
Istanbul, Türkiye — Uluslararası rapor açıklıyor : Fosil yakıt maliyetleri üç kat artacak, nükleer kaynaklar tükenecek; Türkiye yenilenebilir enerjiyi bugünden tercih etmeli
Bugün Türkiye’de, Enerji [D]evrimi senaryosunu yayınladı. Bu rapor, Enerji Bakanı Hilmi Güler’e “sürdürülebilir kalkınma”nın gerçek anlamını hatırlatmak için yayınlandı. Rapor, milyonlarca insanı açlık ve daha milyarlarcasını susuzluk tehdidiyle karşı karşıya bırakan iklim değişikliğinin giderek artan zararlı etkilerini önlemek amacıyla kapsamlı bir yol haritası gösteriyor . Üstelik, kirli ve tehlikeli nükleer enerji ve “karbon depolama” gibi henüz kanıtlanmamış teknolojilerin riskli yoluna sapmadan.
“Enerji [D]evrimi: Sürdürülebilir Bir Dünya İçin Enerji Yol Haritası” Avrupa Yenilenebilir Enerji Konseyi (EREC) ve Greenpeace Uluslararası tarafından pratik bir senaryo çalışması olarak hazırlandı. Senaryoya göre, güvenli ve ekonomik bir enerji arz sistemi oluşturarak ve küresel ekonomik kalkınmanın istikrarını bozmadan, önümüzdeki 43 yıl içinde karbondioksit salımlarını %50 oranında azaltmak mümkün. Plan özellikle hızlı büyüyen ekonomik bölgeleri hesaba katıyor ve senaryonun ekonomik avantajlarının altını çiziyor. Buna göre, yenilenebilir enerjiler sadece gelişmiş OECD ülkelerinde değil, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde de dünya ekonomisinin bel kemiğini oluşturacak.
“Enerji Devrimi senaryosu, tüm dünya ihtiyacımız olan enerjiyi iklim değişikliğini tetiklemeden nasıl sağlayacağı ikilemini yaşarken orta çıktı.” diyor Greenpeace Uluslararası Enerji Uzmanı Sven Teske ve ekliyor “ Şunu kanıtladık: Dünya güvenli ve sağlam yenilenebilir enerjiye sahip olabilir, ihtiyacımız olan enerji verimliliği hedeflerine ulaşabiliriz ve bunu küresel ekonominin büyümesini engellemeden, üstelik nükleer ve kömür gibi tehlikeli ve zararlı kaynakları tamamıyla devreden çıkararak yapabiliriz. Hükümetler fosil yakıtlara ve nükleer enerjiye verilen teşvikleri keser ve ‘kirleten öder’ ilkesini hayata geçirirse, yenilenebilir enerjiler zaten piyasada rekabet edebilecek durumdalar.”
Türkiye, enerji sistemini geleneksel enerjilerin gelecekteki ekonomik maliyetlerini ve asla geri ödenemeyecek çevresel risklerini düşünmeden büyütüyor. Kömür ve nükleer enerji gibi en tehlikeli merkezi elektrik kaynaklarına alım garantilerinin verilmesi planlanıyor. Bugün alınacak bu kararlar enerji yatırımları uzun dönemli yatırımlar olduğu için, Türkiye’nin ekonomisi ve çevresini en az yarım yüzyıl boyunca derinden etkileyecek.
“Türkiye devasa yenilenebilir ve enerji verimliliği potansiyeli açısından dünya’nın en şanslı ülkelerinden biri. Bugün, enerji verimliliği ve yoğunluğu (birim GDP başına üretilen enerji) açısından OECD ülkeleri arasında en kötü ülkelerden biriyiz. Bunu bir fırsata dönüştürerek enerji verimliliğine yatırım yapabilir ve enerji ihtiyacımızı sabitleyebiliriz. Türkiye hızla yenilebilir enerji ve merkezi olmayan bir enerji alt yapısı kurarak dünyanın pekçok bölgesine oranla daha az maliyetle rüzgardan, güneşten ve jeotermalden enerji üretebilir. Ancak bu dönüm noktasında, asıl kararlar Enerji Bakanına bağlı. Ya eski sürdürülemez bir kalkınma kafa yapısına bağlı kalacak ve kaybedecek ya da bugünün ötesine geçecek ve Türkiye’yi bölgede ve dünyada modern yenilenebilir enerji teknolojilerinin lideri haline getirecek. Greenpeace olarak Enerji Bakanına, son dört yılda tüm olumsuz enerji lobileri tarafından körleştirildiği halde, doğru bir seçeneğin mümkün olduğunu göstermek için yardım etmek istiyoruz.” diyor Greenpeace Akdeniz İklim ve Enerji Sorumlusu Hilal Atıcı.
Rapor, Almanya Uzay Merkezi’ne bağlı Teknik Termodinamik Enstitüsü ve dünyanın dört bir yanındaki üniversitelerden, enstitü ve yenilenebilir enerji endüstrisinden 30’dan fazla biliminsanı ve muhendisin ortak çalışmasıyla yapıldı. Yenilenebilir enerji kaynaklarına, enerji verimliliğine ve merkezi olmayan kojenerasyon kullanımına yönelik potansiyeli kullanarak küresel enerji sistemini bölge bölge yeniden yapılandırmayı öngören dünyadaki ilk anlaşılır çalışmadır. Enerji [D]evrimi senaryosu raporunda, Uluslarası Enerji Ajansı tarafından belirlenmiş olan 10 dünya bölgesini baz alarak hazırlandı. Uluslararsı Enerji Ajansı’nın iklim değişikliğini dikkate almadan hazırladığı “böyle gelmiş böyle gider” senaryosuyla ayrıntılı bir karşılaştırma yapılmıştır.
Enerji [D]evrimi : Sürdürülebilir Bir Dünya için Enerji Yol Haritası raporunu indirmek için tıklayın.
Enerji [D]evrimi Senaryosu, mevcut durumu sürdürülebilir enerji üretimine dönüştüren bir gelişim rotası çiziyor.
• Enerji verimliliği alanındaki büyük potansiyelin değerlendirilmesiyle, şu anda 435 000 PJ/y (yıllık Peta Jul) olan birincil enerji talebi, 2050 itibariyle 422 000 PJ/y’a indirilecek. “Her zamanki iş” senaryosuna göre ise enerji talebi 810 000 PJ/y’a çıkıyor, elektrik maliyetinin dört katı. Bu ciddi azaltım; yenilenebilir enerji kaynaklarının büyük pay almasını sağlamak, nükleer enerjinin devreden çıkarılmasını tazmin etmek ve fosil yakıt tüketimini azaltabilmek için çok önemli bir önkoşul.
1. Rapordaki bilimsel senaryo verileri, Greenpeace ve EREC’in isteği üzerine Alman Uzay Merkezi (DLR), Analiz ve Teknoloji Sistemleri Departmanı tarafından yapılmıştır .
2. Rapor 2050 yılına kadar küresel ölçekte sürdürülebilir enerji için bir yol haritası çiziyor. Dünya’daki tüm yenilenebilir enerji endustrisi sektorlerinden bilgiler toplanarak yenilenebilir enerjilerin gelecekteki potansiyeli saptandı ve bu bilgiler enerji devrimi senaryosunun temelini oluşturdu.
3. Bu raporda geçen enerji arz senaryoları MESAP/PlaNet simulasyon modeli tarafından hesaplanarak uluslararası enerji ajansının senaryoları daha da geliştirildi.
4. Enerji Devrimi senaryosu bugünkü durumu sürdürülebilir bir enerji yoluna dönüştürmek için aşağıdaki mekanizmaları kullanır :
• Kombine elektrik ve ısı üretimi (KEI) kullanımındaki artış, doğalgaz ve biyokütle gibi yakıtların enerjiye çevriminde verimliliğini geliştirecek. Uzun vadede, azalan ısı talebi ve ısınma ihtiyacının doğrudan doğruya yenilenebilir enerji kaynaklarından elde edilmesi, KEI’nın büyümesini sınırlandıracak.
• Yenilenebilir enerji kullanımının öncüsü elektrik sektörü olacak. 2050 itibariyle, büyük hidro ile birlikte, elektriğin yaklaşık %70’i yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilecek. 7100 GW’lık kurulu güç ile 2050’de, yılda 21 400 teravat saat (TWs/y) elektrik üretilecek.
• Isınma sektöründe, yenilenebilirlerin katkısı 2050 itibariyle %65’e çıkacak. Fosil yakıtlar yerlerini hızla daha verimli modern teknolojilere; özellikle biyokütleye, güneş yansıtıcılarına ve jeotermal enerjiye bırakacak.
• Biyoyakıtların ulaştırma sektöründe önemli bir rol oynamaya başlamasından önce, sektördeki mevcut verimlilik potansiyellerinin tam olarak değerlendirilmesi gerekiyor. Bu çalışmada, biyokütle öncelik olarak sabit uygulamalar çerçevesine ele alındı; biyokütlenin ulaştırma için kullanımı, biyokütlenin sürdürülebilir yetiştirilmesi ile sınırlı.