtarma derdindeler, radyasyonun yarattığı etkilerin nereye giderlerse gitsinler peşlerini bırakmayacağını hiç düşünmezler mi?

Akılları bu kadar mı kısa vadeli çıkarlarına kilitlenmiş, gözlerini bu kadar mı hırs perdeleri örtmüş...

Kaza sırasında 13 yaşında olan Kiev'li gazeteci Anastasia Zanuda'nın sözlerine kulak verildiğinde durumun tam da böyle olduğu anlaşılır.

 "Sovyet yetkililer paniği önlemeye kararlıydı. Kent çıkışında ve her köşe başında, insanların kenti terk etmesini engellemek için polisler duruyordu. Uçakta yer bulmaksa imkânsızdı. Çünkü, hepsi parti yetkililerinin *** için ayrılmıştı" (Kaynak: Focus Dergisi) diyor Zanuda. Onun bu sözleri yetkililerin "önce ben" zihniyetini ele veriyor. Sorumluluktan hiç mi hiç nasiplerini alamadıklarını da.

İşin doğrusu, bu yetkililerin tüm insanlığın bir aile olduğu ve kıyıda ölüme terk ettileri kişilerin kendi ***ndan hiç mi hiç farklı olmadığını öğrenmeye ihtiyaçları var. İnsan olmanın ne anlama geldiğini öğrenmeye ihtiyaçları var. Önce bunu öğrensinler. Sonra reaktör mü kurarlar artık, yoksa başka işlere mi girişirler, belli olmaz?

Çernobil sonrasında ortaya çıkan rakamlarsa gerçekten ürkütücü.
Bunlara kısaca göz atacak olursak:
Kaza sonucu ölenlerin sayısının 15,000 olduğu ve yaklaşık 50,000 kişinin de sakat kaldığı,
3,5 milyon kişinin ciddi rahatsızlıklarla pençeleştiği,
Kazadan bu yana Ukrayna'da troid kanserinin on kat arttığı,
1.500 dönümlük ormanın yok olduğu
Bazı hayvan türlerinin yok olmakla yüz yüze geldiği ya da yinetik değişikliklere uğradığı görülür.

 Yapılan araştırmalar sonunda radyoaktif "Kızıl Orman"da bulunan fare kalıntılarının yinetik değişime uğradıkları görüldü.

Ne yazık ki ölümler son bulmayacak. Belki bu kazalar, haksız kazanç ve insan canına, doğaya verilen önemin çoğalmasını da sağlamayacak. Yıllar sonra bile kazanın etkiler sürerken, evlerimizde ağıtlar ve acılar son bulmayacak. Ama umut hiç bitmeyecek. Sevgimiz hiç bitmeyecek. Barışın ve doğrunun hüküm sürdüğü bir dünya için yaşamaya ve direnmeye devam edeceğiz.

İnsanlık tarihinin bu yüz karası kazasını 21. yılında bir kez daha lanetliyoruz. Ve nükleer santralleri durdurun diyoruz. Bu dünya hepimizin ve ölen her insan bizim insanımız

« Son Düzenleme: Ocak 25, 2008, 07:04:37 am Gönderen: MkkabulL » Logged


Seninle ağladık senle güldük biz
Bu sevda uğruna canlar verdik biz
MAVİ si tutsak olsun BEYAZ özgürlük
HERKESE NASİP OLMAZ BEŞİKDÜZLÜLÜK
azram
azram
Yeni Üye
*

Karma: 0
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 34

Avatar Yok

Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #1 : Ekim 04, 2007, 04:44:48 am »

İnsanlık tarihinin bu yüz karası kazasını 21. yılında bir kez daha lanetliyoruz. Ve nükleer santralleri durdurun diyoruz. Bu dünya hepimizin ve ölen her insan bizim insanımız


LANETLİYORUZ......
Logged

Gerçek sevgi kötülük gördüğünde azalmayıp;iyilik gördüğünde artmayandır...
Hasan KARAHİSAR
Hasan KARAHİSAR
Yeni Üye
*

Karma: 0
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 14

hasankarahisar@hotmail.com
Üyelik Bilgileri E-Posta
« Yanıtla #2 : Şubat 22, 2008, 04:14:30 am »

İnsanlık tarihinin bu yüz karası kazasını 21. yılında bir kez daha lanetliyoruz. Ve nükleer santralleri durdurun diyoruz. Bu dünya hepimizin ve ölen her insan bizim insanımız


LANETLİYORUZ......azram,kardeşim benim,bu konu (çenobil)benim canımı çok yaktı.Bir ablam kanserden vefat etti.İkisi beyinden biride bağırsaktan olmak üzere üç ablamda şu an hayat mücadelesi veriyor,onlara ve tüm lanet olası çernobil kurbanlarına Allah acil şifalar versin.

Logged

DİZÜSTÜ YAŞAMAKTANSA,AYAKTA ÖLMEYİ YEĞLERİM.
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.6 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks