Trabzon.org Forum
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.
Mayıs 18, 2012, 04:38:10 am

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Ara:     Gelişmiş Arama
5,566 Mesaj 2,743 Konu Gönderen: 2,798 Üye
Son üye: etoretoking
* Ana Sayfa Yardım Ara Takvim Giriş Yap Kayıt
+  Trabzon.org Forum
|-+  Meydan Parkı
| |-+  Fıkralar
| | |-+  Çeşitli Fıkralar
« önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Çeşitli Fıkralar  (Okunma Sayısı 1196 defa)
trabzonorg
trabzon.org
Administrator
Hero Member
*****

Karma: 1
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 841



Üyelik Bilgileri E-Posta
« : Nisan 23, 2007, 11:28:09 pm »

Kim 1 Trilyon İster?

Bir Karadenizli "Life TV Show " adlı yarışma programına katılır.
1.000.000.000.000 TL (1 Trilyon) Siz de bir deneyin...


Sunucu aşağıdaki soruları sorar:

1. Tarihteki Yüzyıl Savaşları ne kadar sürmüştür?
A 116 Yıl B 99 Yıl C 100 Yıl D 150 Yıl

* Karadenizli bu soruda pas geçme hakkını kullanır...

2. Panama Şapkası hangi ülkede keşfedilmiştir?
A Brezilya B Şili C Panama D Ekvador

* Karadenizli seyircilerin yardımını istemiştir...

3. Rusların Bayramı olan Ekim Direnişi hangi aydadır?
A Ocak B Eylül C Ekim D Kasım

* Karadenizli telefon hakkını kullanıyor ve başka bir Karadenizliyi arıyor...

4. Kral Georg IV doğru adı nedir?
A Albert B Georg C Manuell D Jonas

* Karadenizli, iki yanlışı eleme hakkını kullanıyor...

5. Kanarya Adaları`nın ismi, hangi hayvandan gelmiştir?
A Kanarya B Kanguru C Fare D Fokbalığı

* Karadenizli oyundan çekiliyor.

Not: Okurken güldüyseniz doğru cevaplara da bir göz atın:

1. Yüzyıl Savaşları 116 Yıl sürdü (1337 ile 1453 arası)
2. Panama şapkası Ekvador`da keşfedilmiştir.
3. Rus bayramı "Ekim Direnişi" 7 Kasım`da kutlanır.
4. Kral Georg IV `un asıl adı Albert. Kral 1936 yılında ismini değiştirmiştir
5. Kanarya adalarının Latince adı "Fokların" adasıdır ve bu isim "Fokbalığı"`ndan gelmiştir.

Ne oldu...? Bir an kendinizi Karadenizli`den daha mi zeki sanmıştınız...?


Pasaport

Amerika'da zencinin biri pasaportunu kaybetmiş. Tam da Türkiye'ye tatile gideceği gün. Aksilik bu ya...

Uçağı kaçıracak, kara kara düşünürken yolda bir pasaport bulmasın mı ?!.. Hemen almış yerden, bir bakmış ki Leanardo di Caprio'nun pasaportu..

"Ne olursa olsun" demiş ve şansını denemeye karar vermiş.
Çıkarmıs Leonardo'nun fotografını, kendi fotografını yapıştırmış..
Uçmus Türkiye'ye.
Atatürk Hava Limaninda görevli gümrük memuru Temel'in karşısına geçmiş.. Almış pasaportu eline Temel adamın ismine bakmış :
''Leonardo di Caprio", fotoğrafa bakmış, bir zenci.
Adama bakmış aynı zenci...
Bir kaç şaşkın bakıştan sonra Temel öbür masaya seslenmiş,
"Ula Cemal, bu Titanik batmış mıydı yoksa yanmış mıydı?"

Issız Ada

Temel, bir Fransız ve bir Amerikalı ile ıssız bir adadaymış. Bir gün iyi huylu bir deniz perisi gelip demiş ki:

- Uzun zamandır izliyorum sizi. Geminiz battıktan sonra cok acı çektiniz. Dileyin benden, ne dilerseniz.

- N'olur beni Fransa'ya gonder, demiş Fransız. hoop gitmiş Paris'e.

- Beni de Amerika'ya lütfen demiş Amerikalı ve o da hoop California'ya.

Sıra Temel'e gelmiş. Düşünmüş, düşünmüş.

- O Fransız ile Amerikalı uşakları çok özledim. Çağır onları geriye.

Lazlar Ruslar

Karadenizlilerle ruslar savaşıyorlarmış.

Lazlar el bombalarını ruslara fırlatıyorlarmış, ruslarda bombaların pimini çekip geri lazlara fırlatıyorlarmış.

Astronotlar

Dallas'daki NASA uzay üssüunde, üs komutanı, George ve Bob adındaki astronotları yanına çagırıp, ertesi gün çikacakları Mars yolculuğu hakkında son talimatları verir ve bu zor yolculuğun öncesinde uyumak üzere evlerine gitmelerini söyler. Her iki astronot da, talimata uyup evlerine giderler. George tam uyumak üzereyken telefon gelir. Arayan Bob'dur.

- "Alo, George. Ben Bob. Uyudun mu?"
- "Henüz değil."
- "Ben çok heyecanlıyım. Uyku tutmadı. Sana da uyarsa, benimle birlikte içmeye ne dersin? Uzun süre içki içemiyeceğiz..."
- "Ok."
Bir saat sonra George ve Bob buluşurlar, bir bara girip içki söylerler. Barmen tam içkiyi verirken ikisine de dikkatlice bakar.

- "Hey men. Sizi tanıdım. Yarın Mars'a gidecek astronotlarsınız. Size içki verdiğim ortaya çıkarsa bir daha Dallas'ta ekmek yiyemem ben. Kusura bakmayın."

George ve Bob barmenle tartışmalarına rağmen o barda içki içemezler.

Başka barlarda şanslarını denerler; ama TV programlarını sürekli izleyen barmenler onları her seferinde tanırlar ve içki vermeyi reddederler.

Marketler de kapalıdır. Tam eve dönmeye karar verdiklerinde Bob'un aklına bir fikir gelir.

- "Yahu George'cuğum. Bizim uzay roketine koydukları yakıtın kokusunu hatırlıyor musun? Aynı viski gibiydi. İstiyorsan ondan içelim."

Birlikte uzay üssüne girerler. Kontrol etmek bahanesiyle yakıt tankının yanına gelirler. Kimse şüphelenmez. Onlara güvenmeyip de kime güveneceklerdir ki zaten. Ertesi sabah füzeye binecek olanlar onlardır.

George ve Bob yakıt tankından aldıkları yakıttan birer kadeh içerler sonra da evlerine giderler. George tam uyumak üzereyken telefon çalar. Arayan yine Bob'dur.

- "Alo George. Yine ben. Rahatsız ettim ama kusura bakma. Sana birşey sormak istiyorum. Karnın ağrıyor mu?"
- "Evet Bob. Hem de cok."

- "Peki. O zaman sakın gaz çıkarayım deme. Ben seni TOKYO'dan arıyorum..."

Motivasyon

Tayfa kaptanına bağırır; "Ufukta düşman gemisi göründü.

Kaptan,2.kaptana emreder;"Çabuk benim kırmızı gömleğimi getirin."
Kaptan gömleği giyer savaşı kazanırlar.

Ertesi gün tayfa yine bağırır;
"Ufukta 3 düşman gemisi vaaaar!
" Kaptan yine kırmızı gömleğini ister. Gömlek gelir, kaptan giyer
savaşı
yine kazanırlar.

Akşam 2.kaptan, kaptana;
"Neden savaşta kırmızı gömleğinizi giyiyorsunuz?"der.
Kaptan şöyle yanıt verir;
"Eğer savaşta yara alırsam kanadığı belli olmasın, sizler
disiplininizi
bozmayın diye.

Ertesi gün tayfa bağırır;
"Ufukta 7 düşman gemisi var." Kaptan bu kez şöyle emreder;

"Çabuk kahverengi pantolonumu getirin."


Hangi Otel

İsviçre Çin'e savaş ilan etmiş. Bir şekilde Çin'e kadar gelmişler. Haber Çin başbakanına geç ulaşmış.
- Başbakanım İsviçreliler saldırdı Pekin'e girdiler.
- Isviçre de ne?
- Avrupada bir ülke
- Kaç kisi bunlar?
- 5 milyon
- Hangi otelde kalıyorlar?

Müebbet

Zamanın en buyuk Mayfa babası çok ağır bir suçtan yargılanmaktadır ve idamı istenmektedir. Juri üyelerinin icinde Temel de vardır. Mafyanın adamları mahkemeden once Temeli bir kenera cekerler ve soyle derler: - Temel ne yap et Babanın idam kararını müebbet'e çevir yoksa bu senin sonun olur derler!!!

Temel'in içine korku duşmuştur acep ne yapsamda bu adamı kurtarsam diye düşünür. Dava başlar günlerce devam eder ve nihayet jüri uyeleri karar vermek üzere odalarına geçerler. Aradan uzun bir süre geçtikten sonra jüri geri gelir ve kararını okur:

- Müebbet hapis derler

Bunu duyan Babanın adamları ne yapacaklarını şaşırırlar doğru Temel'e gidip afferim sana Temel şimdi gözümüze girdin derler. Ehh be Temel iyi guzel de bu işi nasıl başardın diye sorarlar:

-Temel "Sormayın uşaklar der millet Beraat Beraat diye tutturdu Müebbete çevirene kadar aklan karayı seçtim der"

İlan-ı Harp

Ülkelerin birbirlerine önceden savaş ilan ederek savaştıkları dönemde, bizim "Rize" İli'miz Çin Devletine savaş ilan etmiş! Çin'liler uzun uzun araştırmışlar ancak "Rize" diye bir devleti hiç duymadıkları gibi haritadan da böyle bir devleti bulamamışlar. Daha sonra Çinlinin biri Türkiye'de Rize diye bir yerin varlığını öğrenmiş ve bunu yönetime bildirmiş, Rize bir devlet olmasa bile Çin yönetimi ortada ilan edilmiş savaş olduğu için bütün ordularını toplayarak karadan ve denizden Rize'ye doğru gelmeye başlarlar, bu arada Rize boş durmayıp yaşlılardan oluşan bir savaş komitesi kurmuş geride kalan genç, çocuk ve kadınlar da mevzilerdeki yerlerini almış Çinlileri beklemeye başlamışlar, derken denizden ve karadan mahşeri bir kalabalıkla çin askerleri görünmeye başlamış ve o hızla da bütün önlerine çıkan Rizelileri kesip biçmeye başlamışlar ancak yaşlılardan oluşan savaş komitesinden ateş emri gelmediği için mevzilerde bakleyen Rizeli milisler Çinlilere karşılık veremiyorlarmış, bu durum epey uzayınca Rizeli gençlerden biri fazla dayanamayıp mevziden fırladığı gibi doğruca savaş komutasının bulunduğu karargaha girerek 'bir hışımla' "Çinliler celdi hepumuzi çeseyiler, biz onlara bişe edemeyiruk, bize niye ateş emri vermeyisunuz, yoksa korktunuz mi? aha bu Çinlilerden der." bunun üzerine Komitenin Başkanı; "uşağum sen ne deyisun, ne korkması, biz aha bu kadar Çinliyi nereye gömeceuk oni karar etmeye çalişiyiruk"

Amerikan Teknoloji

Amerikalı'lar yeni bir uçak geliştiriler ve bu uçağı denemek için Arabistan'a götürürler. Bir Arap pilotunu uçağa bindirirler ve uçak havalanır. Arap pilot uçağı kullanırken dört motordan biri patlar.

Göstergelerde "Don't panic. This is American technology" yazısı görülür.

Pilot rahatlar. Daha sonra bir motor daha patlar ve göstergelerde yine aynı yazı görülür. Pilot da uçmaya devam eder.

Ne var ki az sonra iki motor birden patlar. Hiç motor kalmayınca Arap pilot panikler.

Tam bu esnada göstergelerde yine aynı yazı görülür ve uçak kendi kendini yumuşak bir şekilde indirir.

Araplar pilottan bu olayı öğrenince şaşırırlar ve kendileri de böyle bir uçak yapmaya karar verirler.

Pilot biner uçağa, başlar uçmaya. Bir iki dakika sonra bir motor patlar. Göstergelerde "Don't panic. This is Arabic technology" yazısı görülür.

Az sonra ikinci motor da patlar ve aynı yazı gözükünce Amerikalı pilot: "Ulan bizim uçağın aynısını taklit etmişler." der.

Derken iki motor birden patlayınca uçağın kendi kendini yere indireceğini düşünen pilot göstergelerde şu yazıyı görür:
"Don't panic. This is Arabic technology. Please repeat after me. Eşhe dü enla ilahe illallah...."

Sigara Öldürür

Albay askerlerin sigara içmelerine engel olmak için kantinin duvarına bir yazı asmıştır.Yazıda :
-Sigara öldürür, diye yazıyormuş.
Ertesi gün oradan geçen albay yazının altındaki cevabı görmüş :
-Türk askeri ölümden korkmaz!

Pazarlama Stratejisi

Sigortacının biri orduya gider.
Askerler içtimadadır.
Başlar anlatmaya:
- Ben size sigorta satmaya geldim. Sigorta almayanlar savaşa gittiğinde beynine bir kurşun yerse, ailesi hiç para alamaz; sigortalı olanların ailesine ise, devlet yüklü bir para öder. Şimdi kimler
sigorta yaptırmak istiyor?
Kimseden ses çıkmaz.
İki kez daha anlatır ama yine ses çıkmaz.
Sigortacı gitmek üzereyken kıdemli bir Başçavuş gelir ve:
- Bir de ben anlatayım, ben bunların dilini konuşurum
der ve askerlere seslenir:
- Beyler, şimdi sigorta olup da beynine kurşun yiyenlere devletin ne kadar para ödeyeceğini duydunuz mu?
- Duyduk, der herkes.
- Şimdi siz hesap edin. Bundan sonra ilk çıkacak savaşta devlet, savaşa sigorta olanları mı, sigortasız olanları mı sürer?

Temel'e Mercedes lazım...

Bizim Temel ile Cemal bir gün lüks bir otelin lobisinde güzel bir kadın görürler. Temel der ki,
- Ula Cemal, gidip bi bakayım, bu kadın bize pas verir mi?

Temel yaklaşır kadına, sorar :
- Benimle bi yemek yemek ister misunuz ?
- Bahse girerim şu kapıdaki Mercedes sizin degil.
- Değildur.
- Söyle iyi durumda bir banka hesabınız da yoktur sanırım.
- Yoktur.
- Karadeniz kıyılarında şöyle iki katlı bir çiftlik eviniz de yoktur heralde.
- Yoktur.
- Hadi o zaman çek arabanı!

Temel boynu bükük döner Cemal`in yanına :
- Ula Cemal, benim Limuzini sana versem Mercedesini bana verir misun?
- Verirum Temel`im
- Bi telefon etsem kendi bankamda bana hesap açarlar mi ?
- Açarlar Temel`im.
- Tamam o da kolay da, heralde bizim peder uçüncü katı yıkmama izin vermez...

Kamuflaj

Askerde kamuflaj yarışması var... Herkes çuvallara giriyor,komutan gelip tekme atıyor onlarda hayvan sesleri çıkarıyorlar komutan onaylıyor.
Birinci çuvala vuruyor.. Hav hav hav. Komutan aferin diyor köpek çuvalı.... İkinci çuvala vuruyor, miyav miyav.. Komutan yine beğeniyor..
Böyle on onbeş çuval geziyor. Hepsi çok iyi taklit yapıyorlar... En son çuvala vuruyor ses yok... Daha sert vuruyor yine ses yok, tekme, tokat, tahta, tüfek, ses yok... Askerlere emir veriyor iyicene tekmeleyin... Çuvaldan kan sızmaya başlıyor..
Beş dakika sonra da ince, bitkin bir ses:
"Patateeeeeees"

Ateşiniz var mı?

3 astranot uzaya gidecek. Bunlardan biri Alman biri İngiliz biri de bizim Temel.

Bunlar yıllarca gelmiyecekleri için en önemli ihtiyaclarını sorarlar. Alman bana sarışın, esmer, kumral hatun der. İngiliz bana bol bol içki der. Bizim Temel baaa bol bol cigara der. İstekler temin edilip uzaya fırlatılırlar.

Aradan yıllar geçer 3 astronot geri dönüyorlar. Tabi aileler merakla bekliyor. Önce Alman iniyor dalyan gibi Alman olmuş iğne iplik. Sonra İngiliz iniyor adam zil zorna sarhoş. Tabi ki sıra Temele geliyor. Temel kapıda görünür görünmez bi fırlıyor ağzında cigarayla:
- "Allahını seven baaa ateş versuuun."
Logged
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.4 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!