Trabzon Forum | resim, fotoğraf, müzik, video, rehber, rapidshare, mp3
Kasım 22, 2008, 01:38:20 am *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular: Foruma üye değilseniz,Lütfen üye olunuz.Üyelik için tıklayın
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Takvim Giriş Yap Kayıt  

Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: 'Nükleer Yasa' sızıntıya yasal kılıf  (Okunma Sayısı 293 defa)
AkkesE
Yönetici
Hero Member
*****

Karma: 2
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1018

hı.??


Üyelik Bilgileri
« : Mayıs 25, 2008, 05:11:50 am »

'Nükleer Yasa' sızıntıya yasal kılıf: Zorunluluk değil, lobilerin dayatması

[Sesonline] ANKARA- "Ankara Tabip Odası" ve "Elektrik Mühendisleri Odası" Ankara şubesi, "Nükleer Yasa"nın meclis'te yeniden görüşülmeye başlanacak olması üzerine bir açıklama yaparak; "Dünya, en büyüğü Çernobil kazası olmak üzere, birden fazla musibet yaşadığı halde musibetlerden ders çıkarıldığına değil, nükleer lobilerin nasihatlerine kulak verilmeye devam edildiğine üzülerek tanık oluyor. 10. Cumhurbaşkanı tarafından geri çevrilen "Nükleer Yasa", şimdi yeniden ısıtılarak önümüze getirilmeye çalışılıyor. Tercüme bir metin ile gündeme getirilen taslak, yapılan suflenin açık bir kanıtı niteliğindedir..." dedi. Açıklamada Nükleer enerji santrallerini "bir zorunluluk değil siyasi bir tercih" şeklinde yorumlayan EMO ve ATO, "kâr odaklı değil insan odaklı, çevresel etkileri dikkate alan yaklaşımlarla ve kendi kaynaklarımıza öncelik veren bir enerji politikası" izlenmesini talep etti. [ EMO Ankara şubesi ve ATO tarafından hazırlanan kapsamlı açıklamanın tümünü bir belge olarak sunuyoruz. [ EK: Konuya ilişkin yorumlar ]

Elektrik Mühendisleri Odası ve Ankara Tabip Odası'nın ortak açıklaması şöyle:
"Kırk yılı aşkın süredir, farklı zamanlarda ve farklı hükümetler tarafından yasalaştırılmak istenen nükleer ferman bilim insanları, çevrecileri ve duyarlı kesimler tarafından gösterilen direnç karşısında boynumuza asıl(a)mamıştı. Bu kesimlerin bunca süredir dile getirdikleri olumsuz etkiler hâlâ varlığını sürdürmekte, ancak AKP hükümeti iktidar olmayı dayatma olarak algıladığını göstererek bu idam fermanını imzalamaya kararlı görünmektedir.

NÜKLEER SANTRAL OLMAZSA KARANLIKTA MI KALACAĞIZ?

"Nükleer santral kurmazsak karanlıkta kalacağımızı temcit pilavı gibi durmadan önümüze getirenler, yıllarca bize doğru söylemediler. Pahalı ve riskli santrallerin yerine ucuz, çevreci, yerel kaynaklara dayalı yani bağımlı olmayan kaynaklarımızdan daha fazla yararlanan, enerjiyi daha verimli ve etkin kullanan, kâr odaklı değil insan odaklı düşünen enerji politikaları ile sorunlar aşılmalıdır."

 SUNULAN TAM BİR 'RANT YASASI'

Yangından mal kaçırır gibi hazırlanan, sessiz sedasız yasalaştırılmak istenen "Nükleer Yasası" kamunun faydası için hazırlanan bir yasa olmaktan ötedir. Söz konusu yasada nükleer kaza ihtimali, radyasyon tehlikesi ve risklere dair hiçbir düzenleme yapılmamıştır. Sadece santrallerin kurulum, işletim, atık ve söküm maliyetlerine dair maddi düzenlemeler yapılmıştır. İşletme sahiplerinin yapacakları küçük katkılarla oluşturulacak fonlarla karşılanacak olan atık ve söküm maliyetleri fonun yetersiz kaldığı yerde yine devlete yüklenecek, vatandaşın cebinden ödenecektir. Yapılan düzenlemeler halkın sırtına eklenecek yeni bir kambur olmaktan öte bir şey değildir. Aynı zamanda hazine arazilerinin söz konusu santralleri yapacak olan şirketlere ücretsiz olarak tahsis edilmesi ise kamu malının sermayeye peşkeş çekilmesinden başka bir şey değildir.

Hükümet çıkarmak istediği bu yasa ile gözünden çok sakındığı sermaye gruplarının zarar etmemesi için her türlü önlemi almıştır. Santral kuracak olan şirketlere verilen 15 yıllık alım garantisi ile kamunun tüm olanakları nükleer lobiler için seferber edilmektedir.

Nükleer santrali kimin hangi şartlarla kuracağı ve lisansların nasıl verileceğine dair ise yasada açıkça belirlenmiş bir şey yoktur. Lisans verilecek, santrali yapacak ve işletecek şirket ya da şirketlerin hangi kıstaslarla belirleneceği, seçimin ihale yoluyla mı ya da başka yollarla mı yapılacağından yasada bahsedilmemiştir. Nükleer gibi risk oranı çok yüksek bir teknoloji ile uğraşacak olan bu şirketlerin yasa yoluyla Ar-Ge faaliyetlerine ise gelirlerinin yüzde 1'lik bir kısmını aktarmaları oldukça vahim bir durumdur. Bu da nükleer santral teknolojisinin dışa bağımlılığı tezini güçlendirmektedir."

NÜKLEER SANTRAL, DİĞER SANTRALLARE GÖRE DAHA ZAYIF"

"Bugüne kadar söylenen nükleer santralin zorunluluk olduğu iddiası gerçek değildir. Üstelik nükleer santraller diğer santrallere kıyasla aşağıdaki konularda dezavantajlıdır.

» Nükleer santral tamamen dışa bağımlıdır,
» Nükleer santral ile üretilen elektrik diğer yöntemlerle üretilenlerin 2–5 katı pahalıdır,
» Nükleer santral için kullanılan yakıtın elde edilmesi ve işlenmesi sırasında çok fazla, » karbondioksit emisyonu gerçekleşir,
» Nükleer santral işletmesi çok risklidir,
» Risk gerçekleşmesi durumunda oluşacak zarar çok fazladır,
» Stratejik bir konumda olan ülkemizde, nükleer santrale yapılacak saldırılara karşı ek önlem alınması gerekecektir,
» Nükleer santrallerin atık sorunları çözülmemiştir,
» Nükleer santral kurulum maliyeti diğer santrallere göre 2 kat pahalıdır,
» Nükleer santrallerin sökülmesi kurulması kadar maliyetlidir,
» Bir nükleer santralin devreye alınması yaklaşık 10 yıl sürer,
» Nükleer kaynaklar sonsuz değildir...

NÜKLEER SANTRAL, NÜKLEER SİLAHA GİDEN BİR HEVES

Bunca dezavantajlı bir santralin yapılmak istenmesindeki ana nedenin nükleer teknolojiye ve dolayısıyla nükleer silaha sahip olma hevesi olduğu zaman zaman ağızlardan kaçırılmaktadır. Üstelik bunu söyleyenler bazı komşularımızdaki nükleer santrallerin çok tehlikeli olduğunu ifade etmektedirler. Bu konuda söyledikleri ender doğrulardandır, evet komşularımızdaki nükleer santraller de tehlikelidir.
"Başkalarının nükleer silahı var bizim neden olmasın" diyenlerin bugün ve gelecek için en insani görevleri "hiçbir ülkede nükleer silah olmasın" mücadelesine katılmalarıdır.

En erken 10 yıl sonra devreye alınabilecek nükleer santraller, ihtiyacımızı karşılamaması bir yana yatırımları ve işletmeleri nedeniyle tam bir müsriflik örneğidir. Toplam elektrik üretiminde yüzde 2 oranında paya sahip olması öngörülen nükleer santraller yerine çok daha az maliyetle şebeke kayıpları standart değerlere çekilerek, hem daha ucuza enerji elde edilir, hem de doğal çevre tahribatına neden olunmayacağı gibi bağımlılığa neden olmama ve devasa işletme maliyetlerine yol açamama gibi kazançlarımız olacaktır. Şebekemizde yapılacak iyileştirmelerle, en az 5 nükleer santral kapasitesindeki enerji hatlarda kaybolmaktan kurtarılarak kullanıma sokulabilir, üstelik bunun için nükleer kaza riski üstlenmeye ve sürekli olarak nükleerci kesimlere milyonlarca dolar aktarmaya gerek yoktur..."

"ELEKTRİK HATLARDA KAYBEDİLİYOR"

İçinde bulunduğumuz koşullarda en büyük sorunumuz yetersiz elektrik üretimi değil, ürettiğimiz elektriğin dünya standartlarının çok üstünde bir oranda hatlarda kaybedilmesidir. Bir o kadar önemli sorun ise, kamusal bir hak olan elektrik enerjisinin ticari bir meta olarak değerlendirilmesi ve piyasa kâr güdüsüne ve insafına terk edilmek istenmesidir. Kamusal gözle bakıldığında yaşam kaynağı olan elektrik, sermaye kuruluşlarına kaymak olarak sunulmak istenmektedir..."

YASA SERMAYEYİ SEVİNDİREBİLİR AMA BÜYÜK BİR RİSKİ DE BERABERİNDE GETİRMEKTEDİR"

"Nükleer santral kurmazsak karanlıkta kalacağımızı yıllardır söyleyenler, yıllarca bize doğru söylemediler. Pahalı ve riskli santrallerin yerine ucuz, çevreci, kendi yerel kaynaklarımıza dayalı yani bağımlı olmayan kaynaklardan daha fazla yararlanan, enerjiyi daha verimli ve etkin kullanan, kâr odaklı değil insan odaklı düşünen enerji politikaları ile sorunlar aşılmalıdır.

Geçtiğimiz haftalarda Enerji Bakanlığı'nın, elektrik fiyatlarını görüşmek üzere 4 enerji şirketi yöneticileri ile gizli bir toplantı yaptığı basına yansımıştı. Bu halkın meselelerini sermaye ile kafa kafaya vererek konuşanların, daha birkaç ay önce seçimlerde halka verdikleri sözleri hatırlatıyoruz. Nükleer lobilerin ve IMF'nin değil halkın sesine kulak verin. Pahalı elektrik kullanmayalım, ***mıza radyasyonlu bir dünya bırakmayalım. Elektrik fiyatlarına zam yapmayı "piyasa dengeleri ve rasyonellik" ile açıklayanlar, yolsuzluk dosyalarına yansıyan rantları ortadan kaldırdıklarında, hiç zam yapmaya gerek olmadığını bilâkis elektrik fiyatlarının indirilmesi gerektiğini göreceklerdir. Dünyada ve ülkemizde savaşların ve yolsuzlukların odağındaki enerjiyi, öncelikle kamu tekeline bırakarak yolsuzlukların ortadan kaldırılması daha sonra da kamusal bir yaklaşımla, enerji devlerinin patronlarına değil halkın sesine kulak verilerek, kâr odaklı değil insan odaklı, çevresel etkileri dikkate alan yaklaşımlarla ve kendi kaynaklarımıza öncelik vererek planlanması gerekmektedir...

Bir kez daha yineliyor ve uyarıyoruz; nükleer enerji santralleri bir zorunluluk değil siyasi bir tercihtir ve hiçbir hükümetin siyasi tercihleriyle halkın geleceğini karatmaya, ***mızın yaşamlarıyla oynamaya hakkı yoktur. Enerji sorununun çözümü, Türkiye'nin mevcut kurulu enerji gücünün değerlendirilmesi ve yenilenebilir enerji kaynaklarının yapılandırılmasıyla mümkündür..."



DÜNYA NUKLEER ENERJİYİ NEDEN TERKEDİYOR

 Nükleer Enerji Sonu Olmayan Bir Yoldur

Uranyum kısa bir süre sonra tükenecek, peki ya sonra?
Kaynağı sınırlı olan fosil yakıtlar gibi Nükleer enerji de sonu olmayan bir yoldur. Çünkü nükleer santrallerde kullanılan uranyum doğada çok az miktarda bulunan bir maddedir. Bu problemi çözmek için ortaya atılan, nükleer atıklardan tekrar hammadde kazanmayı öngören teknolojik projeler ise teknik ve ekonomik nedenlerden dolayı uygulanır duruma getirilemiyor. Birkaç on yıl içinde atom endüstrisinin yakıtı tükenecek. Belli bir süre sonra uranyumunla beraber petrol ve doğalgaz da tükeneceği için insanlık, enerji ihtiyacını uzun vadede ancak yenilenebilir enerjilerle ve enerji kullanımında gereksiz kayıpları önleyerek karşılayabilecek.

Nükleer Enerjinin İklimi Koruma Palavrası

Nükleer enerji dünyadaki iklim değişikliklerini durduramaz.
Nükleer enerji sektörü, nükleer santrallerin kömür, petrol ve doğalgazın yerine geçemeyeceğini kabul ediyor. 2050 yılı itibarıyla, fosil kökenli enerjinin sadece % 10’unun nükleer enerjiden sağlanması planlansa bile, yaklaşık 1000 tane yeni Nükleer santralin kurulması gerekir (şu an dünya yinelinde yaklaşık 440 tane mevcut). 1000 yeni santralin kurulması mümkün olsa dahi inşa edilmesi onlarca yıl sürer. Bu kadar çok santral kurulunca da uranyum rezervleri çok kısa sürede biter. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın da (IAEA) itiraf ettiği gibi, iklim değişikliğini durdurmak için hızla müdahele etmek gerekiyor ama nükleer enerjinin bu hızla yaygınlaştırılmasının imkânı yok. Dünya iklimindeki olumsuz gelişmeleri durdurmanın çaresi başka: Dünya iklimini korumak sadece yenilenebilir enerji ve bununla bağlantılı olarak enerjinin etkin kullanımı ve enerji tasarrufu ile mümkündür.

Nükleer Santraller Nükleer Atık Üretiyor

Kim ister böyle bir mirası?
Nükleer santraller uranyumu işlerken bunu çekirdek parçalanması yoluyla yüksek radyoaktivite taşıyan nükleer atıklar haline dönüştürüyor. Nükleer atıklar, yaydıkları yüksek dozdaki radyoaktif ışınlar nedeniyle insanlar için hayati tehlike taşıyor. Bu nedenle nükleer atıkların yüzbinlerce yıl boyunca insanlara, tüm canlılara ve bitkilere ulaşamayacak şekilde saklanması gerekiyor. Nükleer santraller, yaklaşık 50 yıldır faaliyet gösteriyor. Ancak bu güne kadar kimse nükleer atıkların nasıl ve nerede nihai olarak saklanabileceğini bilmiyor. Nükleer santrallerin ürettiği yüksek radyoaktivite taşıyan atıkların güvenilir bir şekilde bertaraf edilmesi için dünya çapında bulunmuş tek bir yöntem bile yok. İnsanlık tarihinin çok küçük bir döneminde kullanılabilecek olan nükleer enerji, yarattığı nükleer atıklarla dünya tarihinin çok uzun bir dönemine bela olacak bir miras bırakıyor. Dünya yüzündeki ilk insanlar nükleer santraller kurmuş olsalardı, o santrallerin yüksek radyoaktivite taşıyan atıklarının bugün hâlâ bekçiliğini yapıyorr olacaktık.

Nükleer Enerji Bir Atom Bombası Fabrikasıdır

Nükleer enerji, nükleer silahların yayılmasına zemin sağlıyor.
Son yıllarda, atom bombası geliştiren ve imal eden ülkeler, başlangıçta sivil amaçlar taşıyan atom programı yürütüyorlardı. Fakat bu sivil programlar, çoğunlukla askeri amaçları gizlemeye yarıyordu. Sivil programlar yoluyla bu devletler, gerekli teknolojilere ve atom bombası yapmak için gerekli bilgi birikimine ulaştılar. Sonuç: Nükleer teknoloji ihracı ve nükleer teknolojinin yaygınlık kazanması nükleer silahların yayılması riskini de önemli ölçüde arttırıyor.

Nükleer Enerji Yalanları

Enerji ihtaycının karşılanması için Nükleer santrallere muhtaç değiliz.
Nükleer enerjinin önemini vurgulamak için atom endüstrisi, nükleer enerjinin elektrik üretimindeki payına dikkat çekiyor. Oysa nükleer enerjinin, dünya yinelinde enerji tüketimindeki payına bakıldığında, insanlığın enerji ihtiyacının karşılanmasında hemen hemen hiç öneminin olmadığı ortaya çıkıyor. 2001 yılında, nükleer elektrik, dünya enerji gereksiniminin % 2,3 kadarını karşıladı. Yenilenebilir enerjinin dünya yinelindeki ihtiyacın karşılanmasına katkısı halihazırda daha fazla. İnsanlık, nükleer enerjinin sahip olduğu küçük bir paydan rahatlıkla vazgeçebilir. Nükleer kaza riskleri, yüksek radyoaktivite yayan nükleer atıklar ve bunların güvenli bir şekilde saklanmasının getirdiği masraflarda göz önünde tutulursa, nükleer enerjinin kısa bir süre için sürebilecek olan küçücük getirisi hiç de ekonomik olmayacaktır. Nükleer enerji tehlikeli ve gereksizdir.
 
Nükleer Enerji Hayatlarımızla Kumar Oynamaktadır

Avrupa reaktör kazası riski: % 16
Nükleer santrallerde, teknik ek****likler ve insan hatalarından dolayı çevreye büyük ölçüde radyoaktif maddelerin yayılmasına yol açabilecek çok ciddi, felaket düzeyinde kazalar olabilir. Resmi "Alman Nükleer Enerji Santaralleri Risk Araştırması –Aşama B’ye göre, 40 yıldır faaliyet gösteren bir Alman nükleer santralinde reaktör patlaması riski oranı %0,1. Avrupa Birliği ülkerinde, toplam 150’yi aşkın nükleer enerji santrali faaliyet gösteriyor ve dolayısıyla Avrupa’da bir reaktör patlama riski % 16’yı buluyor. Bu ihtimal, zarla ilk atışta 6 atma ihtimaline eşittir. Dünya yinelinde 440 nükleer santral faaliyette, bu da 40 yıllık bir süre içinde reaktör patlaması riskinin % 40’a çıkması anlamına geliyor. Çernobil faciasınındaki reaktör patlamasının gösterdiği gibi böyle bir kaza neticesinde onbinlerce insanın ölebileceğini hesaplamak gerekiyor.

Nükleer Enerjiye Alternatifler

Güneş, rüzgâr, su ve organik atıklardan elde edilecek enerji tüm ihtiyacı karşılar.
2002 yılında parlamento, Almanya’nın enerji ihtiyacının 2050 yılında tümüyle yenilenebilir enerjiden sağlanabileceğini belirten bir plan sundu. Almanya gibi küçük yüz ölçümüne sahip fakat, yoğun nüfusu ve enerji kullanımı olan ve yüksek hayat standartına ulaşmış bir ülke için mümkün olan, her yerde mümkündür. Şu an, dünyada kullanılan toplam enerji miktarından daha fazlasının 2050 yılında sadece yenilenebilir enerjiden elde edilebileceğini enerji sektörü ilgilileri dahi kabul ediyorlar. Dünyanın enerji ihtiyacı, güneş enerjisiyle ısıtma ve elektirik üretme tesislerinden, rüzgâr santrallerinden, barajlardan ve organik atıklardan enerji üreten farklı teknolojilerden karşılanabilir. Aynı zamanda dünayanın enerji ihtiyacındaki artışı sınırlandırmak için enerji kullanımında tasarrufu sağlayan teknolojiler kullanılmalıdır. Güneş enerjisi sektörünün hızla gelişmesi, yeryüzünde sınırlı miktarda bulunan petrol, doğalgaz, ve uranyum gibi hammaddeler için savaşların çıkmasını engellemek yolunda önemli bir adım olacak.

Nükleer Enerji Daha Az İş Demek

Rüzgâr enerjisi istihdam yaratmakta,nükleer enerjiyi geçti.
Nükleer enerji yüksek sermaye, yenilenebilir enerjiler ise yoğun insan emeği gerektiriyor. Almanya örneğinde de görüyoruz ki, 2002 yılında nükleer enerji sektöründe yaklaşık 30.000 insan çalışırken yalnızca rüzgâr enerjisinde çalışan insan sayısı 53.000’i geçiyordu. yinel enerji üretimindeki payı düşük olmasına rağmen, tüm yenilenebilir enerji dalında çalışan toplam insan sayısı 120.000 civarındaydı. Yenilenebilir enerji sektöründe çalışan insan sayısı her gün artıyor. Yenilenebilir enerji sektörü daha da gelişirse, dünya çapında milyonlarca insana iş imkânı sağlanabilir.
Logged


Seninle ağladık senle güldük biz
Bu sevda uğruna canlar verdik biz
MAVİ si tutsak olsun BEYAZ özgürlük
HERKESE NASİP OLMAZ BEŞİKDÜZLÜLÜK
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks