|
|
Üye Paneli:
|
 |
|
|
|
 |
Of Hayvancılık
1952 yılından itibaren ilçemizde çay üretiminin başlaması ve
giderek artması hayvancılığın belkemiği olan otlak ve mera
alanlarının çay alanı olarak tercih edilmesine neden
olmuştur. Bununla birlikte geniş ve düz arazilerin yer
aldığı yaylalardan yılın belli mevsimlerinin dışında
faydalanmanın imkansızlığı, hayvan bakımı için gereken ot ve
yemin büyük bir kısmının dışarıdan satın almak yoluyla temin
edilmesi, hayvancılığın gelişmesine etki eden en önemli
faktörlerdir.
a)Büyükbaş Hayvancılık:
İlçemizde eskiden olduğu gibi bugün de hayvancılık sürü
hayvancılığından ziyade ahır hayvancılığı şeklindedir. Çoğu
evin ahırında en az bir inek bulunmaktadır. Özellikle sahil
şeridi ve orta kesimlerde aile ekonomisine katkı sağlamak
amacıyla daha ziyade süt inekçiliği şeklinde kültür
hayvancılığı yapılmaktadır. Çay alanlarının gelişmesine
paralel olarak geçmişe oranla ilçemiz ailelerinin
yetiştirdiği inek sayısında da önemli azalma meydana
gelmiştir.
Sahilde çok az inek yetiştirilir fakat sahilden iç kesimlere
gidildikçe inek sayısında artış görülür. Sahilde ve orta
kesimde ailenin süt ihtiyacını karşılamak için inek
yetiştirilirken iç kesimlerdeki köylerde hayvancılık önemli
bir geçim kaynağıdır. Beslenen inekler genelde düşük
verimli, yerli ırklardan oluşmaktadır. Sürdürülen suni ve
tabi tohumlama sayesinde süt verimi yüksek inek türleri elde
edilmiştir. Türkiye büyükbaş hayvancılığında önemli bir yere
sahip olan Doğu Karadeniz yaylalarından bugün gerektiği gibi
faydalanamamaktayız. Özellikle 2000 m’nin üstünde olan alpin
çayırlar katından gerektiği gibi istifade edersek ilçemiz
ekonomisine önemli katkı sağlamış oluruz. Ancak çay
hayvancılığa oranla insanlara daha cazip geldiği için bu
faaliyet unutulmaya yüz tutmuştur. Halkımıza hayvancılığın
çay tarımına engel olmadığının besi ve ahır hayvancılığının
yapılabileceğinin ve aile ekonomisine sağlayacağı katkının
iyi anlatılması gerekir.
İlçemizdeki İlçe Tarım Müdürlüğü yaptığı hayvan soylarını
ıslah etme çalışmalarını sürdürmekte ve bugün süt verimi
yüksek olan ırkların sayısını arttırmaktadır. Ancak bu
çalışmalara rağmen bölgemizde Kara sığır dediğimiz et-süt
verimi düşük inekler hakimdir. İlçemiz Tarım Müdürlüğü
verilerine göre 9500 Büyükbaş hayvan bulunmakta olup bunlar
ıslah edilmiş Jersey, yerli Kara sığır ve Jersey-Kara sığır
karışımı melez ırklardan oluşur. İneklerin daha çok sütünden
yararlanılır. Bu sütlerden yoğurt, peynir ve yağ yapılır.
İlçemiz pazarlarında ve dükkanlarında, köylerimizde yapılan
yerel yağ ve peynirler satışa sunulur.
b) Küçükbaş Hayvancılık:
Küçükbaş hayvancılık ilçemiz sahil şeridinden ziyade iç
kesimlerde yapılmaktadır. İlçemizde koyun ve kıl keçisi
yetiştiriciliği yapılır. Koyun yetiştiriciliği keçi
yetiştiriciliğine tercih edilmiştir. Koyun sürüleri içinde
5-10 tane keçiye rastlanır. İlçemizdeki küçükbaş hayvan
sayısı 1500 civarındadır. Özellikle ilkbahar başlarında
yaylalara çıkmaya başlayan hayvan sürüleri yazı yaylalarda
geçirirler. Buralarda hayvanlardan elde edilen süt ve süt
ürünleri ilçe pazarında pazarlanır. Sonbaharın sonlarına
doğru tekrar alçak yerlerdeki kışlık barınaklara girerler.
Toplam koyun varlığımızdan 10,8 ton yapağı elde
edilmektedir.
İlçemizdeki toplam hayvan varlığımızdan elde edilen toplam
süt miktarı 8802 litredir. Yine bu hayvan varlığımızdan elde
edilen et miktarı ise yıllık 17,5 ton civarındadır.
İlçemizde hayvancılığın gelişmesi için tedbirler alınması
gerekmektedir.
1-Hayvan soylarını ıslah etmek: Ülkemizde süt ve süt verimi
düşük ırklar yerine kültüre alınmış et ve süt verimi yüksek
hayvan ırkları haline getirmek gerekir.
2-Otlak ve meraların ıslahı: Günümüzde hayvancılık fabrika
yemlerinden faydalanır duruma geldiyse de yine otlak ve
meralarımıza ihtiyaç vardır.
İlk önce mera ve otlak alanlarının çay alanları haline
getirilmesini önlemek gerekir. Çünkü geçmişte ilçe
yüzölçümünde önemli yere sahipken bugün bu oran azalmıştır.
Yine mevcut otlak ve meralarda zamansız otlatma yapmamak
gerekir. Yağmur yağdığı dönemlerde hayvanları meralara
bıraktığımızda çamurlanan mera alanlarında asitleşme nedeni
ile tekrar otların yeşermesi engellenmektedir. Düzensiz
otlatma nedeniyle otlaklarımız yeterince büyümeden veya
aşırı otlatılarak ot veriminde düşmeye neden olmaktadır.
3-Hayvan sağlığı : Hayvanlarımızın salgın hastalıklara karşı
aşılanması veya en azından yılda bir veteriner kontrolünden
geçirilmesi gerekir.
4-Hayvan barınaklarının iyileştirilmesi
5-Çiftçilerimizin hayvan yetiştiriciliği ve hayvan sağlığı
bakımından eğitilmesi gerekir.
6-Mera ve otlak hayvancılığı yerine besi-ahır hayvancılığına
yönelmek. Bu hayvan beslenme şekli daha pahalı olsa bile
verim yüksek olduğu için masraflar karşılanarak kar oranı
artar.
c) Kümes Hayvancılığı
İlçemiz kümes hayvancılığında, kaz,ördek,tavşan ve tavuk
gibi çeşitli kümes hayvanları beslenirse de bunların
önemlisi tavuk yetiştiriciliğidir. Böyle olmakla birlikte
bölgemiz tavukçulukta da yeterince gelişmiş değildir. Çok
eski tarihten beri sürdürülen bu faaliyet, genellikle ilkel
metotlarla ve ilkel ırklarla, daha çok aile tavukçuluğu
şeklinde yapılmaktadır. Aile başına beslenen tavuk sayısı en
çok 15-20 adedi pek aşmaz. Devlet Üretme Çiftliklerinde,
1950’den sonra kültür ırkı civciv yetiştirip köylüye
dağıtılmaya başlanmışsa da bundan beklenen gelişme henüz
sağlanmış değildir.
Bölgemizde halihazırda ilçemiz yumurta ihtiyacını
karşılayacak tavuk çiftlikleri bulunmamaktadır. Ancak ilçe
halkımızın beyaz et ihtiyacı daha çok balıktan karşılandığı
için tavuk etine rağbet diğer bölge ve illerimize oranla
daha azdır. İlçemizde halen her ailenin az çok kümes hayvanı
vardır. Toplam tavuk sayısına baktığımızda 8000 civarında
olduğunu görmekteyiz. Yıllık yumurta üretimimizde 800.000
civarındadır. Bu tavuk ve yumurtalar daha çok aile
ihtiyacını karşılamaya yönelik olup pek az ilçe pazarında
satıldıklarına rastlanır.
ç) Balıkçılık
Karadeniz’de uzun bir sahili bulunmasına rağmen Of’umuz bu
denizin nimetlerinden çevre ilçelere oranla daha az
yararlanmıştır. İlçemizde geçmişte günümüze oranla daha çok
balık avlanmakta idi. Ancak zamanla balıkçılıkla
uğraşanların sayısı azalmış, bugün ticari amaçlı balık
avcılığı yapan birkaç kişi kalmıştır. Onlar da yılın
tamamında değil de sadece hamsi avlama döneminde bu
faaliyeti sürdürmektedir. İlçemiz dahilinde sekiz adet küçük
balık avlama aracı vardır. Bu araçların da sayısı gün
geçtikçe azalmaktadır. Geçmişte Of eski limanına gelen
balıkçıların bugün yemek için aradığımız fakat bulamadığımız
çeşitli balık türlerini işlerine yaramayacağı, hafif
balıklar olduğu gerekçesiyle attıkları söylenmektedir. Yine
avlanan hamsilerin kasalarla evlere taşındığı hatta fazla
olduğu dönemlerde küçüklerinin tarlalara gübre olarak
serpildiği bilinir. Yine İstavrit ve Palamut balığının
bolluğundan tenekelerde tuzlandığı söylenir. Hamsi sezonunun
olduğu kış aylarında ilçemizdeki beş balık satıcısı
tarafından günlük 500 kg’a yakın balık satışı yapıldığı
anlatılır. Ancak hem avlanan balık çeşidi hem de tutulan
balıkların miktarı azalmakta, bunun sonucu olarak da balık
fiatları artmaktadır. En az olduğu günlerde günlük satış 50
kg civarındadır. Ancak satışlar ilçemizde pazar kurulan
Perşembe günü artmaktadır. İlçemiz balıkhanesinde satılan
balık türleri; Hamsi, İstavrit, Mezgit, Kefal, Palamut,
Barbun, Lüfer, İzmarit ve v.b.dir. İlçemiz halkı denizin
balık dışındaki diğer nimetlerinden hiç faydalanmamaktadır.
Ayrıca ithal edilen dondurulmuş Uskumru balığı da bolca
satılmaktadır.
Of ve çevresinde bol bulunan akarsu ve göllerimizden
amatörce, alabalık ve sazan balığı yakalanmaktadır. Bu
avlanma ticari amaçtan ziyada zevk için yapılmaktadır.
Günümüzde kültür balıkçılığına yönelme başlamıştır.
İlçemizde ilk kez Of Belediyesince, Belediye tesislerinde
üretim başlatılmıştır.
Ülkemizin genelinde balıkçılığın karşılaştığı sorunlar
ilçemizde de yaşanmaktadır.
Bunlar; gelişmemiş balıkçılık tekniklerini kullanmak deniz,
akarsu ve göllerde görülen kirlenme (Çöp, deterjan
artıkları, kimyasal kirlenme gibi) kıyıya yakın trol
avcılığı, kıyılarımızdaki larvaların yol yapım ve sahil
düzenlenmesi nedeniyle yok edilmesi, dinamitle yapılan
yanlış avlanma gibi sorunlardır.Bu sorunlar kısmen
giderilir, balıkçılarımız eğitilir, bilinçlendirilirse ve
kültür balıkçılığı için çeşitli kurumlarca destekleme
yapılırsa halkımız bol ve ucuz balık yiyebilir.
d) Arıcılık :
Bölgemiz, uygun iklim koşullarıyla arıların istediği her
çeşit bitki ve çiçek türünün yetişmesine uygundur. Bu
özelliği ile büyük bir arıcılık potansiyeline sahiptir.
İlçemizde arıcılık daha çok göçebe olarak yapılır. Kış
aylarında köy merkezlerinde olan arı kovanları baharla
birlikte çeşitli yaylalara götürülür.
Arıcılıkta modern teknikler uygulanan kovanlar daha çok yeni
fenni kovanlar şeklindedir. Ancak bu fenni arı kovanları
yanında her üreticinin bir ya da iki eski tip kara kovanı da
vardır.
Arılardan daha çok bal, polen, arısütü gibi ürünler alınır.
İlçemizde arıcılıktan elde edilen bal miktarı yıllık 72 ton
civarındadır. Yine ilçemizdeki toplam kovan sayısı ise 8000
adettir. Bu kovanlardan yıllık 12000 ton bal mumu elde
edilmektedir. Bölgede bulunan arı türü yerli melez cinstir.
Bunun yanında Rusya ve Patnos’tan getirilen Kafkas türü
arılar da vardır. Arıcılarımız gezici oldukları için
gittikleri yerlerin özelliğine göre ballar elde
etmektedirler. Bu bal çeşitleri Kestane balı, Anzer balı,
Bayburt, Van, Erzurum ballarıdır.
Bölgemiz arıcıları Haziran 15-Temmuz 15 arasında arıları
güçlenmek üzere Hayrat’ın üzerinde yer alan Ancumah adı
verilen bölgeye götürürler. Arıcılığın yoğun yapıldığı
yerler; Dumlusu, Yazlık, Ballıca, Yemişalan, Uğurlu,
Bölümlü, Fındıkoba köyleridir. Hepsi göçer arıcı olmakla
birlikte Haziran sonundan Temmuz başlarına kadar merkezlerde
kestane balı üretimi yaparlar.
Yıllık bal üretimi mevsimin az veya çok yağışlı olmasına
bağlıdır. Kestane balı yöre dışında bilinmediği için
pazarlaması ilçe içinde yapılır. Diğer ballar bölge ilçelere
ve çevre illerdeki pazarda satılır.
e) Av hayvanları
Ormanlar bakımından zengin olan ilçemiz, sağladığı doğal
ortam nedeniyle av hayvanları bakımından zengindir. Ayı,
domuz, kurt, karaca, çakal ve geyik çokça rastlanan
hayvanlardır. Ziraata zararlı olan ayı ve domuzlar köylüler
tarafından avlanırlar. Bu hayvanlar yiyerek, kırarak, ve
ezerek tahribat yaparlar. Zehirle zararlı hayvan avlanması
yasaktır. Tuzakla yakalama da mümkün olduğu kadar zararsız
olur. İlçemizde de Ülkemiz genelinde olduğu gibi bir çok
hayvan türü yok olmakla baş başa kalmıştır. Bunların başında
da geyik gelmektedir. Özellikle hafta sonunda az da olsa
amatör şekilde avlanma yapılır.

|
|