hamsiloji
Yeni Üye
Karma: 0
Offline
Mesaj Sayısı: 8
|
 |
« : Mart 02, 2008, 12:20:49 pm » |
|
"Ekoloji"ye , Ekolojistce bakabilmek ( kavrayabilmek)
"Ekoloji" 'ye şu gözle, bu gözle bakmaktan ziyade yan gözle bakılmamalıdır. -Doğa(l) bilimleri ve Sosyal bilimler kastediliyor-
Son dönemlerde; Birde, "Sosyal Ekoloji" olarak isimlendirilen ,ortak(3.) bir alanda da bazı bilimsel kuramlar geliştiriliyor. “Sosyal ekoloji”; bir bilme biçimidir.Bilimcilerin ekolojiyi anlaması gerekir,ama bunu felsefi bir şekilde algılamalı,yüzeyselliğinden arındırarak kavramalı ve yöntembilimsel temellerini oluşturmalıdır.Eşyanın ontolojisi ile muhabbet etmeli ve ortak bir alanda farklı bir epistomoloji geliştirilmelidir. "Çevreci-sosyal bilim" yaklaşımları ile “Sosyal Ekoloji” Bilimi arasındaki temel fark da budur.Zordur ama işi kapınca kolay olduğu görülecektir..
”Sosyal Bilimler ve (+) Ekoloji” alt başlığı ile “SOSYAL EKOLOJİ” bilim paradigması arasında ; muhteva , biçim (epistomoloji ve ontoloji) açısından farklılıklar mevcuttur.
“ Sosyal Ekoloji ”; Bilimin adıdır.
“Toplumsal Ekoloji”; İdeolojinin ve felsefenin ve de bir siyasanın-hareketin- adıdır.
( Her ikisinin de , şimdilik birbiriyle ilişkili olduklarını söylemekle yetinelim.)
Çevrecilik; Pozitivist büronun özel kalem müdürlüğü odasıdır.
Ekolojizm; Ekolojist bilimin yinel Kurmay Başkanlığıdır. Geleneksel Sosyal Bilimlerin, ekoloji anlayışının da "çevrecilik" olduğu ve dar bir kulvardan olaya yaklaştığı zaten bilinmektedir..Kapitalist uzantılı bir "resmi çevrecilik" anlayışını enine boyuna tartışmak ;"olayı" anlamsız, totolojik kısır döngülere götürür. Öncelikle, "Ekolojist olabilmek" maddesi iyi hazmedilmelidir.
Ekosistemlere "ekolojist" bir düşünce ile mi yaklaşılıyor ? yoksa ,"çevreci" bir zihniyetle mi yaklaşılıyor.İşin bu püf noktası önemlidir.Her iki bilim alanında da ; birbirinin dilinden anlayacak ve ortak yöntemde buluşacak bilimci ekipleri alan bazında çalışmalar yapabilirler. Bütünleşme eklektik değil..Yapısal olmalıdır.Sözde! değil , özde olmalıdır.
Benim bildiğim kadarı ile Türkiye' de hiçbir sosyoloji bölümünde Ekoloji kürsüsü yoktur . Dolayısıyla, sorun kapsamlıdır. Bu bağlamda; Özetlersek , gelişmişlik(bilimsellik derecesi) sıralamasına göre, dört (4) farklı evrimsel "mevzi" vardır.
a) "Sosyal bilgiler çevreciliği" ( Ruşen Keleş türevi vb kürsü yaklaşımları)
b) Sosyal Bilimler ve Çevre Bilgisi
c) Ekoloji -Kısmen çevre ve Doğal Bilimler
d) "Sosyal Ekoloji" ve Ekoloji -(Bağımsız Bilim Dalı- 3.Bilim de denir.)
Hangi düşünsel aşamada ve kulvarda bilgi üretiliyorsa ona göre bilimi yapılır.Çıktıları ve girdileri de doğal olarak farklılaşacaktır.
Bazı akademisyenlerin, düşündüğü tartışma cephelerini iki (2) den , "yatayda" dörde çıkardık.
Ancak ısınma turları için yararlı bir çerceve ve "yol haritası" olduğunu düşünmekteyim.Merkezcilik!( o da neyse) yaklaşımlarına göre de, herbir cepheden iki tane (insan ve doğa mrkz. olmak üzere) dikeyde eksen ayrışması olduğunu varsayarsak; 4! / (4-2)! = 12 faktoriyel cephe eder. Dolayısıyla, böylesine mayınlı bir bilim coğrafyasında; indirgemeli bilim yaklaşımlarından, "bütüncül" epistomolojik (ontolojiyi de içeren) yaklaşımlara giden yeni bir "Ekoloji" tanımlamasının gerekliliği ortaya çıkacaktır.İşte bu noktada, "yeni ekoloji", artık geleneksel anlamda pozitivist "çevrecilik" değildir . Ekolojinin dilsel (Türkçe) karşılığı ise, "Çevrebilim"!! olarak da algılanamaz artık.
Sonuç;
Türkçe sözlüğün 2008 yılı yeni baskılarında bir kelimeyi! çıkarttık yerine 3 tane gıcır gıcır Türkçe kelime eklendi. Yeni kazandırılan bu kelimeler sırasıyla , “Ekolojizm” “Ekolog” ve “Ekolojist” tir.Tanımları da ayrıca yapılmıştır.
* Ekoloji;insanı da içeren kavranabilir bir bütünün evrendeki (doğal , mekansal,kurumsal ve kültürel ) merkezci olmayan bir alt kümesi olarak algılanmaktadır.
“Çevrecilik, Bir “Ekoloji” kelimesi ile onurlandırılamaz” M.Boockhin
Tahir Çalgüner
|