Mesajları Göster
|
|
Sayfa: 1 [2] 3 4 5 ... 57
|
|
16
|
Film, Sinema, Dizi, Altyazı, ve Paylaşım Programları / Yabancı Filmler / Kill Bill Volume 2
|
: Temmuz 21, 2008, 03:29:52 am
|
Kill Bill Volume 2  Oyuncular Uma Thurman (Gelin) , David Carradine (Bill) , Michael Madsen (Budd) , Daryl Hannah (Elle Driver) , Gordon Liu (Johnny Mo) , Michael Parks (Esteban Vihaio) , Samuel L. Jackson (Rufus) , Lucy Liu (O-Ren Ishii) Quentin Tarantino, üç saatlik Kill Bill'ini makul boyutlara kısaltamayınca, yönetmenin dördüncü filmi, beşinci filmi de doğurmuş oldu. Uma Thurman'ın etkileyici ve kimi zaman şaşırtıcı bir performansla ortaya koyduğu Gelin, intikam almaya devam ediyor. Komadan uyanan güzelimiz, ayak parmaklarını canlandırır canlandırmaz, bir kadının en mutlu gününü rezil eden ekibi cezalandırmaya başlamıştı. Fakat hatırlanacağı üzere, hazırladığı liste de öyle bir çırpıda halledilecek cinsinden değil. Belki sadece bu yüzden filmini ikiye ayıran yönetmene hak vermek gerek. Aslında ikinci filmde bizi nelerin beklediği az çok belli. Gelin ile Bill'in, sinema tarihine geçeceği söylenen hesaplaşmasına kadar intikam öyküleri izlemeye devam edeceğiz. Ve tabir ilk filmdeki belirsizlikler de yavaş yavaş aydınlanacak. Kadın kahramanımız ile Bill'in ilişkisi neydi, neden böyle oldu gibi sorular henüz cevap bulmuş değil. Üstelik, eğer gerçekten doğruysa, Gelin'in kızı nerede ve ne yapıyorr? Quentin Tarantino, sinema tarihinin en kadir kıymet bilen sinemacılarından biri. Kendisini daima mutlu eden uzakdoğu sinemasına, neredeyse onların dilinden konuşan bir mücevher armağan ediyor. Bunun kıymetini bilecek olan ise, izleyiciler. http://video.google.com/googleplayer.swf?docId=-7980206811272647053
|
|
|
|
|
17
|
Film, Sinema, Dizi, Altyazı, ve Paylaşım Programları / Yabancı Filmler / Kill Bill Volume 1
|
: Temmuz 21, 2008, 03:27:22 am
|
 Oyuncular Uma Thurman (Gelin) , Lucy Liu (O-Ren Ishii) , Vivica A. Fox (Vernita Green) , Daryl Hannah (Elle Driver) , David Carradine (Bill) , Michael Madsen (Budd) , Julie Dreyfus (Sofie Fatale) , Chiaki Kuriyama (Gogo Yubari) , Sonny Chiba (Hattori Hanzo) , Michael Boven (Buck) Gelin, zamanında kadın suikastçılardan oluşan bir grubunun parçasıdır. Bill ve öteki suikastçılar ona karşı birleşince konumunu bırakmıştır. Düğün günü kendisine kurulan bir tuzak nedeniyle girdiği komadan uyanınca intikam almaya yemin eder!.. Sık sık Uzakdoğu dövüş filmlerinin kendisini ne kadar çok etkilediğini söyleyen Quentin Tarantino, Uma Thurman için yazdığı ve başrolünü de genç oyuncuya verdiği filmle, köklerine dönüş yapıyorr. Bill rolünde ise, 80’lerden sonra unutulmaya başlamış aksiyon yıldızı David Carradine oynuyor. Jackie Brown’dan beri ortalıkta gözükmeyen ve neredeyse kendisini unutturmaya başlayan Tarantino’nun bu filmi, estetik dövüş sahneleriyle dolu bir intikam hikayesi. Başlangıçta tek bir film olarak düşünülen yapım, Tarantino çektiği sahnelere kıyamıyınca ikiye bölünmüştü. http://video.google.com/googleplayer.swf?docId=5857815654948918155
|
|
|
|
|
18
|
Meydan Parkı / Mekanlar / Zorlu Grand Hotel
|
: Temmuz 21, 2008, 03:22:54 am
|
KARADENİZ’İN PARLAYAN YILDIZI “ZORLU GRAND HOTEL”  Trabzon ve çevresindeki 5 yıldızlı otel açığını kapatarak bölgenin kültürüne, ekonomisine ve turizmine katkıda bulunan Zorlu Grand Hotel, Anadolunun misafirperverliğini profesyonelliğe taşıyarak güleryüzle ağırladığı konuklarında evlerindeymiş hissini uyandırıyor. Granit ağırlıklı şık dekorasyonuyla ve özellikle kervansarayı andıran lobi mimarisiyle ön plana çıkan otel, modernize ederek reçetelendirdiği Karadeniz Mutfağı’nın en güzel örneklerini sunduğu misafirlerine lezzet şöleni yaşatıyor. Zorlu Grand Hotel Karadeniz’in önemli şehirlerinden Trabzon’da 5 yıldızlı bir şehir oteli. Bölgenin tek 5 yıldızlısı olan otel, iş adamı Ahmet Nazif Zorlu’nun iş hayatına atıldığı Trabzon’a olan vefa borcunu ödemek istemesi üzerine yaptığı yatırım sonucu ortaya çıkmış. Trabzon’a ve bölgeye bir katkıda bulunmak isteyen Ahmet Nazif Zorlu, 1997 yılında 5 yıldızlı otel projesini hayata geçirmiş. Hizmete girdiği yıllarda İstanbul’dan Kazakistan’a Karadeniz kıyısında tek 5 yıldızlı oteli olarak lanse edilen oteli, kent ve bölge halkı hemen benimsemiş. Hizmet verdiği 11 yıl içerisinde bir otel olmanın çok ötesine geçen tesis, bölgeyle adeta bütünleşmiş. Geçen yıllar zarfında bölgenin kültüründen,ekonomisinden ve turizminden beslenen otel, misyonu ve vizyonuyla yine bölgenin bu değerlerine katkıda bulunur hale gelmiş. LOBİNİN BÜYÜSÜ Otelin yönetim kadrosu otelin kuruluşundan itibaren değişik görevlerde yer almış, otele her anlamda hakim bir ekipten oluşuyor. Güleryüz daha otelin kapısında karşılıyor misafirleri ve bizde bundan nasibimizi alıyoruz. Kapıdan girer girmez insana bir malikanedeymiş hissi uyandıran son derece şık merdivenler çıkıyor karşınıza. Merdivenleri çıkınca çok nadir otelde görebileceğiniz büyüklükte bir lobi karşılıyor sizi. Bir kervansarayı andıran lobinin tavanı, vitraylarla süslü cam kubbeyle kapatılarak içeriye gün ışığı girmesi sağlanmış. Tamamen İtalya’dan getirilen Granitlerle kaplı lobi duvarları yer yer tavus kuşu figürleriyle süslenmiş. Bu figürleri otelin farklı yerlerinde görmek mümkün. Ortadaki havuz ve bitkiler lobinin otantik havasını pekiştirip görsel bütünlüğünü tamamlarken, havuzdaki su sesi hem dinlendirici bir etki hem de ses yalıtımını sağlamış. Oldukça iyi bir akustiğe sahip olan lobide çalınan piyanonun sesi her köşeden rahatlıkla duyulurken, su sesi bir masadan diğerine ses gitmesine engel oluyor ve yan masada konuşulanlar duyulmuyor. Özel tasarım olan ve İngiltere’de yaptırılan masa, sandalye ve oturma grupları da görselliği tamamlıyor. Yorgunluk atmak veya wireless bağlantısıyla iş trafiğini kontrol etmek isteyen misafirler, otel pastanesinin leziz ürünlerini tadıp kahvelerini yudumlayarak piyanonun hoş tınılarıyla huzur içinde dinlenme imkanı buluyorlar. ŞEHRE VE BÖLGEYE KATKILARI BÜYÜK Zorlu Grand Hotel’in şehre ve bölgeye katkısı yadsınamayacak düzeyde. Kente ve bölgeye gelen iş adamlarını, bürokratları ve üst düzey yetkilileri ağırlayan otel, kongrelerede ev sahipliği yapıyorr. Business anlamda şehrin ve bölgenin açığını kapatan otel, ayrıca kentin yiyecek, içecek ve eğlence kültürüne de katkılar sağlamış. Zamanla otelle şehir arasında gizemli bir bağ kurulmuş. Bu bağı Zorlu Grand Hotel’in İşletme Müdürü Ali Şahin şöyle aktarıyor: “1997’den önce iş adamları ne toplantı ne iş görüşmesi ne de kongre için şehre geliyorlardı, çünkü konaklayacak yer yoktu. Bu anlamda da hem il hem çevredeki iş adamlarına bir katkımız olduğunu düşünüyorum. İller birbirine çok yakın Karadeniz’de. Trabzon dışında Artvin, Rize, Bayburt, Giresun gibi illerdeki insanlarda misafirlerini otelimizde ağırlıyorlar. Bölgemizde özellikle ihracata yönelik çalışan iş adamlarına büyük katkısı oldu Zorlu Gran Hotel’in. Misafirinize fabrikanızı ve ürününüzü tanıtmak istiyorsunuz ama nerede ağırlayacaksınız. Burası misafirlerin bakış açısınıda değiştiriyor ağırlayan kişiye karşı. Otelimiz kongre turizminede hizmet veriyor ancak Anadolu’da kongre turizmi yapmak çok kolay değil. Kültür turlarına katılanları ve yabancı turist gruplarınıda ağırlıyoruz. Üst düzey misafirleri sıklıkla ağırlıyoruz, otelimizde başbakan ve ya cumhurbaşkanı düzeyinde toplantılar yapılıyor. Hareketli ve marka bir şehirdeyiz. Ayrıcalıkları olan bu şehre Trabzonspor’un büyük katkıları var. Otelimizin açılması şehre ve bölgeye bu anlamda bir zenginlik katarken bir açığı daha kapattı. Otel şehrin yiyecek, içecek ve eğlence kültürünü değiştirdi. Bu anlamda bir çığır açarak yeme, içme ve dinlenme sektörünün önünü açtı. Trabzon için bir ayrıcalık oldu. Şehir; oteli sahiplendi ve değeri biliniyor.” TRABZON’DAKİ EVİNİZ Grand Zorlu Otel, evinden çok uzakta olan misafirlerine rahat ettirmeye, huzuru yaşatmaya ve en önemlisi kendi evlerindeymiş gibi hissetmelerine önem veriyor. Kurum felsefesi gereği en iyiyi yapmaya özen gösteren otel yönetimi, misafirlerin zihninde yarattığı 5 yıldız kalitesine en uygun ürünler sunmaya özel çaba sarfediyor. Her insanın yemeden, içmeden, dinlenmeden beklentilerinin farklı olduğunu belirten Yiyecek ve İçecek Servis Müdürü İbrahim Altun, konum olarak uç bir noktada olmanın dezavantajlarını zaman zaman yaşadıklarını belirtiyor. Satın almalarda kaliteye çok önem verdiklerini belirten İbrahim Altun, Trabzon’da olmak nedeniyle yaşadıkları avantajları ve dezavantajları şöyle anlatıyor:” Dağlık olması nedeniyle ticaret şehri olarak ön plana çıkmış Trabzon. Ve bu nedenle her firmanın her sektörün illaki bu bölgede bir buluşma noktası var. Bu bizim avantajımız. Biz buraya iş için gelen misafirleri ağırlama adına istekliyiz. Biz Anadolu’nun uç bir noktasındayız. Tüketici bir şehiriz, buraya bizim sektörle ilgili tüm ürünler dışarıdan geliyor. Bu da pazara yakın diğer illere nazaran daha pahalı yapıyorr kenti. Ama en kalitelisini en güzelini bulup getirmek önemli bizim için. Mesela, Erikli Su şişelenmiş en iyi suların başında geliyor ve biz bunu Bursa’dan yerinden almak zorunda kalıyoruz. Çünkü bu bölgeye ulaşım masrafları nedeniyle gelmiyor ya da çok nadir geliyor. Böyle zorlukları var konumun ama en iyisine ulaşıyoruz. Sebzede Antalya’dan ettede İstanbul’dan tedarik ettiğimiz ürünlerimiz oluyor. Çünkü bir kalemde aynı standartta üçyüz tane bonfileyi her zaman bulamaya bilirsiniz. Yok diyemezsiniz arayıp bulmak zorundasınız, uzak olduğumuz için maliyetli oluyor tabi. Tabirki misafirlerimize bölgenin avantajlarınıda mutfağımız aracılığıyla yansıtıyoruz. Yöresel yemeklerin en güzel örneklerinin yanısıra kendi pastanemizde hazırlanan kepek ekmeği, çavdar ekmeği, mısır ekmeği , sebzeli ekmek, Trabzon ekmeği, çekirdekli ekmek, meyveli ekmek, üzümlü ekmek, fıstıklı ekmek, fındıklı ekmek gibi birçok çeşit ekmeği günlük ve taze sunuyoruz.” Zorlu Grand Hotel, 1997 yılında yaklaşık 35 milyon dolarlık bir yatırımla tamamlanmış. Atıl bir bina olarak 1995 yılında Zorlu Grubuna geçen binanın mimarlığını Trabzonlu ünlü mimar Necdet Kırhan Yazıcı yapmış. Şehrin merkezinde çarşı içindeki Maraş caddesinde olmasına rağmen farklı mimarlarında destek verdiği modern ve güzel bir tesis ortaya çıkmış. Bir kral dairesi, sekiz suit, üç apart oda, on yedi sigara içilmeyen oda ve bir engelli odası olmak üzere toplam 157 odası bulunuyor otelin.Otelin dekorasyonunda kullanılan tüm malzemeler yurt dışından getirilmiş.Zorlu grubu gibi önemli bir markayı temsil edeceği düşünülen otel için en ufak detaylardan kaçınılmamış ve sonuçta Türkiye’nin en kaliteli şehir otellerinden biri ortaya çıkmış. Kongrelere, şirket toplantılarına ,seminerlere,düğünlere,özel toplantılara, eğlencelere, mezuniyet balolarına vb. ev sahipliği yapıyorr. Bu tür organizasyonlar için 1000 kapasiteli bir salonu,350 kişilik bir balo salonu ve 100-150 kişilik 3 salonu daha bulunuyor. Kral dairesinde 12 kişilik bir toplantı salonu bulunan otelin,misafirlerinin işlerini yürütebilmeleri için her türlü teknik donanıma sahip bir Business Center’ı da bulunuyor. Türk ve dünya mutfağının çarpıcı örneklerinin sunulduğu La Couronne d’or ve Façuna Restorant’ın dışında misafirlerin gecelerine renk katan English Pub ve otantik bir ortam sunan Sultan Sofrası da otelin şık ve keyifli bölümlerinden. KARADENİZ MUTFAĞI’NI MODERNİZE ETTİK Zorlu Grand Hotel’in özellikle mutfağı bölge insanı ve kültürü için büyük önem arz ediyor.Karadeniz Mutfağı’nın eşşiz lezzetlerini bir çatı altında toplayan otelin mutfağı geleneksel Karadeniz yemeklerini günümüz damak zevkine uygun bir şekilde misafirlerine sunuyor.Karadeniz yemeklerinin tek tek reçetelendiği otelde restorant,konaklayan misafirler dışında gelenlere de açık olduğundan şehir ve bölge halkı misafirlerini otelin restorantında ağırlıyor.Restoranta sahip çıkan şehir halkı gönül rahatlığıyla ağırladıkları misafirlerine Karadeniz yemeklerinin en güzel örneklerini tattırma imkanı buluyor.
|
|
|
|
|
19
|
Meydan Parkı / Mekanlar / Körfez Köfte
|
: Temmuz 21, 2008, 03:21:31 am
|
Yıllarını bu işe veren Körfez Restoran’ın sahibi, Akçaabat Köftesi Standartları Koruma Derneği Başkanı. Metin Kırandi ile Akçaabat Köftesi’nin turizme katkılarını değerlendirdik.  AKÇAABAT’TA KÖFTE YEMEDEN DÖNÜLMEZ Trabzon’a yolu düşen birisi Akçaabat köftesi yemeden geri dönmez. Doğal besinlerle beslenen ineklerin mis gibi eti ile yoğrulan Akçaabat Köftesi’nin en güzelini yapmak için Trabzon’daki restoranlar da adeta yarış içindedirler. Trabzon’da Akçaabat Köftesi ile markalaşan restoranlar, Trabzon’un tanıtımı açısından da oldukça yoğun çaba sarf etmektedirler. Hatta Trabzon’daki Akçaabat Köftesi yapan restoranlar sayesinde Türkiye’nin dört bir tarafında köftede gönderiliyor. Akçaabat Köftesi Standartları Koruma Derneği Başkanı Metin Kırandi, hizmet sektörünün en büyük sorunun kalifiye eleman yetersizliği olduğunun altını çizerek, “Akçaabat köftesi başta Akçaabat olmak üzere Trabzon turizminin de lokomotifini oluşturuyor. Akçaabat denince, horonu, tarihi yapısı, hamsisi ile meşhurdur. Ama Akçaabat’ı dünya köftesiyle tanımıştır. Akçaabat köftecileri standart üstü restorantlarıyla çok iyi hizmet sunmaktadır. Bizim arzumuz Ege ve Akdeniz’de yaşanan turizm yoğunluğunu Trabzon’a çekmektir. Yoğunluk eskisine nazaran daha fazla ama bu seferde farklı sıkıntılar meydana geliyor. Trabzon’da yetişen kalifiye elemanlar Ege’ye Akdeniz’e gidiyor. Öğrencilerimizi Trabzon’da ve Akçaabat’ta çalıştırmamız turizm açısından ve istihdam açısından çok önemli. Karadeniz Teknik Üniversitesi İletişim Fakültesinden kopuk bir vaziyetteyiz. Özellikle belediye başkanlarının bu konuda bize yardımcı olmalarını istiyoruz. Hizmet sektöründe personelimizin eğitimli olmasına özen gösteriyoruz” dedi. Akçaabat köftesinin tescillenmesinin çok önemli bir adım olduğunu belirten Metin Kırandi, “Akçaabat Köftesi Standartlarını Koruma Derneği Başkanlığına üç buçuk ay önce geldim. Tüzüklükte değişiklik yaptık. En önemlisi de “Akçaabat Köftesi, Akçaabat’ta yetişen hayvanlardan yapılır” ibaresidir. Bugün köfteyi ne kadar iyi yaparsanız yapın, etini başka yerden aldıysanız aynı tadı bulamazsınız. Biz Akçaabat köftesinin bayrağını biraz daha yukarıda dalgalandırmak istiyoruz. Bu konuda Ticaret ve Sanayi Odası’na müracaat ettik. Dernek olarak da iyi çalışmalar yapıyorruz. 5 kişiden oluşturduğumuz heyet, Türkiye’nin her tarafında Akçaabat Köftesi satan lokanta ve işyerlerini denetleyecek. Akçaabat Köftesi tabelası olan herkes derneğin üyesi olması gerekiyor. Akçaabat köftesi bir markadır. Akçaabat’ta üretilip Tüm Türkiye’ye satılacaktır” dedi. Trabzon’a gelen turların önceliğinin Akçaabat Köftesi olduğunu belirten Metin Kırandi, önümüzdeki yıllarda turist sayısında ciddi bir artış beklediklerini söyledi. Akçaabat olarak turların yemek ihtiyaçlarını son derece lüks restoranlarında karşılayabileceklerini söyleyen Kırandi, “Turizm firmaları tarafından organize edilen turlar Karadeniz’e gelecekleri zaman Ordu’dan sonra yemek yemiyorlar. ‘Akçaabat’a gideceğiz ve burada köfte yiyeceğiz’ diyorlar. Bu bizim için gurur verici bir olay. Yerli turistin Trabzon’a gelmesi için birinci ayak Akçaabat olarak görülüyor. Bu bizim için ayrı bir mutluluk tabiki. Önümüzdeki yıllarda daha fazla artacağını düşünüyoruz ve kendimizi sürekli yeniliyoruz. Kimsenin endişesi olmasın biz bu işin altından çıkarız” ifadelerini kullandı.
|
|
|
|
|
20
|
Meydan Parkı / Mekanlar / Serender
|
: Temmuz 21, 2008, 03:20:08 am
|
YÖRESEL YEMEKLER SERENDERDE YENİR  Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Vekili Ayhan Sürmen, turizm hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Trabzonlu İş adamı Ayhan Sürmen ile Sürmene’de yöresel ev yemeklerinin bulunduğu Serender Dinlenme Tesisleri’nde konuştuk. Geçtiğimiz yıl hizmete açılan Serender Dinlenme Tesisleri hakkında bilgi veren Ayhan Sürmen, “Karadeniz köy evlerinde kapıları çaldığınızda size sunulacak olan yöresel yemekleri burada müşterilerimize sunuyoruz” dedi. Trabzon Turizmine bu anlamda büyük katkı sağlayan Sürmen, Karadeniz’in önümüzdeki yıllarda turizm anlamında en cazip bölge haline geleceğini söyledi. YAYLALARIMIZIN ALT YAPI SORUNLARINI ORTADAN KALDIRMAK GEREKİR. “Yayla turizmindeki sorunlara dikkat çeken Sürmen, “Trabzon’da yayla turizmi büyük dikkat çekmektedir. 1999 yılında dönemin Trabzon Valisi İsmet Gürbüz Civelek, zamanında ön plana çıkan yayla turizminde o zamanda günümüzde de en büyük ek****lik altyapı sorunu idi. Alt yapı hizmeti için bakanlıklar, valilik, turizm il müdürlüğü, ticaret ve sanayi odası her türlü yardımı yapma çabası içinde olmalarına rağmen bir türlü yaylalarımızın alt yapı hizmetinde başarı sağlanamamıştır. Bana göre plan projeye dayandırılıp yayla turizmine açık olan tüm yaylaların yolları yapılmalıdır. Çünkü bizim yöremize Ege ve Akdeniz bölgesinden gelen insanlar var. Ekonomik düzeyleri de iyi. Dağ yoluna stabilize yollardan getirirsen bu insanları bir daha aynı dağa çıkaramazsın. Doğası ne kadar güzel olursa olsun mümkün değil çıkmazlar. Bazı insanlarda toprak yolunu tercih ediyorlar. Ama turistin hareket ettiği yol mutlaka standardı yüksek bir yol olması gerekiyor. Valiliğimize bunun için çok büyük yük düşüyor. Yaylalarımızın nasıl yapılaşmasının önüne geçilmesi gerekiyorsa, elektriğinin, suyunun ve yolunun da yapılması gerekiyor. Yaylalarımızın temizliğini de sağlamak lazım. Mesela yaylaya giren araçlardan 1 YTL-2 YTL alınabilir. Orada bekçiler istihdam ettirilebilir. O bekçiler temizlik ve güvenlik hizmetini sağlanmış olur. Valilikte ekonomik bir yükün altına girmez” dedi. ARAPLAR TRABZON’DA KLİMASIZ EV YAPMAK İÇİN ARAZİ SORUYORLAR Kendinizi Karadeniz’e gelecek olan bir turistin yerine koyarsanız, Karadeniz’i neden tercih ederdiniz? Karadeniz’e en çok sıcak bölgelerden insanlar geliyor. İnsanlar kendi memleketlerinde kışın bile üstlerine yorgan almazken Karadeniz’de yazın bile üstlerine yorgan alıyorlar. Sıcaktan bir kaçış var. Klima ile her yerde serinlenir ama doğal serinleme her yerde olmuyor. Bizim bölgemizin tanıtımını iyi yaptığımız takdirde Arap Ülkelerinden de çok büyük bir giriş olacaktır. Çünkü tesislerimize Arap Ülkelerinden gelenler var ve burada arazi bile arıyorlar. Klimasız ev yapmak için arazi soruyor Araplar. Eğer bu dengeyi bozmazsak İsviçre’de dahil doğaya baktığınızda 25 çeşit yeşilin tonlarını göremezsiniz. Doğa mükemmel ama böyle baki kalırsa. Birde insanımız çok farklı. Başka hiçbir yerde bu sıcaklığı bulamazsınız. Bizim yaklaşımlarımız turistlerin çok hoşuna gidiyor. Sanki tesis sahipleri ile kırk yıllık dostlarıymış gibi iç içe giriyorlar. Dolayısıyla biz bu özelliğimizin farkında değiliz. Ben bir turist olsaydım kesinlikle Trabzon’u tercih ederdim. Ama ben kendim için diyorum. Belki ***m gelmek istemezdiler. Bu nokta çok önemli. Trabzon turizminde ek**** olan etkenlerde bu cümlede saklı. Gençler denize girmek, müzik dinlemek için Trabzon’u tercih etmezler. Kafasını dinlemek isteyen ve huzur bulmak isteyenler Trabzon’a geliyor. Bu insanlar daha çok parası olanlar. Çalışan bir işçi Ege ve Akdeniz sahillerini tercih eder. Emekliliğini dolduran insanlar huzur ister, dinlenmek ister. Karadeniz toprağı bu insanları kendiliğinden çekiyor. Denizlerimizde gitgide temizleniyor. Şayet sahillerimizi de değerlendirebilirsek, modern tesisler yapabilsek inanıyorum ki biz denizimizle beraberde çok fazla turisti buraya çekeriz, denizlerimizi de buraya çekeriz. O zaman Karadeniz’de turizm patlaması olur” dedi. KÜRESEL ISINMA KARADENİZ’E TURİST ÇEKECEK DÜNYA İŞADAMLARI TOPLANTISI EYLÜL’DE TRABZON’DA Küresel ısınma ile Karadeniz’in cazip bir merkez haline geleceğini söyleyen Sürmen, “Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Şadan Eren ile birlikte Antalya’da turizm girişimcilerinin katıldığı bir toplantıya gitmiştik. Antalya’daki turizm girişimcilerinin en büyük sıkıntısı küresel ısınma. İnsanların deniz kenarlarından kaçması ve uzun süre buralarda konaklamamaları turizmcileri rahatsız ediyor. Biz Akdenizli turizmcilerine Şadan Eren aracılığı ile bir öneri getirmiştik, “15 günlük tur programınızın 1 haftasını Karadeniz’e ayırın” demişti. Turistlere böylelikle alternatifler sunulacaktır. İnanılmaz bir destek gördü. Trabzon’da Eylül ayında Dünya İşadamları toplantısı yapılacak. Bu toplantıda da bu yaklaşımlarda ön plana çıkacak ve gündeme taşınacak” ifadelerini kullandı. Trabzon’da konaklama sorunu var mı? Ege ve Akdeniz’le Trabzon’un farkı şu; Ege’de Akdeniz’le işletmeciler kar sağlarlar. Karadeniz’de ise turlar kar sağlarlar. Çünkü oralarda paket turlar vardır. İnsanlar otele girer ve bir hafta sonra çıkar. Bizde ise akşam giriş yaparlar ve sabahleyin çıkarlar. Tesisi bile anlatamazsınız. Tesislerimizi uzun süre kalınabilir hale getirmemiz lazım. Yani büyük tesisler kurmamız lazım. Otellerimiz yinellikle 100-200 yataklı oluyor. Bugün konferanslar yapılmaya kalkıldığında 500-1000 kişinin bir arada olduğu toplantılarda konaklama tesislerimiz yetersiz kalıyor. Trabzon’daki tüm otellere gelen kişileri yayıyoruz. Ama Trabzon’da yeni yapılan otellerin çok büyük faydası olacak. İnsanların memnuniyetlerini denetlemede sıkıntı çekmeyeceğiz o zaman. Bu konuda öncü olarak Trabzon’da Zorlu Otel var. Öncü olanlarda her zaman desteklenmelidir” dedi. SERENDER DE YOK YOK Siz bir işadamı olarak Trabzon’un yöresel yemeklerini içinde bulunduran Serender Tesisleri ile turizme katkı sağlıyorsunuz. Serender Dinlenme Tesisleri’ni bize anlatır mısınız? Trabzon’un yöresel yemekleri, öncelikle kendi yöremizden giden ve memleket özlemini yaşayan insanlarımız için vazgeçilmezdir. Bu insanlar eti, tavuğu hepsini zaten yiyorlar. Onlar için önemli olan yöresel yemekleri yemek. O insanlar için alternatifi olmayan yöresel yemeklerin olduğu yerlerdir. İnsanlar sabah kahvaltısında dahi kuymak, turşu kavurması, kaygana ile yapıyorrlar. Aynı zamanda Sürmene’nin meşhur tatlısı ve pidesini de yapıyorruz. İnanılmaz bir talep oluyor. Bu insanlar yaşadıkları şehirde yaptıkları reklamla birlikte Trabzon’a turizmine katkı sağlıyorlar. SERENDER’DE YÖRESEL YEMEKLERİ EV HANIMLARI YAPIYOR Yöresel yemeklerimizin lezzetlerinde en önemli faktörde bu yemekleri ev hanımlarımızın yapmasıdır. Bugün köylere çıktığınızda çaldığınız her kapıda size sunulacak olan köy yemeklerinin aynı lezzetini burada bulabilirsiniz. Serender’de neler var? Kaygana, mıhlama, kuymak, yarma sarması, etli sarma, lahana yemeği, pirinçli lahana, turşu kavurması, hamsili pilav, hamsi kuşu var. Mısır ekmeği yok mu? Olmaz olur mu hiç. Bizim Sürmene’nin Mısır ekmeği var. Yediniz mi bilmiyorum. Sürmene mısır ekmeğinde soya fasulyesi vardır ve eşsiz bir tadı vardır. AKÇAABAT DOYUMA ULAŞTI ŞİMDİ BATI TARAFTA TESİSLER KURULMALI Sizce buranın turizme ne tür katkısı olacak? Bu tür yerlerin çoğalmasından yanayız. Akçaabat bu konuda çok iyi bir noktaya geldi. Dolayısıyla Akçaabat’ta tesis doyumu yaşandı. Doğu tarafta da tüm tesislerin fazlalaşması gerekiyor. İnsanlar herhangi bir ilçede durduğu zaman bu tür tesisten faydalanması lazım. Tesisler artarsa hizmet kalitesi de artar.
|
|
|
|
|
21
|
Meydan Parkı / Mekanlar / Nihat Usta Köfte Salonu
|
: Temmuz 21, 2008, 03:19:06 am
|
Köftenin adı Nihat Usta  Köfte deyince Akçaabat, Akçaabat köftesi deyince Nihat Usta gelir akla. Bu işe kolay değil 40 yılını vermiş. Akçaabat köftesini tanıtmak için, emek vermiş, zaman ayırmış. Hala da devam ediyor. Biz de hazırladığımız turizm dosyamızda Nihat Usta’ya bir sayfa açmasak yanlış yapardık. Teybimizi uzatık, samimi sorular sorduk, samimi cevaplar aldık. İşte dünüyle bugünüyle Akçaabat Köftesi. Nihat Usta’nın sohbetiyle… Elif ÇAVUŞ: Konumuz turizm olduğu için öncelikle Akçaabat köftesinin, bölge turizmine katkılarından bahsedelim. Yıllardır burada hizmet veren bir işletme olarak Akçaabat köftesinin turizme ne gibi katkıları olduğunu bize aktarabilir misiniz? Nihat USTA: Akçaabat köftesinin turizme katkıları tabi saymakla bitmez. Daha yoğun olarak 1990 yılından beri turizme hizmet etmeye başladı köftemiz. Daha önceki yıllarda dışarıdakiler tarafından bilinmeyen, sadece yakın illerimizdeki vatandaşlarımız tarafından tüketilen bir köfteydi. 1990’dan sonra köftenin yolu ve hedefleri değişti. Aslında şu anda köfte denildiği zaman ilk akla gelen Akçaabat köftesidir. Tabi bunda turların etkisi oldu. Ancak Akçaabat köftesi en büyük patlamasını turlarla birlikte yaptı. Biliyorsunuz gazetede reklam vermek ayrıdır, birinci ağızdan köfteyi yiyenin anlatması farklıdır. Bunu samimi olarak söylemek gerek. Akçaabat köftemizi turlara sunmamız kolay olmadı. İlk başta İrem tur buradan geçiyordu 90’lı yıllarda. Ben de bir gün dedim ki bunlara köfte ısmarlayayım, dedim. Maçka’ya gittim lokantalar var. 20-30 kişiyi ağırlayacak lokantalar vardı. Büyük turlara yeterli hizmet verilemiyordu. Gittim İrem tura teklif verdim. Salonum müsait, denizin kenarında güzel bir köfte var, dedim. İlk olarak ikram edeyim, sonra satış olsun, dedim. Kabul ettiler, kendilerini karşıladık, horonla ikram ettik köfteyi. Böyle başladık. İrem turu, başka turlar izledi. Şu anda günde en az 8-10 otobüs geliyor buraya. 14 otobüs olduğu günler de oluyor. Bunun yanında diğer müşterilerimiz de geliyor. Artık kimse 60-70 kilometre hızla buradan geçemiyor. Artık buraya veya buradaki meslektaş arkadaşlarımıza uğruyorlar. Ortalama 100 tane araba geçiyorsa 80’i duruyor. Durmayanların da ya bir işi vardır ya zamanı yoktur. KASAPLAR BİZİM SESİMİZE KULAK VERMELİ Elif ÇAVUŞ: İstihdam anlamında da önemli bir katkısı var değil mi köftecilerin Akçaabat’a? Köylüsünden servis yapan garsonuna kadar önemli bir sektör Akçaabat Köftesi.. Nihat USTA: Akçaabat köftesi, bakıldığında ismi köfte ama girdisine çıktısına batkımızda hakikaten güzel bir rakam veriyor. Akçaabat’ta 10 işçiden fazla çalıştıran köfteciden başka çok zor bulursunuz. Bizim köftemizi yapacak olan bir makine olmadığı için personelle yapıyorrruz. Sahilde en az 30-50 kişi bu işyerlerinde çalışıyor. İstihdam anlamında büyük katkısı vardır. Rakam olarak baktığımızda günde 3 ton civarında köfte çıkmamaktadır. Az bir rakam değildir. İlçemizin eti yetmemektedir. İlçemize eti uyan yerlerden et getirmekteyiz. Başka çaresi yoktur. Eti uyan yer bulmakta zorlanmaktayız. Ama telafi ediyoruz. Kalitede hiçbir düşüklük bulunmamaktadır. Kasap arkadaşlar da bizim sesimize kulak vermek zorundadır. Eğer bizim sesimize kulak vermezlerse çevre illerden temin etmek zorunda kalmaktayız. AKÇABAT KÖFTESİ ARTIK TESCİLLİ SATILACAK Elif ÇAVUŞ: Peki sizler kaliteden ödün vermiyorsunuz. Her işte olduğu gibi bunu da suistimal edenler olacaktır. Bunlara karşı bir önlem alacak mısınız? Nihat USTA: Akçaabat köftesi şu an iyi durumdadır. Eskiden her tarafta İnegöl Köftesi tabelası bulunmaktaydı. Şimdi o tabelaların yerinde Akçaabat köftesi bulunmaktadır. Bundan sonra çok daha iyi olacaktır. Buna emin olun çünkü Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Şadan Eren, sesimize kulak vererek tescilini almış bulunuyor. Yakın zamanda bunu bir yazıyla duyuracaktır. Bundan sonra TTSO’dan yeterlilik belgesi almayan hiç kimse Akçaabat Köftesi satamayacak. Buna biz de dahiliz. Bu işi 40 yıldır yapıyorrr olsak bile belge şart olmuştur. Belgesi olmayan arkadaşlarımız, bilgisi olmayan arkadaşlar var. Yol üstünde görüyoruz. Yol üstünde durup bakıyoruz bazen giriyoruz. Akçaabat köftesi yazan yerlerde soruyoruz ustasını kim diye. Adam Bingöllü, Akçaabat Köftesini nerden öğrenmiş. 2 gün usta gelmiş bana göstermiş gitmiş diyor. Akçaabat Köftesi bu kadar basit ustalıkla yapılan bir şey değildir. Akçaabat Köftesi ince ustalık isteyen bir köftedir. Küçük bir hata sonucu alakası olmayan bir köfte çıkar ortaya. Siz de tabelaları gördüğünüz yerlerde yerseniz görürsünüz. Vatandaş bilemeyebilir yolcu da bilemeyebilir. Biz de bugün diyelim İzmir’den geçerken, İzmir köftesi diye yazan yerlerde tabelası iyi bir yerde güven olarak duruyoruz ama belki oranın iyi bir köftesini yiyemiyoruz. Sadece isme duruyoruz. Bu tabelalar usta değilse yeterlilik yoksa TTSO’dan takip edilip indirilecektir. Biz bile gidip izin belgemizi alıp yapmaya devam edeceğiz. Belgeli bir şekilde tescilli bir şekilde devam edeceğiz.. Tabi biz bunu Akçaabat Köfteciler Derneği olarak dernek kurup yapmak istedik. Ama biz bunu yapamadık. Yüzümüze gözümüze bulaştırdık. Şu anda terkedilmiş durumdadır. Dernek yürümedi. Köfteyle ilgili Cemil Usta’sı Nihat Usta’sı, başı çeken kişiler, derneğin içinde değildir. Şu anda biz Ticaret Odası’na bağlı olarak çalışıyoruz, TTSO başkanımız Şadan Eren bu işi halletmiştir. Kendisine teşekkür ederiz. KÖFTENİN SIRRI ETİNİN KALİTESİ VE PİŞİRENİN USTALIĞINDA Elif ÇAVUŞ: Peki Akçaabat köftesinin ve Nihat Usta’nın lezzeti bir başka. Bunu tadan herkes de dile getiriyor. İçine katılan malzemeler mi farklı bir sırrı var mıdır? Nihat USTA: Nihat Usta’nın köftesinin farklı sırrı ustanın ince ustalığından geçer. Bir de etin çok iyisini alırsan bu fark ortaya çıkar. Bu nasıl olur, her aldığın eti kasabın eline bırakmadan kendin gidip seçeceksin. 10 tane hayvan varsa belki de sana yarayacak 3 tanesi uygundur. O 3 taneyi arayıp bulacak ve imalathane getirdiğinde atılacak her tarafını atabilirsen, katkılarını güzel ayarlı bir şekilde ayarlayıp ızgarada güzel ustaca pişirip, servisini güzel bir şekilde yapabilirsen inceliklerini bilirsen bu işin Nihat ustanın köftesine ulaşırsın. Ama kasaba dersen ki bana 20 kilo et gönder. Bana 20 kilo köfte gönder, Nihat Usta’nın lezzetine ulaşman için daha çok zamana ihtiyacın var demektir. YENİ ŞUBELERİMİZLE YENİ BAŞARILAR KAZANACAĞIZ Elif ÇAVUŞ: Peki şubelerinizden bahsedelim biraz da. Trabzon’da da yeni bir alışveriş merkezi açıldı. Sizi de orada görmek mümkün. Eskiden insanlar köfte yemek için Akçaabat’a geliyordu. Ancak şimdi FORUM’a gidecek herhalde? Nihat USTA: Şimdi Akçaabat köftesi 1940lı yıllarda yola çıktı. 1974’te de Nihat Usta yola çıktı. Ama 1940 yılında yola çıkan Akçaabat Köftesi biliyorsunuz Türkiye’de en büyük firmaların olduğu iş merkezleri yapılıyor. Trabzon’da da bundan bir küçük bir büyük merkez yapıldı. Ankara’da İstanbul’da çok büyük çaplı iş merkezleri alışveriş merkezleri mevcut. Bunlara gittiğinizde Sultanahmet köftesi, Köfteci Ramis, İzmir köfte gibi isimlere rastlamışsınızdır. Ta ki 2008 yılına kadar. Allah razı olsun teklifler oldu bunları değerlendirdik ve Ankara’da bir şubemiz oldu. Ankara-Etlik Anteras diye bir şubemiz oldu. Ve son derece başarılı bir yer. 30 metrekare bir yerde buradaki 400-500 metrekarelik alandaki satış rakamlarına ulaştı. Kendisini tebrik ediyorum. Çünkü kendisi beyaz eşyacı bir arkadaş. Gelmiş burada köfte yemiş, demiş ben de burada Akçaabat ve Nihat Usta köftesi satmak istiyorum. Çarşı sahibi duraklamış demiş bakıyorum çarşılarda böyle bir marka yok. Sahibi de geldi Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek ile beraber, tattılar, beğendiler. Okey dediler. O günden beri o çarşıdayız. Köftesi günlük olarak oraya gitmektedir. Bütün iş merkezlerine de teklifimizi yaptık. Bundan sonra açılanların hepsinde olacağız. Forum’daki yere gelince. Trabzon-Akçaabat arası 10 kilometre bir mesafe var. Ben çok istekli değildim. Çünkü 12 kilometre bir mesafe var. Biz dedik burada satılsın ama oğlum Volkan ısrarla burada olmalıyız, dedi. Onlar da bizim olmaması istedi. Başarımız devam edecek, orada da başarılı olacağız. TRABZON’UN MUTFAĞI AKÇAABAT’TIR Elif ÇAVUŞ: Peki Trabzon’dan buraya geliş nasıl, insanlar akşamları sadece yemek yemek için Nihat ustayı tercih ediyor mu? Yoksa yinelde iş toplantıları mı oluyor? Nihat USTA: Akçaabat köftesi insanlar biliyor. Özellikle dışardan gelecek olanlar Nihat Usta’yla biliyor. Bir memur Trabzon’a atandığında iyi güzel köftesi vardır, bol bol köfte yersin deniyor. Dışardan gelenler Nihat Usta’yı biliyor. Tabi bunu ben kendim yapmadım. Diğer arkadaşlar da katkı sağladı. Akçaabat köftesini onlar da güzel sunmaya çalıştı. Son zamanlarda güzel salonlar yapıldı. Artık Trabzon’un mutfağı Akçaabat diyebiliriz. KÖFTEYİ ASLA DONDURMAYACAĞIM Elif ÇAVUŞ: Yeni teknolojik gelişmeler köfteyi nasıl etkiliyor. Tadı, yapılışı, saklanışı etkileniyor mu? Nihat USTA: Şimdi ben isterdim ki köftemizi dondurmadan satalım istendim. Biz eskiden ustalara çalıştığımızda (1966-67, 75’e kadar) bize ustalarımız birinci gün satamazsak 2 gün satardık. 3. günden sonra evinize götürün derdi. Çünkü sarımsak var, ekmek var köftede. Dolayısıyla ekşi mayalı ekmek köftenin içine girdiğinde morartır, tadı güzel olur, ancak uzun ömürlü olmaz köftemiz. Son zamanlarda bazı arkadaşlar -18 dereceden -40’a kadar donmuş ürün şekline getirdi. Ben dondurmam, dondurmayı da düşünmüyorum. Uygun bir paketlemeyle gönderebildiğim kadar göndereceğim. Ama kesinlikle dondurmayacağım. 40 yıldır bu işi yapıyorrrum, nasip olurda 20 yıl daha yaparsam asla dondurmayacağım. Özelliğinden uzaklaşmak istemiyorum. Nihat Usta köftesi böyle kalacak. Ama bizden sonrakiler köfteyi dondurur mu dondurmaz mı bilemem. Ben olduğum sürece köfteyi dondurmayacağım. BİR YİYEN BİR DAHA İSTİYOR Elif ÇAVUŞ: Köfteyi ilk yiyenlerin, yabancı da olabilir ülkemizin diğer yörelerinden gelenler de, tepkisi nasıl oluyor? Nihat USTA: Bizim bölgemize eskiden İngiliz-Fransız hepsi gelirdi. Şimdi azaldı. Artık bunu kimse inkar etmesin. Eskiden Ayasofya’da sıra beklerdik yabancı turistlerden şimdi yerli şöyle bir bakıp geçiyor. Yabancılar gelir Atatürk Köşkü, Ayasofya’yı gezer Erzurum-kars’a giderdi eskiden. Bu turlar eskiye oranla çok azaldı. Özellikle Amerikalılara bu köfteyi ikram eteğimizde, örneğin 200 gram verdiğimizde başlarını kaldırıp ocağı bakarlardı daha geliyor mu diye. 400-500 gram verirdik. Onlar bizden fazla köfteyi yiyorlar. Son yıllarda yoğun bir şekilde Yunan otobüsleri gelmektedir.Burada istirahat veriyorlar. Şimdi 22 tur geliyor. Tabi ki biz gittik Yunanistan’da turlarla konuştuk. Broşür verdik, turizm şirketlerini gezdik. Köfftemizin özelliklerini bıraktık. Hakikaten 24 otobüs geldi. Akçaabat köftesine o kadar çok ilgi gösteriyorlar ki. 400 grama kadar yiyen müşterimiz oluyor. Bölgemizden ek**** olmalarını istemiyoruz. Elif ÇAVUŞ: Son olarak ne söylemek istersiniz? Nihat USTA: Köftenin bu güne gelişinde emeği geçen herkese teşekkür ederim. Burada şu anda 42 kişi çalışıyor. Bu hem Akçaabat’a katkıdır, hem bölgemize. Akçaabat Belediye Başkanımız Şefik Türkmen bize çok destek oldu. Elinden geleni yaptı. Bu işte çok emeği vardır. Onun bize bakışı çok farklı oldu. 3 tane daha turist gelsin diye uğraştı. Kendisi bizi teşvik etmiştir. Önümüzü açmıştır. Lavabo yetmemiştir lavabo açmıştır. Park yetmemiştir park açmıştır, bunu da belirtmek gerekir.
|
|
|
|
|
25
|
Film, Sinema, Dizi, Altyazı, ve Paylaşım Programları / Yabancı Filmler / Cennetin Krallığı - Kingdom of Heaven
|
: Temmuz 06, 2008, 03:04:58 pm
|
Cennetin Krallığı Yönetmen Ridley Scott Senaryo William Monahan Oyuncular Martin Hancock, Michael Sheen, Nathalie Cox, Eriq Ebouaney, Jouko Ahola Filmin Türü Drama, Romantik Orijinal Adı Kingdom of Heaven Yapımcı Firma 20th Century Fox Yapım Yılı 2005 Yapım Ülkesi ABD / İspanya/İngiltere Orijinal Dili İngilizce/Arpça/Almanca Filmin Süresi 145 dakika Dağıtıcı Firma Özen Film Vizyon Tarihi 06.05.2005  Filmin Konusu: Düşmanlarınıza korkmadan karşı durun. Ölümünüze sebep olsa da doğruyu söyleyin. Güçsüz olanı koruyun ve yanlış yapmayın. Bu sizin yemininizdir...” Yönetmen Ridley Scott destansı hikaye anlatım tarzı ile ve Gladiator, Blade Runner ve Black Hawk Down filmleri ile kendisine hayran kitlesi yaratan ender yönetmenlerden biri. KINGDOM OF HEAVEN’da dünyaya yeni şeklini veren ve Avrupa ile Doğu arasında 200 yıl süren Haçlı Seferlerini konu ediyor. Hikaye genç bir Fransız köylüsünün kaderinin bir şövalye olduğunda nasıl değiştiğini ve bir kahramanın başka insanların kaderlerini de nasıl değiştirdiğini anlatıyor. Orlando Bloom filmde Balian adında bir demirci ustasını canlandırıyor. Ailesini ve inancını kaybeden acılı bir baba... Dini savaş uzak ve kutsal topraklarda devam etmekte onu ve kaderini ise büyük bir drama doğru yönlendirmektedir. Kaderi Balian’ın büyük bir şövalye olmasını sağlayacaktır. Ibelin’li Godfrey (Liam Neeson) Doğu’da savaştığı Haçlı Seferlerinden vatanı Fransa’ya dönmüştür. Balian’ın babası olduğu ortaya çıkınca, Godfrey gerçek şövalyeliğin ne olduğu hakkında oğlunu yetiştirecek ve onu kıtalararası destansı bir yolculuğa çıkaracaktır. Jerusalem’de o günlerde 2inci ve 3üncü Haçlı Seferleri arasında kırılgan ve her an sonlanabilecek bir ateşkes ilan edilmiştir. Kudüs Kralı IV Baldwin (Edvard Norton) barışa ve halkına bağlılık yemini etmiştir. Ibelin’in ölmeden önce kılıcını ve yeminini teslim ettiği oğlu tıpkı babası gibi Kudüs’ü her tür kötülükten korumak için yola çıkmıştır. Ölüme çok yaklaştıkları bir deniz kazasına rağmen güçlükle ulaştıkları Kutsal Şehir’de Balian kılıç maharetleri sayesinde kendine kısa sürede bir ün yapar ve bu arada Kral’ın kızkardeşi güzel Sybilla (Eva Green)nın saygı ve hayranlığını da kazanır. Ancak Balian kendine düşman da kazanmıştır... Özellikle Sybilla’nın kocası, Templar Şövalyelerinin küstah lideri Guy de Lusignan’ın ve kralın danışmanı Tiberias’ın (Jeremy Irons) düşmanlığını. Balian kılıcını alır ve tarihe adım atar. Ridley Scott’tan modern bir destan... Kingdom of Heaven, idealleri uğruna savaşan bir şövalyenin gözünden dünya tarihinin çok önemli bir dönemini kapsayan Haçlı Seferlerini anlatıyor. Tarihsel olayları bir insanlık dramının fonu olarak kullanan Scott, Oscar Ödülü’nü de Gladiator filmiyle bu tarz kurgusunu kullanarak kazanmıştı. Ödüllü yönetmen bu kez eski çağların mistik şövalye ruhunu bin yıl önce Müslümanlar ve Hristiyanlar arasında yaşanan bir döneme giydirerek günümüzdeki yankılarına ulaşmaya çalışıyor. Scott ile birlikte çalışmaya başlayan senarist William Monahan 3üncü Haçlı Seferleri öncesi Kudüs’ü anlatan hikayesinde Kutsal toprakların Avrupa’lı şövalyeler tarafından yönetildiği günleri tekrar gözler önüne seriyor.Hikayenin merkezinde Balian’lı Ibelin adında kahraman bir şövalye var ve Kudüs’teki Hristiyanları Selahaddin adındaki müslüman komutanın saldırılarına karşı korumaya ve barışa yönlendirmeye yemin ediyor. http://video.yahoo.com/watch/2482275/7588731http://video.yahoo.com/watch/2482769/7591543
|
|
|
|
|
26
|
Film, Sinema, Dizi, Altyazı, ve Paylaşım Programları / Yerli Filmler / Züğürt Ağa - Şener Şen
|
: Temmuz 06, 2008, 02:40:47 pm
|
Senaryosunu Yavuz Turgul'un yazdığı Nesli Çölgeçen imzalı Züğürt Ağa, 80'lere dair trajikomik olan ne varsa tek potada eritip müthiş bir başarıya imza atarken, Şener Şen'i de bir yıldız olarak kabul ettirdi. Güneydoğu Anadolu'nun feodal özelliklerini koruyan köylerinden birinde yaşamını sürdüren Ağa, gittikçe yoksullaşmasına karşın, geleneksel değer ve tavırları hiç değiştirmeksizin yaşamaya kararlıdır. Ancak koşullar değişmekte, Ağa'nın sahibi olduğu Haraptar köyü kuraklıktan kırılmaktadır. Ağa durumunu kuvvetlendirmek için son güvencesi olan politikada da düş kırıklığına uğrayınca topraklarını satar ve İstanbul'a göç eder. Ancak büyük kentte koşullar büsbütün farklıdır. Kentte ağalığın hiçbir anlamı yoktur. http://video.google.com/googleplayer.swf?docId=5300133082961232694
|
|
|
|
|
27
|
Film, Sinema, Dizi, Altyazı, ve Paylaşım Programları / Yerli Filmler / Battal Gazi
|
: Temmuz 06, 2008, 01:45:28 pm
|
Battal Gazi veya Seyyid Battal Gazi, 8. yüzyılda yaşadığı tahmin edilen ve hakkında çeşitli inanışlar bırakmış bir liderdir. Farklı kaynaklarda etnik kökeni Arap veya Anadolu yerli halkından olarak belirtilmiştir. Battal Gazi, Malatya'da doğmuştur. Doğduğu ve yaşadığı evin yeri halen mevcuttur. Yıkıntı halinde korunmaktadır. Uzun yıllar halka yemek dağıtılan hayrat yeri olarak kullanılmıştır. Evliya Çelebi seyehatnamesinde bahsedilmektedir. Battal Gazi hakkında bugüne ulaşabilmiş kaynaklar sadece mesnevi tarzı yazılmış, birbirini hem destekleyen hem de çelişen olgular içeren destanlar ve halkın hafızasında kalmış olan bilgilerdir. Battal Gazi Destanı'nda ve halk hikayelerinde, Emeviler zamanında Arap ordusuyla birlikte İstanbul'u kuşattığı anlatılmaktadır. Kuşatma hem denizden hem karadan yapılmış, fakat başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Destanda Battal'ın düşmanı, Arap komutanına oyun oynayıp kuşatma başladığında İstanbul'a geçerek imparatorluğunu ilan eden İmparator Leon'dur. Arap tarihinde II. İstanbul kuşatmasının tarihi 717-718 olarak belirtilmektedir. Bizans tarihindeki veriler de bu tarihi doğrular niteliktedir. Ayrıca Bizans tarihinde İmparator iyi. Leon'un tahta çıkma tarihi 717 olarak belirtilmiştir, bundan dolayı destandaki Leon'un İmparator iyi. Leon olma olasılığı üzerinde durulmaktadır. Destanda Battal Gazi'nin kuşatma sırasında yirmili yaşlarında olduğu söylendiği için, Battal Gazi'nin doğum yılının 690-695 civarı olmasının olası olduğu düşünülmektedir. Battal Gazi'nin ölüm yılının 740 olduğunda tarihçiler mütabakata varmışlardır. 740 yılında Eskişehir'in Seyitgazi ilçesi yakınlarında savaşta aldığı yara sebebiyle şehit olmuştur. Anadolu'da İslamın yayılmasına büyük katkıları olmuştur. http://video.google.com/googleplayer.swf?docId=-5147292181773893884
|
|
|
|
|
28
|
Film, Sinema, Dizi, Altyazı, ve Paylaşım Programları / Yabancı Filmler / Bir Sonbahar Hikayesi
|
: Temmuz 06, 2008, 01:43:18 pm
|
 Mesleklerinde çok başarılı öğretmen bir kadın ve iktisatçı bir adam...Karşılaştıklarında kla****lerdeki gibi bir aşkla bağlanırlar ve evlenirler. Bir *** olur. Başlangıçtaki sonsuz mutlulukları zamanla küçük yaralar alır, iyiden iyiye örselenir. Ancak kadın kocasının hayatı yorumlama biçimine ve ritmine ayak uyduramaz, ama gidişata da müdahale etmez. Uçurum her gün daha da büyür. Duygusal yaşamlarındaki ek****likleri dışarıdan besleme yoluna giderler. Değişen ve alabora olan toplumsal değerler, bu sürecin uyumsuzlukları, yarattığı çatışmalar tüm evliliklerini bir uçtan öteki uca savurur. Artık birbirlerinin yaptıklarından etkilenmezler bir arada ama birbirlerini yok sayarak yaşamlarını sürdürürler. http://video.google.com/googleplayer.swf?docId=2027564565535986829
|
|
|
|
|
29
|
Film, Sinema, Dizi, Altyazı, ve Paylaşım Programları / Yerli Filmler / Hanzo
|
: Temmuz 06, 2008, 01:40:55 pm
|
 Dağda bulunan ilginç bir yaratık olan hanzo, incelemeler için hastaneye götürülür ve olaylar gelişir. oradaki doktorun memelerini aymut* , meme, mama diye sıkıp durmasıyla baya bir güldürmüştü hani.. doktoru onun hakkında yardımcılarıyla tartışırken davranışları nasıl der yada bunun gibi bişey aymut memeli doktorda hayvan gibi der profsa olsun o yinede bir insan deyiverir ama hanzo bunu duymuştur ama yinede odanın ortasına işiyip sonrada meşhur sırıtışını yaparaktan profu död etmiştir bulunduğunda köyün ihtiyarları farkerderler ki bu daha bebekken anasıyla beraber dağa kaçırılan çocuktur. meğer onu ayılar yetiştirmiştir. neden yememişlerdir ayılar çocuğu? çünkü ayılar insan eti yemezler. bu filmde gecen bir diyalog hakikaten akillara zarardir. once sahneyi tasvir edelim: hanzo vahsi dogada(?) yakalanmis ve inceleme amaci ile hastaneye getirilmistir. inceleme ekibinin basindaki profesor ile asistani, hanzo'ya bakarak konusmaktadirlar: prof: korkunca ne yapiyor? ast: korkuyor(?) * prof: insan gibi mi, hayvan gibi mi? ast: hayvan gibi! prof: olsun, o yine de bir insandir.. http://video.google.com/googleplayer.swf?docId=4662015985474193033
|
|
|
|
|
30
|
Film, Sinema, Dizi, Altyazı, ve Paylaşım Programları / Yerli Filmler / Kibar Feyzo
|
: Temmuz 06, 2008, 01:36:35 pm
|
Kibar Feyzo - Kemal Sunal Kibar Feyzo, yönetmenliğini Atıf Yılmaz'ın yaptığı; Kemal Sunal, Müjde Ar, Adile Naşit, Şener Şen, İhsan Yüce, İlyas Salman ve Erdal Özyağcılar'ın rol aldığı, 1978 yapımı bir komedi filmidir. Konu [değiştir]Feyzo askerden döndükten sonra Gülo’ya talip olur. Köyde Gülo’ya başka talipler olduğu için babası başlık parasını açık arttırmaya koyar. Ve on bin peşin, on bin senet karşılığı Gülo, Feyzo’nun üstünde kalır. Feyzo borcunu ödemek için kente gidip çalışmaya başlar. Kentten her dönüşünde köylülere artık şehirlerde ağalık düzeninin olmadığını, başlık parasının kalktığını anlatarak ağaya karşı cephe oluşturur. http://video.google.com/googleplayer.swf?docId=4451727951065070417
|
|
|
|
|