Trabzon Halk Kültürü ve Edebiyatı

Trabzon Halk Kültürü ve Edebiyatı

Avrasya eksenindeki geniş coğrafyada birçok büyük devlet kapsamlı bir kültür ve medeniyet inşa etmiş Türk milletinin bu büyük macerasının en erken dönemlerinden itibaren Trabzon ve yöresi Türk sözlü kültür geleneğinde takip etmek mümkündür.

Sözlü kültür “gelenekte yer alan tamamen söz ile, kısmen söz ile veya tamamen sözsüz yaratılan, ama sözlü geçiş ve iletişimle fertler arasında dolaşan veya nesilden nesile geçen tüm unsurları ,yapı, muhteva, biçim ve fonksiyonları ne olursa olsun bu kapsamdadır.” (Yıldırım; 1998: 39).

Türk Sözlü Kültür Geleneği içerisinde önemli bir yer işgal eden Trabzon Yöresi sözlü kültür geleneğini incelerken söz konusu olgunun gerçekleştiği tarihî, coğrafî ve sosyal zemini incelemek bir zaruret olarak belirir.

Bu çerçevede bütün araştırma disiplinlerde kavram dünyasına giriş yapmak için Greko-Roman Helenistik çizgiden başlangıç yapmak adet haline gelmiştir. Bu durum Doğu Karadeniz Bölgesi tarihini konu eden araştırmalarda da ağırlıkla benimsenerek bölge tarihini Helen tacir ve kolonicilerle başlatan romantik efsanevi bir söylemle kurgulanmış coğu zaman yanlış anlamalara maruz kalmıştır. Oysa bölge tarihin en eski dönemlerinden bu yana farklı etnik topluluklar tarafından iskan edilmiştir. Antik kaynaklarda Karadakeniz sahilletrinde yaşayan doksan kadar etnik gruptan bahsedilir.(iskitler, Makronlar,

214İ %ıa&zoıv2006

Mssynoikler, Kolkhlar, Driller, Khalybler, Tibarenler, Helenler bunlardan en önemlileridir.)

ilk çağlara ait bilgi veren kaynakları ve değerlendirdiğimiz zaman Karadeniz sahillerinin Helen kolo-nizasyonundan önce Kimmer ve iskit gibi Karadenizin kuzeyinden gelme atlı göçebe kavimler tarafından iskan edilmiş olduğunu görürüz. Karadenizin kuzeyinde yer alan topraklar eski çağlardan bu yana kavimlerin büyük göçlerine sahne olmuştur. Orta Asya çıkışlı iskitlerin Kimmerleri Karadeniz’in kuzeyinde sıkıştırması ile tarihin tanık olduğu göçler daha yakın çağlarda da etmiştir.Birkaç asra yayılan bir süreç içinde bu sahaya giren Türk kavimleri burada bulunan kavimleri batıya sürmüş ve buraları yurt edinmiştir. Bizans ard arda gelen bu devletlerle onların yerinden sürdüğü topluluklarla da ilişkiler kurmuş, onların akınlarından kendi topraklarını ve devletini koruyabilmek ve düşmanı devletlerin üzerine sürmek için ustaca bir siyaset izlemiş onlardan ordusu için asker ya da azalan nüfusu için yeni kaynak olarak yararlanmış, onların Hıristiyanlaşarak Rumlaşması için nihayetsiz caba sarfetmiştir.

Doğu Karadeniz sahillerine bu açıdan baktığımızda tarihin her döneminde bölgeye Karadenizin kuzeyinde var olmuş Türk kavimlerinin gölgesini düştüğünü söyleyebiliriz. Hunlar, Avarlar, Hazarlar, Sabirler, Bulgar Türkleri, Uzlar, Peçenekler, Kumanlar ve diğer Türk boyları Bizans tarafında 5 ve 11. asırlar ak süreçte bölgeye yerleştirilmiştir. Yukarıda sayılan kavimler ve onları oluşturan boyların isimlerin yaygın olarak yer ismi ve akraba ismi olarak karşımıza çıkmasının nedeni budur.

Surun içi ile mahdut Trabzon Rum krallığına ait kilise kayıtlarında ve vaftiz defterlerinde rastladığımız bol miktardaki Türkçe örnek bunu destekler mahiyetedir.Bölge ağzı üzerine araştırmalar yerli yabancı araştırmacılar bölge ağzından hareketle farklı Tük Eski Türkçe ve Kıpçakça unsurlardan hareketle bölgede fetihten önceki Türk varlığına dikkat çeker.

Halk Edebiyatı [Folk Literatüre], Folklorun bir bilim dalı olarak teşekkül ettiği XIX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren üzerinde farklı görüşler ifade edilen bir kavramdır. Uzun yıllar halk kavramı üzerindeki tartışmalar doğal olarak halk edebiyatının da nerede başlayıp nerede bittiği konusunda belirgin bir çerçevenin ortaya çıkmasını engellemiştir.

Son 30 yılda dünya folklorcuları halk edebiyatını halk bilimin bir kolu olarak tanımlamaya başlamıştır. Başlangıçta tamamen sözlü gelenek içerisinde icra edilen ve aktarılan bir karakteri olan halk edebiyatı yazının keşfi matbaa ve elektronik kayıt imkanları ile farklı iletişim ve icra ortamlarında da üretilip aktarılmaya başlanmıştır.

Halk Edebiyatı kavramını Türk Halk Edebiyatı bağlamında düşündüğümüzde üç alt disiplinden oluşan bir yapıyla karşılaşırız.Bunlar Anonim Halk Edebiyatı, Âşık Edebiyatı ve Tekke [Dinî-Tasavvufî Türk Edebiyatı] Edebiyatı dallarından oluşur.

Trabzon özelinde; Trabzon Yöresi Türk Halk Edebiyatı açısından meseleye yaklaştığımızda şöyle bir tabloyla karşılaşırız. Türk Halk Edebiyatının Âşık Edebiyatı sahasına girecek verimleri farklı bir bakış açısı ile ele almak durumundayız. Âşıklık geleneğine geleneksel kurum uygulamaları ile Trabzon ilinde pek rastlanılmaz.[En azından yazılı kaynaklarda ve sözlü anlatımlarda böyle bir tanıklık mevcut değildir]. Fakat âşıklık geleneğini işlevleri ve yapısı açısından değerlendirdiğimizde bölgede kemençe eşliğinde geleneksel Türk sözlü kültürünün şekil ve üslûbuyla destanlar, maniler, türküler, ağıtlar söyleyen kemençeciler ile karşılaşırız.

Matbaanın icadı ve yüzyılın başından itibaren elektronik olarak sesin kaydedilmeye başlanması ile sözlü kültür ürünleri ve bu arada halk edebiyatı ürünleri yeni bir dolaşım ve sunum imkanına kavuşmuştur. Herhangi bir çalgı çalmaksızın sadece şiir yazan “halk şairleri” diyebileceğimiz zümrenin edebî verimleri söz konusudur. Bu kişiler büyük çoğunlukla önemli sayılabilecek bir eğitim görmeden sadece okuryazarlık formasyonları ile geleneksel halk duygu ve yaşayışını sade bir dille ama asla yalınkat olmadan ustalıkla dile getiren sanatçılardır. Bunlar arasında belli bir eğitim gördüğü halde halk şiirinin geleneksel şekil, imge ve uslubuyla eser veren şairler de vardır.

Sözü ezgiyle bütünleştiren ve böylece hafızada tutmayı ve çağrışımı ve aktarımı kolaylaştıran bu gelenek bu işlevini bölgemizde kemençeciler vasıtasıyla icra etmişlerdir. Kemençecilik geleneğinde âşıklık geleneğinde olduğu gibi bade ve bir nesne yiyip içerek icraya başlama geleneği yoktur. Gelenek umumiyetle usta çırak ilişkisi yolu ile aktarılır. Usta kemençecileri taklit ederek kendi kendine bu kemençe tarzını öğrenen ve icra eden kemençeciler de vardır. Usta sanatçılar bölgenin tamamında tanınırlar. Bunun dışında mahallî kasabalara ait kemençeciler de vardır.

Kemençeci söz ustalarının büyük bir kısmı geçimini bu yolla temin ederler.

Kemençeci adayı başlangıçta bölgede anonim olan veya usta kemençeciler tarafından söylenen ‘gaydeleri’ ve türküleri örnek alıp söylemeyle işe başlar daha sonraları bu ustalara benzer türküleri kendisi söyler. Daha sonra mevcut formel ve metafor-ları kullanarak ama kendi damgasını ve imzasını da ekleyerek kendi türkülerini inşa ve icra eder. Bu son merhaledeki başarısı onun ustalığını belirler. Eğer geleneğe yaratıcı bir eklemlenme yapmışsa artık kendi repertuarını oluşturmaya başlarlar.

Kemençeciler genellikle Türk halk şiirinin mani nazım şeklini kullanırlar. Manileri birbirinden bağımsız olarak söyledikleri gibi aynı muhteva bütünlüğü içinde mani ka- farlarını ardı ardına getirmek suretiyle Türküleri oluştururlar. Bunun dışında ağıt ve destan türlerini de kullanırlar. Türkü formu içerisinde anonim halk şiirinin bütün türlerine ait konular yer alabilir. Burada Türkü ismi ayrışmamış türlerin genel ismidir.

Burada Trabzon yöresi Türk Halk Edebiyatı bağlamında geçmişten günümüze eser veren kemençecilerin isimlerine kısaca değinecek olursak Fehmi Alan, Hasan Tunç, Mehmet Yavuz, Hüseyin Dilâver, Osman Genç, Ferhat Özyakupoğlu, Bahattin Çamurali, Ali Rıza Temelli, Fahrettin Dilaver, Sami Mataracı, Ahmet Yanık, Sinan Kaya, Hüseyin Köse, Erkan Ocaklı, Saffet Genç, Saffet Yılmaz, Ferhat Yurdakul, Şevket Köroğlu, Hacı Kahvecioğlu, Şeref Kara, Ali Çinkaya, Yusuf Cemal Keskin, Hayri Yaşar Karagülle, Sait Uçar, Dursun Dereli bu geleneğin en önemli temsilcileri olarak temayüz eder.

Beğen  8
Önceki Yazı
Yazar