Trabzon Forum | resim, fotoğraf, müzik, video, rehber, rapidshare, mp3
Ağustos 30, 2008, 01:24:15 am *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular: Forumumuza üye değilseniz,mesaj gönderemez, mesaj eklerinde yer alan resim ve müzik dosyalarını açamazsınız. Lütfen üye olurken sizi doğru tanıyabilmemiz için profil bölümünü tam doldurunuz.
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Takvim Giriş Yap Kayıt  

Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Doğu Karadeniz Dağları'nın efsanesi: Dorukların Horozu  (Okunma Sayısı 188 defa)
AkkesE
Mehmet Kemal
Yönetici
Hero Member
*****

Karma: 2
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 999

hı.??


Üyelik Bilgileri
« : Mayıs 25, 2008, 05:30:21 am »

Dorukların Horozu

Adını bilen kişi çok az. Bilenler de onu hiç görmüyor. Nerede bulunabileceği sorulduğunda cevap hep aynı: 'Onu bulamazsınız.'Dağhorozu, Türkiye'de sadece birkaç bine yakın bireyi kalmış bir paçalı tavuk türü. Hem yaşadığı ırak coğrafya, hem de ilginç biyolojisi onu Doğu Karadeniz Dağları'nın efsanesi yapıyorr.

Yazı: Süreyya İsfendiyaroğlu


 
Tan ağarırken çok uzağımızda olmayan iki erkek birey birbirlerine yaklaştı. Biraz uzaklarında kahverengi tüylü dişiler duruyordu. Siyah renkli iki erkek önce hiç ses çıkartmadan birbirlerini tarttılar. Sonra bir tanesinin havaya sıçrayıp ıslık sesi çıkarmasıyla Doğu Karadeniz Dağları'nın sessizliği son buldu. Kanatlarını kaldıran erkeğin beyaz renkli kanat altı örtücü tüyleri görünüyordu. Bu sayede kendisini izleyen dişileri büyülediğini düşünse de esas mücadelesi şimdi bağlıyordu. Çünkü bölgesindeki diğer bütün erkekleri pes ettirmedikçe dişilerle çiftleşmesi mümkün değildi.

Birbirlerine üstünlüklerini kabul ettirmeye çalışan iki erkek havaya sıçrayıp kanatlarını birbirlerine vuruyor, gagaları ve tırnaklarıyla birbirlerini geri püskürtmeye çalışıyorlardı. Sonra sanki uzlaşmışlar gibi ikisi de bir anda durdu ve yan yana koşmaya bağladılar. Bu erkek dağhorozlarının çiftleşme öncesinde yaptıkları en tipik hareketlerden biriydi. Biraz koştuktan sonra birinin yavaşça uzaklaştığını gördüm. Çıplak yeşil yamaçta sadece bir erkek vardı ve dişiler artık onundu.

En parlak tüylerini kuşanmış dağhorozları Kafkasya'nın insandan uzak subalpin bölgelerindeki dik yamaçlarda milyonlarca yıldır bu çiftleşme yarışını yapıyorrlar. Ve yarışın sonunda dişiler güçlü buldukları erkeğin önünde eğilerek kendilerini ona sunuyorlar. Bu sayede de en güçlü genler gelecek nesillere aktarılıyor.
Dağhorozu (Tetrao mlokosiewiczi) sadece Kafkasya'da yaşayan bir paçalı tavuk. Bu yabani türün fosil kayıtları yakın akrabası ormanhorozuyla (Tetrao tetrix) en az 500 bin yıldır izole kaldığını gösteriyor. Ormanhorozu yüksek kuzey enlemlerinde daha geniş bir dağılıma sahipken, dağhorozu Kafkasya'da subalpin bölgelerde bulunuyor.

Doğa Derneği'nin bünyesinde 2004 yılından bu yana dağhorozunun korunması için Doğu Karadeniz Dağları'nda bir proje yapıyorrum. Doğa Koruma ve Milli Parklar yinel Müdürlüğü, BirdLife International ve İngiltere Kraliyet Kuşları Koruma Derneği (RSPB) ortaklığıyla yürütülen proje, Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı şirketi (BTC) tarafından destekleniyor.

Dağhorozu, Doğu Karadeniz Dağları'nda aynen bir efsane gibi yaşıyor. Gittiğimiz yerlerde adını bilen çok az kişi var. Bilenler de onu hiç görmemişler. Sisli yaylalarda mıhlamanın yanında çayımızı içerken dağhorozunu nerede bulabileceğimizi sorduğumuzda hep aynı cevap geliyor: "Onu bulamazsınız."

Az bilinmesinin sebebi hem çok ırak bölgelerde yaşaması, hem de sayısının azlığı. Kafkasya'ya endemik olmakla beraber dünyada yaşadığı alanların toplam büyüklüğü 12 bin kilometrekare olarak tahmin ediliyor. Bu alanlar Gürcistan, İran, Rusya, Ermenistan ve Türkiye sınırları içinde kalıyor. Türkiye'deki dağhorozu popülasyonunun 2 bin 500 - 3 bin birey civarında olduğu sanılıyor.

 
Yılda bir kez kuluçkaya yatan dağhorozu 20-25 günlük kuluçka süresi içinde yumurtalarının yüzde 5 ila yüzde 30'unu kaybediyor. Bunun ana sebebi yırtıcı hayvanlardan ziyade türün yaşadığı yerdeki zorlu hava koşulları. Yağışın ve fırtınanın ek**** olmadığı tepelerde yaşayan türün daha ilk ayda yavrularının yarısı ölüyor.
Dağhorozu günün ancak çok kısa bir zaman diliminde aktif olan bir tür. Günbatımından hemen önce ve gündoğumundan sonraki ilk iki-üç saat içinde izlenebiliyor. Günün büyük bir kısmını yoğun bitki örtüsü içerisinde saklanarak geçiriyor.

Bütün bunlar dağhorozunun az bilinmesine neden oluyor. Türkiye'de daha çok avcılar ve inekleri yayan kadınlar tanıyorlar onu. Türü en fazla bir defa görmüş olsalar da her yaylanın mutlaka anlatacak hikâyesi var.

Sivrikaya, Rize'nin İkizdere ilçesinde kendi halinde bir köydü, ta ki Buluntu Dağı ile At Dağı arasındaki Ovit Yaylası'ndan geçen geçit açılıp İspir'e otoyol yapılana kadar. Bir dönem her şeyden uzak olan Sivrikaya şimdi büyük bir otoyolun kenarında. Köylüler otoyolun getirmesini bekledikleri bereket ve zenginliğe ulaşamadıysalar da, bir süre sonra Sivrikaya'ya dünyanın her yerinden kuş gözlemcileri akmaya başladı. Amaçları daha kimsenin farkında olmadığı dağhorozlarını görmekti.

Sivrikayalı Mustafa Sarı yılların "dağhorozu emekçisi". Yaklaşık 16 yıldır dağhorozu için köye gelen kuş gözlemcilerine rehberlik yapıyorr. Ayrıca bu kuşların korunması için Büyük Yayla'ya çıkan yolun kontrolünü sağlamaya çalışıyor. Her şey bir İngiliz kuşbilimcinin yıllar önce oraya gelmesiyle başlamış. İngiliz gözlemci kuş kitabından birtakım resimler gösterirken dağhorozunu tanıyan Mustafa Sarı hareketleriyle bu kuşun orada bulunduğunu anlatmış.

Mustafa Sarı, İngiliz gözlemcinin ilk başta ona inanmadığını ama sabah onunla dağa çıkmaya da ikna olduğunu anlatıyor. Sabahın ilk ışıklarıyla yola çıkan ikili yaklaşık bir saat süren zorlu tırmanışın ardından ilk dağhorozunu görmüşler. Ve görmeleriyle de beraber yaşlı gözlemci bir sevinç çığlığı atıp Mustafa Sarı'nın boynuna sarılmış. Mustafa'yı çok ünlü yapacağını söyleyip köye turistlerin geleceğini ve Mustafa'nın rehberlik yapacağını anlatmış. Gerçekten de Mustafa Sarı'nın adı bugün Avrupa'daki birçok kuş kitabında yer alıyor.

Yılmaz Coşkun, İkizdere'de bir otel işletiyor. Gelen turistlerin çoğu konaklamak için onun tesisini tercih ediyorlar. Coşkun, ilki Temmuz 2005'te Doğa Derneği desteğiyle düzenlenen İkizdere Geleneksel Dağhorozu Festivali'nin de en büyük yerel destekçisi. Hayatında sadece iki kez gördüğü dağhorozu için Yılmaz Bey, "Çok güzel hayvan" diyor. "Uzun kıvrık kuyruğu, kırmızı ibiği... İnsan böyle bir canlıya nasıl kıyar?"

Dağhorozunun korunması için yürütülen proje kapsamında Erzincan, Bayburt, Gümüşhane, Artvin, Trabzon, Rize, Erzurum, Ardahan ve Kars'ta arazi çalışmaları gerçekleştirildi. Bulgular doğrultusunda da Doğa Koruma ve Milli Parklar yinel Müdürlüğü'yle beraber türün korunmasıyla ilgili altyapı çalışmaları da devam ediyor. Türkiye'de şu an çok az canlı türü için hazırlanmış bulunan ulusal eylem planının ilk taslağı oluşturuldu. Ayrıca Posof Yaban Hayatı Koruma Sahası ve Kaçkar Dağları Milli Parkı gibi iki önemli üreme alanında yine dağhorozunun korunmasına yönelik özel planlama önlemleri gündeme alındı. Özveriyle yapılan bu proje ile dağhorozunun Türkiye'deki geleceği artık daha aydınlık gözüküyor.


Atlas dergisi: Sayı 158 / Mayıs 2006
 
Ek foto:  Günbatımınıdan kısa bir süre önce ve güneş doğduktan hemen sonra aktif olan dağhorozları günün geri kalan saatlerini otların arasında saklanarak geçiriyor.
Fotoğraf: Ruedi Aeschlimann
Logged


Seninle ağladık senle güldük biz
Bu sevda uğruna canlar verdik biz
MAVİ si tutsak olsun BEYAZ özgürlük
HERKESE NASİP OLMAZ BEŞİKDÜZLÜLÜK
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.5 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
eXTReMe Tracker