|
|
Üye Paneli:
|
 |
|
|
|
 |
Of Tarihçesi
EKONOMİK YAPI
1- TARIMSAL YAPI
Ekonominin en önemli itici gücü tarım sektörüdür. Dünya
genelinde geçerliliği olan bu kuralın ülkemiz, bölgemiz ve
hatta ilçemiz açısından daha da önemli olduğunu
söyleyebiliriz.
İlçemizde de ülkemiz genelinde olduğu gibi çalışan nüfusun
hala önemli bir kısmı tarım sektöründe istihdam
edilmektedir.
Of ekonomisinin tarihçesine baktığımızda Miletliler Trabzon
ve civarına geldiklerinde civardaki yerli toplulukları yok
etmemiş ve onlarla ticari ilişkilere girerek ellerinde
bulunan hammaddeleri ucuz bir şekilde almışlardır Buna
karşılık onlarda olmayan ve denizaşırı ülkelerden
getirdikleri malları satarak büyük karlar sağlamışlardır.
Trabzon Rum İmparatorluğu döneminde Of önemli bir ticaret
merkeziydi.
İlçenin ekonomisi son yıllarda tarıma ve işlenmiş çay
sanayiinde dayalıdır. Tarımda ise tek çeşit ürün
gelişmiştir. Küçük esnaf ve sanatkarların faaliyetleri ancak
kendilerine yetmektedir. Çay-Kur ve özel sektör çay
fabrikalarında önemli sayılabilecek istihdam imkanı
sağlanmıştır.
Bir yöredeki tarımsal faaliyetlerin çeşitliliği ve
yaygınlığı üzerinde etki eden çeşitli faktörler vardır. Bu
faktörler ve yöremize göre değerlendirilmesi şu şekildedir;
A- İKLİM
Bir bölgenin tarımsal faaliyetlerini etki eden en önemli
faktördür. İklim elemanları yağış, sıcaklık, basınç ve
rüzgarlardır. İşte Of ilçemizde de tarımsal faaliyetlere
etki eden en önemli etmen iklimdir. Yağışın ve sıcaklığı bir
arada olduğu nemli iklim şartları ilçemizde bu şartlarda
yetişen çay, fındık ve mısır gibi ürünlerin üretimini
öncelikli kılmıştır.
B- YER ŞEKİLLERİ
Tarıma etki eden faktörlerden biri olup özellikle makinalı
ve yoğun tarımın yapılamamasını etkilemektedir. İlçe
arazimizin %75’i eğimli olması bu alanlarda daha çok çay ve
fındık gibi fazla bakım istemeyen ve daha kolay yetişen
ürünlerin üretimine etki etmiştir. Yer şekilleri ulaşımı da
olumsuz yönde etkilemektedir.
C- TARIM KÜLTÜRÜ
Geçmişten itibaren önemli bir yerleşim merkezi olan
ilçemizin tarım kültürü de geçmişe dayanır. İnsanlar anneden
babadan gelen bilgilerine gelişmiş tarım tekniklerini de
ekleyerek üretimi arttırmışlardır. Yine bölge iklim ve
toprak şartlarında yetişebilecek ürünleri tespit edip
bulmuşlar ve yetiştirmeye başlamışlardır. (Çay, kivi,
turunçgiller vb.)
D- TOPRAK YAPISI
İlçemizin toprak yapısı üretimi olumsuz değil olumlu
etkilemiştir. Yöremizde toprak kalınlığı 0-40 cm arasında
olup genel asitlik derecesi 4.5-6 derece arasındadır.
Organik madde bakımından 1.2-2 arasında değerler gösterir.
Kireç oranı sıfırdır. Topraklarımızın geneli tarıma
elverişli killi ve kumlu topraklar grubuna dahildir.
Yöremizde yine sarı-kırmızı-gri-kahverengi topraklar da
bulunmakta olup kireç oranının sıfır olmasıyla özellikle çay
tarımı için aranan toprak olma özelliğindedir.
% 75’i eğimli olan tarım topraklarımızın yanısıra kıyı
şeridi ve Solaklı-Baltacı Irmakları Vadilerinde de az da
olsa düz topraklar bulunmaktadır. Yüksek kesimlerdeki doğal
bitki örtüsü yer yer tahrip edilmiş ve şiddetli toprak aşımı
başlamıştır. Bunda çay tarımı için orman alanlarının ortadan
kaldırılması ve fazla yağışların da etkisi vardır.
Yukarıda saydığımız özelliklere göre Of’ta tarım arazileri
yeterli değildir. Varolan topraklar da çayın dışında
yeterince değerlendirilememiştir. Yöremizde çay ve fındık
dışındaki tarımsal ürünler ancak halkın kendi ihtiyacını
karşılar. Toprağın az olması nüfusun hızlı artması Of
halkının bir kısmını ekonomik imkansızlıklara itmiş ve
insanlarımız ekmeğini dışarıda aramak zorunda kalmışlardır.
Bu durum azalarak da olsa devam etmektedir.
Zeki ve çalışkan olan halkımız gittiği yerlere kısa zamanda
uyum sağlamış ve ekonomik yönden güçlenmiştir. Bunun
örnekleri çoktur. Bölgede kalanlar ise kendi imkanlarını
değerlendirerek geçimini sağlamaktadır.
E- TOPRAKLARIN KULLANIM DURUMU:
Toprak dağılımı dengeli olup küçük toprak mülkiyeti
egemendir. Tarım işletmeleri ancak geçimlik düzeydedir.
İlçedeki tarım arazisinin genel olarak dağılımı şöyledir:
Tarım Arazisi
12082 Hektar
% 37
Ormanlık Arazisi
17354 Hektar
% 52
Çayır-Meşe Arazisi
2364 Hektar
% 4
Kayalık ve İskan Arazisi
1300 Hektar
% 3
Diğer
2500 Hektar
% 4
Of Tarım Arazisi Genel Dağılımı
2-TARLA VE BAHÇE FAALİYETLERİ
A- SEBZECİLİK
1. Mısır
Hayvan ve insan beslenmesinde ve çeşitli sanayi kollarında
hammadde olarak kullanılma alanıyla birlikte yağ, nişasta
üretiminde de kullanılır. Sapları ve yaprakları kağıt,
karton ve ambalaj sanayinde kullanılır. Sap ve yaprakları
iyi bir hayvan yiyeceğidir. Mısır özellikle nem ve yağış ile
sıcaklığın bir arada olduğu iklim bölgelerinde yetişme alanı
bulur. Bu özelliği ile Of ve çevresi iyi bir üretim
alanıdır. Geçmişte çay ve fındık alanları mısır üretim alanı
olarak kullanılırdı. İlçemizde mısır ekim alanı 850 hektar
olup bu ekili alandan 2975 ton mısır elde edilmektedir.
Yöremizde mısır daha çok mısır unu, mısır ekmeği, çeşitli
mısır yemekleri ve hayvan yemi olarak kullanılır. Yine az da
olsa pazarlarda ticari amaçlı kuru ve yaş mısır satımları
yapılır. Arta kalan sap ve yaprakları ise hayvan yemi olarak
kullanılır. Geçmişte mısır unu buğday ununa alternatif bir
gıda idi. Ancak bu özelliğini bugün koruyamayarak
kaybetmiştir.
2. Patates
Az eğimli topraklarda yetiştirilen patates geleneksel bir
tarım bitkisidir. Yetişmesi ilçenin sahil kesimi ile iç
kesiminde farklılık gösterir. Sahil kesiminde bitkisel tarım
alanlarının çok az bir bölümü patates tarımı için ayrılır.
Dikilen patateslerin hepsi aynı zamanda sökülüp depolanır.
İhtiyaç anında buradan alınıp kullanılır. Sökülen
patateslerin yeri boş bırakılmayarak güz fasulyesi denilen
bir fasulye ekilir. Böylece aynı yerden 2 kez ürün alınmış
olunur. Son yılarda sahil kesiminde patates üretimi hiç
yapılmamakta ya da çok az yapılmakta, ihtiyacın tümü
pazardan karşılanmaktadır.
İç kesimlerde ise; mısır tarlaları bellenirken patatesler
belli aralıklarla toprağa verilir. Mısır ekim zamanı
geldiğinde patates dikili tarlaya mısır da ekilir. Ayrıca
aynı tarlaya lahana da dikilebilir. Tarlada olgunlaşan
patatesler ailenin ihtiyacı oranında çıkartılarak
kullanılır. Bu uygulama tarlanın belleme zamanına kadar
devam eder. Tarla bellenirken açılan ocaklardaki
patateslerin fazlaları alınır. Her ocakta bir patates
bırakılarak örtülür. Bu olay aynı şekilde devam eder.
Yöremizde daha çok Rus patatesi denilen patates ekilir. Bu
patates yemeklik yerine haşlanarak tüketilir. Ancak son
zamanlarda bu tür patates ekimi azalmıştır.
Zamanla yemeklikte de kullanılan ziraat patatesi bahçe
kenarlarında dikilmeye ve aile ihtiyaçlarını karşılamaya
yönelmiştir. Bugün Of’taki patates üretim alanı 130 hektar
olup bu ekim alanından 3280 ton patates elde edilmektedir.
Ancak bu üretim; gerek sahilde gerekse iç kesimlerde yerel
tüketime yöneliktir, ticari amaç güdülmez. Bu üretim ilçe
ihtiyacına cevap veremez. İhtiyaç için gerekli patates diğer
illerden gelip halkımız tarafından ilçe pazarından satın
alınarak tüketilir.
3. Kara Lahana
Tamamen doğa şartlarında yetişen, sebze üretiminde lahananın
önemli bir yeri vardır. İlçede sebze deyince akla kara
lahana gelir. İlçe arazisinin her yerinde hatta yaylalardaki
bahçelerde ve ırmak boylarındaki dolgu alanlarında dahi kara
lahana dikilmiş yerlere rastlanmaktadır. Lahanaların
tohumları özel hazırlanmış yerlere ekilir ve sulanarak
büyümesi sağlanır. Bunlar belli bir büyüklüğe ulaştığı zaman
koparılarak üretim yapılacak alanlara dikilir. Yaprakları
büyüdükçe tüketilir. Lahanadan yapılan yemeklerin ilçe
halkının gönlünde ayrı bir yeri vardır. İlçemizde 35 hektar
civarında kara lahana ekimi yapılır. Bu üretim alanından 280
ton civarında ürün alınmaktadır. Lahana üretimi iç tüketime
yönelik olup ticari bir amaç taşımaz ancak ne kadar da olsa
ilçe pazarında köylerden gelen lahanalar hazırlanarak
tüketicilere ulaştırılır. Lahana üretiminin fazla olduğu
zamanlarda hayvan yiyeceği olarak da kullanılmaktadır.
4. Fasulye
İlçede geçmiş yıllarda fasulye üretimi önemli bir yer
tutarken günümüzde bu önemi azalmıştır. Bunda çay ekiminin
artmasıyla ekim alanlarının daralması etkili olmuştur.
Fasulye daha çok iç tüketime yönelik üretilmektedir. Ancak
yaz aylarında pazarlara getirilerek satılan taze fasulye
küçümsenecek oranda değildir. Ancak ilçe ihtiyacına cevap
verememektedir. Yöremizde 2 hektar barbunya fasulyesi
ekiminden 12 ton civarında ürün alınmaktadır. Yine kuru
fasulye ekim alanı da 23 hektar olup 12 ton civarında ürün
alınır. Özellikle dere yatakları ve ırmak boyları ile
evlerin bahçelerinde ailelerin kendi ihtiyaçlarını
karşılamak amacıyla ekim yapılır. Taze fasulye ekim alanı 12
hektar olup buradan 150 ton ürün alınmaktadır.
Diğer tarla bitkileri de ekim alanı dar olmakla birlikte
özellikle ırmak kenarlarındaki yerleşim yerlerinde ve
köylerdeki bahçelerde yapılmaktadır. Bu ürünlere
baktığımızda bunların ekim alanları ve alınan ürün
miktarları tabloda gösterilmiştir.
Yukarıdaki tablo ve önceki açıkladığımız ürünler ilçemizde
yetiştirilmekle birlikte ilçe ihtiyacına cevap verememekte
ve ticari amacı bulunmamaktadır. Bu ürünlerden çoğunun
ihtiyaca cevap verememesi nedeniyle çevre illerden
gelenlerle ihtiyaç karşılanmaktadır.
5. Kabak
İyi akaçlanmış toprakta çit ya da duvar gibi bir desteğe
sardırılarak yetiştiği gibi tarla kenarları ve tarla içinde
de yetişir. Karbonhidrat ve “A” vitamini içerir. Çeşitli
cinsleri vardır. Of’ta yetişeni “Of kabağı” olarak ün
salmıştır. Dış kısmı beyaz ya da grimsi renk olup iç kısmı
sarıdır. Küre biçiminde ya da uzun silindir biçiminde olur.
Ayrıca bal kabağı adı verilen dışı yeşil, etli kısmı turuncu
renkte olan kabak türü de yetiştirilir. Ev ihtiyacının
fazlası pazarlarda satılır.
B- MEYVECİLİK
Doğu Karadeniz Bölgesi tahıl yönünden fakir olmasının aksine
meyve türleri ve ağaçların çokluğu bakımından dünyanın en
zengin yörelerinden biriydi. Bu husus eski dönemlerde
bölgeye fetih amacıyla gelen komutanların ya da seyyahların
dikkatini çekmiştir. Tarih kitaplarında ve seyahatnamelerde
bu konulara işaret eden birçok kaynaklara rastlanılmaktadır.
Bugün ilçemizde birçok köyün ismi meyve isimleriyle
anılmaktadır.
İlçemizde hemen hemen her evin bahçesinde birkaç meyve
ağacına rastlamak mümkündür. Bu oran köylerimizde daha da
çok artmaktadır. Bölgede Osmanlılar zamanında meyvelerden
öşür alınması, bölgede meyvecilik faaliyetlerinin yoğun
yapıldığını göstermektedir. Ancak bu bölgede yetiştirilen
meyvelerin üretiminde Pazar payı bulunmadığı ve ticari amaç
güdülmediği için nitelik fazla nicelik az olmuştur. Yani
üretilen meyve çeşidi fazla bunların miktarı az olmaktadır.
Günümüzde meyveciliğimize baktığımızda ticari amaç
güdülmediğini daha çok aile ihtiyacını karşılamaya yönelik
olduğunu görebiliriz. Ancak az da olsa köylerden getirilip
ilçe pazarında satılan meyve türlerine rastlanmaktadır.
(Elma, Armut, Trabzon Hurması, Mandalina, Üzüm, İncir,
Karayemiş v.b.)
a. Elma:
Anavatanı Anadolu olan Türkiye’nin hemen her yerinde
yetiştirildiği gibi ilçemizde de elma üretimi diğer meyveler
arasında en fazla üretilendir. Elma özellikle
killi-kumlu-tınlı toprakları sevmesi özelliği ile toprak
yapısı olarak uyum gösterir. Elma tohumlardan veya çelikten
üretilen anosların aşılanmasıyla çoğaltılır. Çevremizde
elmalar daha çok basit ambarlarda bir kısmı samanlar
içerisinde bir kısmı da kayalardan oyma depolarda saklanır.
Elma ilçemizde üretilen meyveler içerisinde en fazla pazar
payı olandır. Yaklaşık olarak 13.000 adet elma ağacı olup
bunlardan 260 ton elma alınmaktadır. İlçenin genelinde 9
çeşit elma bulunmaktadır. Yine de elmanın ilçemiz
ailelerinin bütçesine olan katkısı önemli bir yer tutmaz.
b. Armut:
Serin iklim bölgelerinde yetişme alanı bulunan armut,
bölgemizde de yetişme alanı bulur. Bilinen 30 çeşit armut
türü ilçemiz topraklarında yetiştirilmektedir. Bunlar daha
çok meyve olarak tüketilmekle birlikte armuttan pekmez de
yapılır. Armutun meyvesi elma kadar dayanıklı olmamakla
beraber kışlık çeşitler soğuk havalarda dahi bozulmadan
varlığını korumaktadır. Ağaç sayısı 10.000 civarındadır.
Elde edilen meyve miktarı da 250 ton civarındadır. Armut
üretimi de diğer meyvelerde olduğu gibi ticari amaç taşımaz.
Ancak ailelerin kendi ihtiyaçlarını karşılar. Yine de
pazarlarda çevre illerden gelen armutlar satılmaktadır.
c. Erik:
İlçenin her tarafında yetiştirilebilen meyve çeşididir.
Sahil ve orta kesimlerde genellikle evlerin veya bahçelerin
kenarlarında birkaç cins ve birkaç kök olarak yetiştirilen
bu meyve çeşidi iç kesimlerdeki köylerde genelde yabani
olarak arazinin muhtelif yerlerinde kendiliğinden
yetişmektedir. Pazara dönük bir yetiştiricilik söz konusu
değildir.
Sadece çeşit olsun düşüncesiyle yetiştirilir. Genelde yaş
olarak yenen bu meyve çeşidi komposto ve reçel yapımında
kullanıldığı gibi bazen de fırınlarda ve güneşte kurutulmak
suretiyle kış mevsiminde komposto yapımında kullanılır.
Tespit ettiğimiz erik çeşitleri şunlardır: can eriği, güz
eriği, turbe eriği, köpek eriği, kol eriği, yağ, yumurta
eriği v.b. olmak üzere 11 çeşit erik yetiştirilmektedir.
Ağaç sayısı 1700 civarında olup 17 ton meyve alınmaktadır.
ç. Üzüm:
İlçemizde üzüm yetiştiriciliği de yapılmaktadır. Tarlaların
kenarlarına dikilen ağaçlara sarılmış olan asmalarda üzüm
yetiştirilir. Kokulu üzüm, Kara üzüm, Beyaz üzüm, Kış üzümü
gibi çeşitleri olan ürünlerden en fazla üretilen kara
üzümdür. 1937’li yıllardan sonra yöremizde çay
yetiştirilmeye başlanmasıyla üzümler yok olmaya ağaçlar
kesilmeye başlanmıştır. Bugün üzüm yetiştirme işi önemli
derecede azalmıştır. Bu üzümlerden bir bölümü pekmez
yapımında kullanılır. Geçmişte şarap yapımında da
kullanıldığı söylenmektedir.
d. İncir:
Ilıman iklim bölgelerinde yetişme şartı bulan bir meyvedir.
Ancak yöremizde kurutmalık yani ticari amaçlı incir değil
daha çok sofralık incir tüketimi yapılmaktadır. İncir ağaç
sayısı ve ürettiği miktarı ilçemizde yetiştirilen meyveler
içerisinde önemli yer tutar. İlçemizde incir meyvesi daha
çok yaş olarak ve incir reçeli olarak tüketilir. İlçemiz
genelinde incir ağaç sayısı 3000 adettir yaş incir üretimi
de 10 ton civarındadır. İncir çeşitleri; kuş inciri, beyaz
incir, patlıcan inciridir.
e. Kiraz:
Anavatanı Doğu Karadeniz bölgesi olan Kiraz üreticiliği
ilçemizde önemli yer tutar. Özellikle ormanlarımızda
yabanilerine bolca rastlanır. Bunların aşılanarak kaliteli
kiraz ağaçlarına dönüştürülmesiyle üretim artar.
Memleketimizde kiraz mayıs ayında turfanda olarak pazarlara
gelmesine rağmen ilçemizde sıcaklık ortalamalarının
düşüklüğü nedeniyle geç olgunlaşıp pazara geç iner.
Yöremizde yetiştirilen kiraz çeşitleri mayıs kirazı, kuş
kirazıdır. Kiraz ağaç sayısı 2500 olup bunlardan elde edilen
kiraz miktarı 37 ton civarındadır. Köylerimizden şehir
pazarına getirilen kirazlar ticari amaçlı gelirler de
sağlayarak satışa sunulur. İlçe ihtiyacının tamamı
karşılanır.
f. Kestane:
Kayıngiller familyasından olan kestane ılıman iklimlerde
yetişir. Meyvesi kışın çerez olarak yenir. Meyvesinin dış
kabuğu dikenli bir kılıfla örtülüdür. (Kapula-gumuş)
Yaklaşık 30 metreye kadar uzayan geniş yapraklı uzun ömürlü
bir ağaçtır. Koyu renkli ve dayanıklı olan kısmından ev,
gemi, mobilya yapımında faydalanılır. Çiçekleri önemli bal
kaynağıdır. Bölgemizde kestane balı ünlüdür.
g. Karayemiş (Taflan):
Laz kirazı olarak da bilinir. Güllügiller familyasından olan
kışın yaprakları dökülmeyen ağaççık Türkiye’de Karadeniz
Bölgesinde yabani olarak yetişir. Ağıza buruk bir tad veren
bu meyve kirazı andırır. Çiçekleri salkımsı olup, meyvesi
siyah, kahverengi, mavimsi bir renktedir.
Taze yapraklarından damıtılarak elde edilen sulu özü öksürük
kesici, bulantı ve karın ağrılarını yatıştırıcı, tansiyonu
düzenleyici olarak kullanılır. Yalnız yaprakları
hidrosiyanik bir asit veren bir glikozit içerdiği için
zehirleyici özelliğinden dolayı az yaprak kullanılmalıdır.
h. Narenciye:
Akdeniz ikliminde yetişen limon, portakal ve mandalina
ilçede hüküm süren iklimin elverişli olması nedeniyle
üretilmektedir. Özellikle sahil şeridi ve içerilere sokulan
ırmak vadilerinde üretim yapılır. Yukarılara çıkıldıkça
sıcaklıkta meydana gelen azalmaya bağlı olarak üretim durur.
İlçe genelinde 500 Adet limon, 1000 Adet portakal ve 7000
civarında da mandalina ağacı bulunmaktadır. Bu ağaçlardan
özellikle Mandalina üretimi önemli derecede yer tutar. İlçe
pazarında köylerden mandalinalar çuvallarla getirilip
pazarlanmaktadır. İlçe ihtiyacının tamamı olmasa da önemli
bir kısmı iç üretimden sağlanır. Ticari amaç güdülüp üretim
arttırıldığı takdirde önemli gelir kaynağı olacaktır.
h. Kivi:
Of’un kiviyle tanışması 1986 yılına tekabül eder. Özellikle
Doğu Karadeniz bölgesinde yetişme alanı bulan kivi bu
bölgede çay üretimine alternatif olarak sunuldu. Böylece
bölge halkına yeni bir kazanç kaynağı olması planlanan kivi
yetiştirilmesi çalışmaları çok olumlu sonuçlar verdi. Bunun
sonucu olarak ta Çay-Kur işletmeleri genel müdürlüğü Çay
Enstitüsü kivi yetiştiriciliği için kolları sıvadı. Kivi
üretiminde önderlik yapan enstitü kivi yetiştirmek
isteyenlere her türlü desteği sundu. Bunun sonucunda da kivi
yetiştiriciliği başladı.
Tırmanıcı ve sarıcı bir bitki olması nedeni ile asmaya
benzeyen kivi meyvesinin, kuvvetli bir kök yapısı
olmadığından su ihtiyacı çok fazladır. Birçok meyvenin
tadını bir araya toplamış bir meyve tadındadır.
İlçemizde kivi yetiştiriciliği ilk meyveleri Çamlı köyünde
verdi. Buradan da çevreye yayıldı.
İlçemizde meyvecilik konusunda henüz ticari amaç yönünde bir
girişim yapılmamıştır. Piyasa da bulunan aile ihtiyacını
karşılamaya yönelik ve yabani olarak yetişenlerdir. İlçemiz
genelinde derli toplu hiçbir meyve bahçesi yoktur. Yabani
çeşitleri ziraat yönünden hiç hoş karşılanmayacak surette
ara ziraati halinde tarlaların içinde göze çarpmaktadır.
Meyve çeşitlerinin yabanisinin yetişmesi ve belirli yerlerde
aşılama yapılarak yetiştirilen meyveler dikkate alındığında
meyvecilikten tarla mahsulü oranında kazanç sağlanabileceği
anlaşılmaktadır. Meyveciliğimizin gelişmesi ancak eğitimle
ve örnek olmakla mümkün olur.
C- SERACILIK
Seracılık açık hava şartlarında belli bir devre için
yetişmesi mümkün olmayan sebzelerin bol ışık alan fakat
soğuğa karşı korunan binalarda mevsim dışında
yetiştirilmesini ifade eder. İlçemizde üstü ve yanları
naylon veya camla kapatılarak soğuk hava şartlarına karşı
korunan ve nispeten soğuk günlerde ısıtılabilen seralarda
tarım faaliyeti mevsim dışı olarak kış mevsiminde çeşitli
sebzeler yetiştirilebilir. Özellikle ilçemizde kış
mevsiminin çok soğuk geçmemesi seralardaki ısıtma problemini
ortadan kaldırmakta ve masrafları azaltmaktadır.
İlçemizde şu an faal durumda olan 8 sera vardır. Bu
seraların herbiri 300 m2 olup toplam sera alanı 2400 m2 dir.
Bu seralardan bir tanesi bir emekli öğretmen tarafından
Cumhuriyet Mahallesi, Kemal Paşa sokak’ta yapılmıştır. Bu
serada özellikle salatalık ve marul üretimi yapılmaktadır.
Yine ilçemizde Çay işlemeye yönelik kurulmuş olan Özçay
Kooperatifinde de modern bir sera yapılmıştır ve Of’un en
önemli serasıdır.
Yukarıda belirttiğimiz 8 faal sera dışında yine ilçemizin
birçok yerinde ve köylerinde üstleri naylonlarla örtülü daha
dar alanlarda ve kapsamlı amatör seralar da vardır.
Buralarda daha çok marul ve yeşil soğan üretimi
yapılmaktadır. Of ilçemizde seracılık faaliyeti yeni yeni
gelişmektedir. Gerekli yatırımlar ve destekler sağlandığında
ilçemizde seracılık gelişecektir. Ancak yatırımdan da
önemlisi halkımıza seracılığın getirecekleri anlatılmalı,
seracılık faaliyetinin nasıl yapılacağı konusunda iyi bir
eğitim verilmelidir. Of’ta yapılan seracılığın henüz ilçemiz
halkının ihtiyaçlarına cevap verebilecek bir üretim
miktarına sahip değildir. İlçemizin kış aylarındaki sebze
ihtiyacı daha çok Akdeniz illerinden sağlanmaktadır.
D- ENDÜSTRİYEL ÜRÜNLER
Sanayi bitkisi; sanayiye hammadde olan ve ancak fabrikalarda
işlendikten sonra kullanılabilir hale gelen bitkilerdir.
Bunlar, şeker pancarı, ayçiçeği, zeytin, pamuk, fındık,
tütün ve çaydır. Ancak ilçemizde bunlardan çay ve fındık
yetiştirilmektedir.
a) ÇAY:
Yapraklarını dökmeyen, 2 metreye kadar boylanabilen bir
ağaçtır. Çay bahçelerindeki bitkiler yapılan budama, toplama
ve bakım işleri nedeniyle top top gelişir. Çiçekleri
gösterişli beyaz-krem renginde ve erdişidir. Çoklukla
yabancı döllenme isterler. Meyveleri kapsül biçiminde,
kabuklu bir fındık iriliğinde ve görünüşündedir.
Çay uzun ömürlü bir bitkidir. İyi bakıldığı takdirde yüz
yaşına kadar yaşayıp ürün verebilir, 3-4 yaşında ürün
vermeye başlar. Çay ürünü taze sürgünün uçlarındaki 2 körpe
yaprakla bir tepe tomurcuğundan oluşur. Buna 2.5-3.5 yaprak
gibi isimler verilir. Toplanan taze yapraklar fabrikalara
gönderilerek çeşitli işlemler yapılır ve kuru çay yaprağı
olarak içtiğimiz siyah görünüşlü, parçalanmış veya
yuvarlanmış olarak fabrikadan çıkar.
İlçemizde çay yetiştiriciliği 1952 yılından sonra önem
kazanmaya başlamıştır. 1940 yılında çıkartılan Çay Kanunu
ile Rize ilinin batısında çay yetiştirilmesi onaylanmıştır.
3. Çay kanunu çıkartıldığında Of ilçesinde 40 hektarlık çay
bahçesi vardı. İşte bu tarihten itibaren ilçemizde çay
yetiştiriciliği hızla artmaya başlamış, hatta çoğu mısır ve
fındık bahçeleri çay bahçesi şekline dönüştürülmüştür.
İlçemiz, ikliminin çayın yetişme şartları olan nemli ve
ılıman iklim şartlarına ve yine çayın istediği kumlu-killi
geçirgen, kireçsiz topraklara sahip olmasıyla da çay
tarımına uygunluk gösterir. İlçemizde yetiştirilen çay
çeşidi Rusya’dan getirilmiş olup Çin çayı ile Assam çayının
bir melezidir. Şu an ilçemizde ekili bulunan çay alanı 19622
hektar olup rekolte yıllık 86295 ton civarındadır.
1950 yılından önce 40 hektar civarında olan çay bahçesi
arazisi 1995 yılında 10622 hektara ulaşmıştır. Bu büyümeye
paralel olarak yaş çay yaprağı üretimi ve kuru çay üretimi
de artmıştır. Genel olarak üretim artmış olmakla birlikte
uygulanan alım politikaları bunda önemli rekolte iniş
çıkışına yol açmaktadır. Örneğin iyi bir bakım uygulanması
halinde yaş çay yaprağında hektar başına randıman, global
olarak 8 ila 8.5 ton dolayındadır. Ancak denetimsiz
alımların yapıldığı yıllarda, çay yaprağı hasat kuralının
ana ilkesi olan 2.5 ila en fazla üç-dört yaprak kuralından
vazgeçilir. Çay sürgünlerinden çok sayıda yaprak toplanır ve
hektar başına randıman 10 ton’a kadar yükselir. İşte yıllık
yaş çay yaprağı üretim miktarının büyük ölçüde artması ya da
azalması, bundan ileri gelir. Ama yine de bölgemizde yeni
dikilen bahçelerin tam yaprak verir olgunluğa ulaşmaları ve
hem de bakım şartlarının giderek iyileşmesi, randıman
konusunda da gelişmelere yol açmıştır. Çay tohumdan veya
çelikleme yoluyla üretilir. İlçemiz arazisinin çok eğimli
olması nedeniyle eğik araziler çay bahçesi kurmak için
düzenli bir şekilde teraslanır. Sonra dekar başına 800-1000
adet fidan dikilir veya açılan çukurlara üçer adet tohum
atılarak kapatılır. En iyi ekim mevsimi sonbaharda Kasım
ayıdır.
İlçemizde üretilen çayları işlemek üzere gerek Baltacı
deresi gerekse Solaklı deresi kenarlarında Devlete ve Özel
Sektöre ait 22 adet çay fabrikası kurulmuştur. İlçemiz
genelinde 23560 çay üreticisi bulunmaktadır. Çay ilçemiz
halkının geçim kaynağıdır. Çay işleyen fabrikalar da ilçede
önemli bir istihdam kaynağı olup bu fabrikalarda 5000’in
üzerinde işçi çalışmaktadır. Of ilçemizde çay bahçelerinin
yeşilliği ile Karadeniz’in maviliği kardeş gibidir. Bu
halkın yaşantısına da yansımıştır. Diyebiliriz ki çay bölge
ekonomisinin bel kemiğidir. Ancak çay fabrikalarındaki
işçilerin hepsi kadrolu olmayıp bir kısmı da geçici,
mevsimlik işçidir. Bunlar çay işleme mevsimi olan Mayısta
işe alınır, Eylül sonunda işten ayrılırlar. Of’ta her evde
bir işçi ya da işçi emeklisi var gibidir. Bu durum Of
ekonomisinin canlılığının bir göstergesidir.
b) FINDIK:
Serin iklim bitkilerinden olan fındık bölgemizde geniş bir
yetişme alanı bulur. Besin değeri yüksek kabuklu
yemişlerimizdendir. Yüzyıllardan beri bölge insanımızın en
önemli geçim kaynağı olmuştur. Çok eskilerden beri fındık
yetiştirildiği bilinmektedir. Aldığımız bilgilere göre, 1773
tarihinde Trabzon limanından fındık ihraç edildiği tesbit
edilmiştir. Kültüre alınmış türlerinin yanında bölgemizde
doğal olarak yetişen yabani türlerinin de olması bölge
iklimine uygunluğunu gösteren diğer bir özelliktir. Ocaklar
halinde oluşturulan fındık bahçelerinde çoğalma bu ocakların
dibinden verdiği sürgünlerle olur. Bölgemizde yetiştirilen
fındık türleri Trabzon karası, Trabzon sivrisi ve Giresun
fındıklarıdır.
1952 yılından sonra, yani çay yetiştiriciliğinin artmasıyla
fındık üretiminde gerileme olmuştur. Hatta fındık
bahçelerinin bir çoğu çay bahçesine çevrilmiştir yine de
çaydan sonra en çok yetiştirilen ürün niteliğini
korumaktadır. İlçemizde 332 hektarlık alanda fındık dikili
durumda olup bundan yıllık 445 ton civarında kabuklu fındık
elde edilmektedir. Bu alan Of’taki etkili alanların % 3.4’ ü
demektir.
Fındığın sürekliliği olmadığı için çay üretimi daha çok
yaygınlaşmıştır. İlçemizde yağış fazlalığı nedeniyle fındık
ağaçları daha fazla büyür. Bu büyümeye bağlı olarak ürün
miktarı artmamaktadır. Aksine azalmakta ve kalitesi
düşmektedir. Son yıllarda fındık üretiminin azalmasına bağlı
olarak ilçemizde fındık alımıyla uğraşan Fiskobirlik
kapanmıştır. Fındığın ilçe ekonomisine katkısı giderek
azalmaktadır.
3- HAYVANCILIK :
1952 yılından itibaren ilçemizde çay üretiminin başlaması ve
giderek artması hayvancılığın belkemiği olan otlak ve mera
alanlarının çay alanı olarak tercih edilmesine neden
olmuştur. Bununla birlikte geniş ve düz arazilerin yer
aldığı yaylalardan yılın belli mevsimlerinin dışında
faydalanmanın imkansızlığı, hayvan bakımı için gereken ot ve
yemin büyük bir kısmının dışarıdan satın almak yoluyla temin
edilmesi, hayvancılığın gelişmesine etki eden en önemli
faktörlerdir.
a) Büyükbaş Hayvancılık:
İlçemizde eskiden olduğu gibi bugün de hayvancılık sürü
hayvancılığından ziyade ahır hayvancılığı şeklindedir. Çoğu
evin ahırında en az bir inek bulunmaktadır. Özellikle sahil
şeridi ve orta kesimlerde aile ekonomisine katkı sağlamak
amacıyla daha ziyade süt inekçiliği şeklinde kültür
hayvancılığı yapılmaktadır. Çay alanlarının gelişmesine
paralel olarak geçmişe oranla ilçemiz ailelerinin
yetiştirdiği inek sayısında da önemli azalma meydana
gelmiştir.
Sahilde çok az inek yetiştirilir fakat sahilden iç kesimlere
gidildikçe inek sayısında artış görülür. Sahilde ve orta
kesimde ailenin süt ihtiyacını karşılamak için inek
yetiştirilirken iç kesimlerdeki köylerde hayvancılık önemli
bir geçim kaynağıdır. Beslenen inekler genelde düşük
verimli, yerli ırklardan oluşmaktadır. Sürdürülen suni ve
tabi tohumlama sayesinde süt verimi yüksek inek türleri elde
edilmiştir. Türkiye büyükbaş hayvancılığında önemli bir yere
sahip olan Doğu Karadeniz yaylalarından bugün gerektiği gibi
faydalanamamaktayız. Özellikle 2000 m’nin üstünde olan alpin
çayırlar katından gerektiği gibi istifade edersek ilçemiz
ekonomisine önemli katkı sağlamış oluruz. Ancak çay
hayvancılığa oranla insanlara daha cazip geldiği için bu
faaliyet unutulmaya yüz tutmuştur. Halkımıza hayvancılığın
çay tarımına engel olmadığının besi ve ahır hayvancılığının
yapılabileceğinin ve aile ekonomisine sağlayacağı katkının
iyi anlatılması gerekir.
İlçemizdeki İlçe Tarım Müdürlüğü yaptığı hayvan soylarını
ıslah etme çalışmalarını sürdürmekte ve bugün süt verimi
yüksek olan ırkların sayısını arttırmaktadır. Ancak bu
çalışmalara rağmen bölgemizde Kara sığır dediğimiz et-süt
verimi düşük inekler hakimdir. İlçemiz Tarım Müdürlüğü
verilerine göre 9500 Büyükbaş hayvan bulunmakta olup bunlar
ıslah edilmiş Jersey, yerli Kara sığır ve Jersey-Kara sığır
karışımı melez ırklardan oluşur. İneklerin daha çok sütünden
yararlanılır. Bu sütlerden yoğurt, peynir ve yağ yapılır.
İlçemiz pazarlarında ve dükkanlarında, köylerimizde yapılan
yerel yağ ve peynirler satışa sunulur.
b) Küçükbaş Hayvancılık:
Küçükbaş hayvancılık ilçemiz sahil şeridinden ziyade iç
kesimlerde yapılmaktadır. İlçemizde koyun ve kıl keçisi
yetiştiriciliği yapılır. Koyun yetiştiriciliği keçi
yetiştiriciliğine tercih edilmiştir. Koyun sürüleri içinde
5-10 tane keçiye rastlanır. İlçemizdeki küçükbaş hayvan
sayısı 1500 civarındadır. Özellikle ilkbahar başlarında
yaylalara çıkmaya başlayan hayvan sürüleri yazı yaylalarda
geçirirler. Buralarda hayvanlardan elde edilen süt ve süt
ürünleri ilçe pazarında pazarlanır. Sonbaharın sonlarına
doğru tekrar alçak yerlerdeki kışlık barınaklara girerler.
Toplam koyun varlığımızdan 10,8 ton yapağı elde
edilmektedir.
İlçemizdeki toplam hayvan varlığımızdan elde edilen toplam
süt miktarı 8802 litredir. Yine bu hayvan varlığımızdan elde
edilen et miktarı ise yıllık 17,5 ton civarındadır.
İlçemizde hayvancılığın gelişmesi için tedbirler alınması
gerekmektedir.
1- Hayvan soylarını ıslah etmek: Ülkemizde süt ve süt verimi
düşük ırklar yerine kültüre alınmış et ve süt verimi yüksek
hayvan ırkları haline getirmek gerekir.
2- Otlak ve meraların ıslahı: Günümüzde hayvancılık fabrika
yemlerinden faydalanır duruma geldiyse de yine otlak ve
meralarımıza ihtiyaç vardır.
İlk önce mera ve otlak alanlarının çay alanları haline
getirilmesini önlemek gerekir. Çünkü geçmişte ilçe
yüzölçümünde önemli yere sahipken bugün bu oran azalmıştır.
Yine mevcut otlak ve meralarda zamansız otlatma yapmamak
gerekir. Yağmur yağdığı dönemlerde hayvanları meralara
bıraktığımızda çamurlanan mera alanlarında asitleşme nedeni
ile tekrar otların yeşermesi engellenmektedir. Düzensiz
otlatma nedeniyle otlaklarımız yeterince büyümeden veya
aşırı otlatılarak ot veriminde düşmeye neden olmaktadır.
3-Hayvan sağlığı : Hayvanlarımızın salgın hastalıklara karşı
aşılanması veya en azından yılda bir veteriner kontrolünden
geçirilmesi gerekir.
4-Hayvan barınaklarının iyileştirilmesi
5-Çiftçilerimizin hayvan yetiştiriciliği ve hayvan sağlığı
bakımından eğitilmesi gerekir.
6-Mera ve otlak hayvancılığı yerine besi-ahır hayvancılığına
yönelmek. Bu hayvan beslenme şekli daha pahalı olsa bile
verim yüksek olduğu için masraflar karşılanarak kar oranı
artar.
c) Kümes Hayvancılığı
İlçemiz kümes hayvancılığında, kaz,ördek,tavşan ve tavuk
gibi çeşitli kümes hayvanları beslenirse de bunların
önemlisi tavuk yetiştiriciliğidir. Böyle olmakla birlikte
bölgemiz tavukçulukta da yeterince gelişmiş değildir. Çok
eski tarihten beri sürdürülen bu faaliyet, genellikle ilkel
metotlarla ve ilkel ırklarla, daha çok aile tavukçuluğu
şeklinde yapılmaktadır. Aile başına beslenen tavuk sayısı en
çok 15-20 adedi pek aşmaz. Devlet Üretme Çiftliklerinde,
1950’den sonra kültür ırkı civciv yetiştirip köylüye
dağıtılmaya başlanmışsa da bundan beklenen gelişme henüz
sağlanmış değildir.
Bölgemizde halihazırda ilçemiz yumurta ihtiyacını
karşılayacak tavuk çiftlikleri bulunmamaktadır. Ancak ilçe
halkımızın beyaz et ihtiyacı daha çok balıktan karşılandığı
için tavuk etine rağbet diğer bölge ve illerimize oranla
daha azdır. İlçemizde halen her ailenin az çok kümes hayvanı
vardır. Toplam tavuk sayısına baktığımızda 8000 civarında
olduğunu görmekteyiz. Yıllık yumurta üretimimizde 800.000
civarındadır. Bu tavuk ve yumurtalar daha çok aile
ihtiyacını karşılamaya yönelik olup pek az ilçe pazarında
satıldıklarına rastlanır.
ç) Balıkçılık
Karadeniz’de uzun bir sahili bulunmasına rağmen Of’umuz bu
denizin nimetlerinden çevre ilçelere oranla daha az
yararlanmıştır. İlçemizde geçmişte günümüze oranla daha çok
balık avlanmakta idi. Ancak zamanla balıkçılıkla
uğraşanların sayısı azalmış, bugün ticari amaçlı balık
avcılığı yapan birkaç kişi kalmıştır. Onlar da yılın
tamamında değil de sadece hamsi avlama döneminde bu
faaliyeti sürdürmektedir. İlçemiz dahilinde sekiz adet küçük
balık avlama aracı vardır. Bu araçların da sayısı gün
geçtikçe azalmaktadır. Geçmişte Of eski limanına gelen
balıkçıların bugün yemek için aradığımız fakat bulamadığımız
çeşitli balık türlerini işlerine yaramayacağı, hafif
balıklar olduğu gerekçesiyle attıkları söylenmektedir. Yine
avlanan hamsilerin kasalarla evlere taşındığı hatta fazla
olduğu dönemlerde küçüklerinin tarlalara gübre olarak
serpildiği bilinir. Yine İstavrit ve Palamut balığının
bolluğundan tenekelerde tuzlandığı söylenir. Hamsi sezonunun
olduğu kış aylarında ilçemizdeki beş balık satıcısı
tarafından günlük 500 kg’a yakın balık satışı yapıldığı
anlatılır. Ancak hem avlanan balık çeşidi hem de tutulan
balıkların miktarı azalmakta, bunun sonucu olarak da balık
fiatları artmaktadır. En az olduğu günlerde günlük satış 50
kg civarındadır. Ancak satışlar ilçemizde pazar kurulan
Perşembe günü artmaktadır. İlçemiz balıkhanesinde satılan
balık türleri; Hamsi, İstavrit, Mezgit, Kefal, Palamut,
Barbun, Lüfer, İzmarit ve v.b.dir. İlçemiz halkı denizin
balık dışındaki diğer nimetlerinden hiç faydalanmamaktadır.
Ayrıca ithal edilen dondurulmuş Uskumru balığı da bolca
satılmaktadır.
Of ve çevresinde bol bulunan akarsu ve göllerimizden
amatörce, alabalık ve sazan balığı yakalanmaktadır. Bu
avlanma ticari amaçtan ziyada zevk için yapılmaktadır.
Günümüzde kültür balıkçılığına yönelme başlamıştır.
İlçemizde ilk kez Of Belediyesince, Belediye tesislerinde
üretim başlatılmıştır.
Ülkemizin genelinde balıkçılığın karşılaştığı sorunlar
ilçemizde de yaşanmaktadır.
Bunlar; gelişmemiş balıkçılık tekniklerini kullanmak deniz,
akarsu ve göllerde görülen kirlenme (Çöp, deterjan
artıkları, kimyasal kirlenme gibi) kıyıya yakın trol
avcılığı, kıyılarımızdaki larvaların yol yapım ve sahil
düzenlenmesi nedeniyle yok edilmesi, dinamitle yapılan
yanlış avlanma gibi sorunlardır.Bu sorunlar kısmen
giderilir, balıkçılarımız eğitilir, bilinçlendirilirse ve
kültür balıkçılığı için çeşitli kurumlarca destekleme
yapılırsa halkımız bol ve ucuz balık yiyebilir.
d) Arıcılık :
Bölgemiz, uygun iklim koşullarıyla arıların istediği her
çeşit bitki ve çiçek türünün yetişmesine uygundur. Bu
özelliği ile büyük bir arıcılık potansiyeline sahiptir.
İlçemizde arıcılık daha çok göçebe olarak yapılır. Kış
aylarında köy merkezlerinde olan arı kovanları baharla
birlikte çeşitli yaylalara götürülür.
Arıcılıkta modern teknikler uygulanan kovanlar daha çok yeni
fenni kovanlar şeklindedir. Ancak bu fenni arı kovanları
yanında her üreticinin bir ya da iki eski tip kara kovanı da
vardır.
Arılardan daha çok bal, polen, arısütü gibi ürünler alınır.
İlçemizde arıcılıktan elde edilen bal miktarı yıllık 72 ton
civarındadır. Yine ilçemizdeki toplam kovan sayısı ise 8000
adettir. Bu kovanlardan yıllık 12000 ton bal mumu elde
edilmektedir. Bölgede bulunan arı türü yerli melez cinstir.
Bunun yanında Rusya ve Patnos’tan getirilen Kafkas türü
arılar da vardır. Arıcılarımız gezici oldukları için
gittikleri yerlerin özelliğine göre ballar elde
etmektedirler. Bu bal çeşitleri Kestane balı, Anzer balı,
Bayburt, Van, Erzurum ballarıdır.
Bölgemiz arıcıları Haziran 15-Temmuz 15 arasında arıları
güçlenmek üzere Hayrat’ın üzerinde yer alan Ancumah adı
verilen bölgeye götürürler. Arıcılığın yoğun yapıldığı
yerler; Dumlusu, Yazlık, Ballıca, Yemişalan, Uğurlu,
Bölümlü, Fındıkoba köyleridir. Hepsi göçer arıcı olmakla
birlikte Haziran sonundan Temmuz başlarına kadar merkezlerde
kestane balı üretimi yaparlar.
Yıllık bal üretimi mevsimin az veya çok yağışlı olmasına
bağlıdır. Kestane balı yöre dışında bilinmediği için
pazarlaması ilçe içinde yapılır. Diğer ballar bölge ilçelere
ve çevre illerdeki pazarda satılır.
e) Av hayvanları
Ormanlar bakımından zengin olan ilçemiz, sağladığı doğal
ortam nedeniyle av hayvanları bakımından zengindir. Ayı,
domuz, kurt, karaca, çakal ve geyik çokça rastlanan
hayvanlardır. Ziraata zararlı olan ayı ve domuzlar köylüler
tarafından avlanırlar. Bu hayvanlar yiyerek, kırarak, ve
ezerek tahribat yaparlar. Zehirle zararlı hayvan avlanması
yasaktır. Tuzakla yakalama da mümkün olduğu kadar zararsız
olur. İlçemizde de Ülkemiz genelinde olduğu gibi bir çok
hayvan türü yok olmakla baş başa kalmıştır. Bunların başında
da geyik gelmektedir. Özellikle hafta sonunda az da olsa
amatör şekilde avlanma yapılır.
OF KÜÇÜK SANAYİ SİTESİ
Sanayi Sitesi 1983 yılında kurucu üyelerce Küçük Sanayi
Sitesi Kooperatifi olarak kurulmuştur. Sanayi sitesinin
kurulmasında o tarihlerde ilçemizde kaymakam olan Aslan
YILDIRIM’ın katkıları büyüktür. Arsanın temini ve binaların
yapılması tamamlanmış, modern bir site
oluşturulmuştur.Hizmetler binasında Çıraklık Eğitim Merkezi
bulunmaktadır. Bugün Küçük Sanayi Sitesinde 109 işyeri
faaliyet göstermektedir.
5- TİCARET
Çaykara, Dernekpazarı, Hayrat İlçelerinin de merkezi olan
ilçemizde ticaret geçmişten günümüze artarak devam etmiştir.
İlçemizde çay üretiminin ve işletmelerin artmasına bağlı
olarak dışarıya satılan en önemli mal da çay, az miktarda da
fındık olmuştur. Ancak dışarıya satılan yalnızca çay ve
fındık iken dışardan ilçemize gelen malların sayısı çoktur.
Geçmişte ilçemiz çok az ihtiyacını dışarıdan gelen ürün ve
mallarla karşılarken artık halkımızın göç ve çeşitli
nedenlerle el becerisine dayanan üretimi bırakması nedeniyle
dışa bağımlılık artmıştır.
İlçe halkı her perşembe günü pazar kurar. Bu pazarda
dışarıdan gelen ürünler satıldığı gibi Of’lunun kendi
ürettiği sebze, meyve, hayvansal ürünler ve orman ürünleri
işletmeciliğine dayanan mallar da satılmaktadır. İlçemize
ticari anlamla gelen ürünler: sebze, meyveler, tekstil, un,
kiremit, tuğla, inşaat malzemeleri, mobilya v.b. ürünlerdir.
Son yıllarda Sarp sınır kapısının açılması, hem dağılan
Sovyetler Birliği uyruklu insanların hem de Orta Asya’daki
soydaşlarımızın gelmesine neden olmuştur. Özellikle Rusların
araç-gereç ve aletleri ilçe pazarında ucuza satılmaya
başlanmış bu da ticareti canlandırmıştır. Ancak giderek bu
ticaretle azalmaktadır.
Bağımsız Devletler Topluluğuna, kurulan şirketler
aracılığıyla yiyecek ve tekstil üzerine ihracaat yaparak
ilçe ekonomisine katkı sağlanmıştır.İlçemizde yolcu ve yük
taşımacılığı önemli yer tutmaktadır. Öncülüğünü Ulusoy
şirketlerinin yaptığı taşımacılık ilçemiz ekonomisine önemli
katkılar sağlamıştır.
Dini, Milli bayramlarda; çay ve fındık mevsiminde ilçemizde
ticaret daha da hareketlenir. Küçük Sanayi Sitesinin
kuruluşu ticareti ve üretimi olumlu yönde etkilemiştir.

|
|