Trabzon Forum | resim, fotoğraf, müzik, video, rehber, rapidshare, mp3
Ekim 15, 2008, 02:33:48 pm *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular: Forumumuza üye değilseniz,mesaj gönderemez, mesaj eklerinde yer alan resim ve müzik dosyalarını açamazsınız. Lütfen üye olurken sizi doğru tanıyabilmemiz için profil bölümünü tam doldurunuz.
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Takvim Giriş Yap Kayıt  

Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Evliya Çelebi'nin sönmez ışığı  (Okunma Sayısı 220 defa)
AkkesE
Yönetici
Hero Member
*****

Karma: 2
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1018

hı.??


Üyelik Bilgileri
« : Nisan 23, 2008, 09:23:20 am »

Evliya Çelebi’yi tek başına, bir hanın ya da kervansarayın karanlık odalarından birinde, bütün yolcular uyurken, mum ışığında, sıcağı sıcağına gözlemlerini, izlenimlerini, mürekkep ve rıh, kağıda düşerken düşlerim.

NTV-MSNBC yazarı Enis Batur'un yazısı...



 Kla****ler, bizi kendilerinden, varoluş, ortaya çıkış dönemlerinden ayıran geniş zaman diliminin ağırlaştırdığı, yoğunlaştırdğı büyük sulardır. Yüksek debileri, güçlü akıntılarıyla geçip gittikleri topraklardan söktükleriyle gitgide daha ağır, daha yoğun, geleceğe doğru koyulaşarak ilerlerler. Don Quijote üzerinde yapılan çağdaş araştırmalar, beş yüzyıl içinde farklı kültür ve coğrafyalardaki okunuş biçimlerinin bu yapıta ne denli değişik katmanlar yüklediğini göstermiştir. Özgün metin, kla****ler sözkonusu olduğunda, kendi kronolojik kafesini kıran, her çağın perspektifinden bünyesine, deyim yerindeyse tenine çeşitli boyutlar katma kapasitesine sahip, açıklanması güç bir mucize özü barındırır.


Evliya Çelebi’yi, gariptir ya da değildir, önce akranlarıyla birlikte düşünürüm, öteden beri. Bilirim ki, François Villon’la serserilik yapmamış, Rabelais’yle yakası açılmadık şarkılar söylememiş, Ronsard’la aynı dilber için şiirler döktürmemiş, Shakespeare ile aynı yollardan geçmemiş, Gongora’yla bir kelime yüzünden kavga etmemiştir - olsun: Bir biçimde, Tarih’in bir noktasında, evrensel kültürün canalıcı önemdeki bir dönemecinde, onlar ve başkaları, elele tutuşarak dans etmişlerdir, bana kalırsa.



Bir de, tek başına, bir hanın ya da kervansarayın karanlık odalarından birinde, bütün yolcular uyurken, mum ışığında, sıcağı sıcağına gözlemlerini, izlenimlerini, mürekkep ve rıh, kağıda düşerken düşlerim onu. Bana, sonraları Rembrandt’ın tablolarında ortaya çıkacak olan, karanlığın ortasında aydınlık, ermiş figürünü çağrıştırır Evliya Çelebi. Bu düş sahnesi, onu bize kazandıran düş kesitine bağlanır sonuçta: Dünya kültüründe, bir dil sürçmesine varoluşunu borçlu olduğumuz biricik büyük kla**** Seyahatname değil midir?

Ama Evliya Çelebi, hiç şüphesiz, ne sözümona akranlarıyla, ne tek başına kervansaray odasında, kurmaca bir figüre indiryinebilir: Bir düş kişisi değildir o, bizim kültürel coğrafyamızın en verimli beldelerinin arasında ön sırayı tutan yapıtından üzerimize ışığını düşürür. Seyahatname, bir tarih ya da coğrafya kitabı, bir siyasal belge, bir bilim araştırması, bir doğa kılavuzu, örf ve adetler üzerine bir inceleme olmadığı halde hem tümü, hem de fazlası olabildiyse, bunu Evliya Çelebi’nin yüzyılları aşmayı başaran bakış açısına borçluyuz.


Hümanist bilgelerde rastladığımız bir tür görünmez bütünlük kaygısıyla kalemini işe koşmuştur. Tarihçi, coğrafyacı, şehirci, doğa tarihçisi, dilci, insanbilimci ya da davranış bilimci, etnograf ya da arkeolog için paha biçilmez olma durumu bu temel özelliğinden gelir. Herkesin, hepimizin yolunun düşeceği vazgeçilmesi olanaksız adrestir Seyahatname; herkesin, hepimizin bir gün değilse bir başkası, kılavuzu olmuştur, olacaktır Çelebi.




Yeryüzü kültürünün tarihi, ünlü İskenderiye Kütüphanesi yangınından bu yana kayıtları tutulan kayıplarla kaplı. Bir köşede, unutuluşun bağrından çıkarılmayı bekleyen sayısız elyazması, kutlu bir el onları günışığına çıkarasıya, benzeri bir yazgıyı paylaşıyor.

Evliya Çelebi Seyahatnamesi, bu açıdan bakıldığında, iyi ki böyle bir talihsizliğin kurbanı olmamış diyebiliyorsak bugün, bir çoğu isimsiz, kahraman okuryazarlar serüvenine yön verdiği içindir. Onları selamlamak boynumuzun borcudur. Evliya Çelebi’nin yapıtının, Müteferrika devreye girene dek takipçisi olmuş, kalmış çoğaltıcıları, koruyucuları; bugüne yaklaşırken, en sağlam, yanlışsız basımını hedefleyen uzmanlarla, yaygın okur kitlesi için yalınlaştırılmış versiyonlarını hazırlamak için emek harcayanlar hiçbir zaman unutulmayacak.

Onları anımsamanın en kalıcı yolu, Bilkent Üniversitesi’nin nicedir öncülüğü üstlendiği gibi, Edebiyat ve Kültür alanında derinlemesine ve kuşatıcı etkinlikler düzenlemekten geçiyor - bir de, sonuçları yayımlamaktan. 4 Nisan’da Bilkent’te düzenlenen Evliya Çelebi Sempozyumu bize yeni sonuçlar getirdi. Bunları şimdi bir de Dünya ile paylaşmanın yollarını bulmak gerekiyor.

Logged


Seninle ağladık senle güldük biz
Bu sevda uğruna canlar verdik biz
MAVİ si tutsak olsun BEYAZ özgürlük
HERKESE NASİP OLMAZ BEŞİKDÜZLÜLÜK
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.6 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks