
|
Trabzon Şehri ve Geniş Tarihi
|
Trabzon Müzesi |
Zeytinlik Cad. Eski Kız Meslek Lisesi |
0 462
322 38 22 |
|
Ayasofya Müzesi |
Ayasofya Mahallesi |
0 462
223 30 43 |
|
Atatürk Köşkü |
Soğuksu Semti |
0 462
231 00 28 |
|
Karadeniz Geleneksel Yaşam Sergisi |
Ortahisar Mahallesi Eski Hükümet Konağı |
0 462
326 51 57 |
|
Sumela Manastırı Ören Yeri |
|
0 462
531 10 64 |
| Mavi
Bayrak (Blue Flag) |
Çamburnu beldesi Milli Park Alanı |
0 462
752 26 50 |
| İlk
Yardım |
112 |
|
Ambulans |
230 23 00 |
|
Turizm Polisi - Atatürk Alanı |
326
30 77 - 155 |
Karadeniz Profesyonel Turist
Rehberleri Derneği
İskenderpaşa Mah. G.Paşa Cad. Derya Apt. No:34 |
326 51 77 |
KONSOLOSLUKLAR
| İran
İslam Başkonsolosluğu |
Taksim Cad. Kızıltoprak Sok. No:3 |
+90
462 326 76 50 - 53 |
| Rusya
Federasyonu Başkonsolosluğu |
Ortahisar Mah. Refik Cesur Cad. No:6 |
+90
326 26 00 |
|
Gürcistan Başkonsolosluğu |
Gazipaşa Cad. Kudunoğlu Apt. Kat:3 |
+90
326 22 26 |
|
Panama Fahri Konsolosluğu |
İskenderpaşa Mah. İskele Cad. No:52 |
+90
462 321 73 26 |
Seyahat Acentaları
1618 sayılı yasaya göre kurulmuş acentalar :
|
A GRUBU |
Alan Kodu : 0 462 |
|
Afacan Tur |
321 58 04 |
|
Gürgen Tur |
321 44 39 |
|
Karden Tur |
321 34 79 |
|
Kıyı Tur |
326 26 67 |
|
Pon Tur |
248 11 48 |
|
Sarp Tur |
322 39 95 |
|
Ulu Tur |
321 88 05 |
|
Usta Tur |
326 18 70 |
|
Ey-Ce Tur |
326 63 37 |
|
Papillon Tur |
322 36 32 |
|
A GEÇİCİ |
|
|
Burcum Tur |
321 95 88 |
|
Kara Tur |
323 04 04 |
|
Norge Tur |
326 44 16 |
|
|
A ŞUBE |
Alan Kodu : 0 462 |
|
Fettahoğlu Tur |
326 60 21 |
|
Kıyı Tur |
321 55 96 |
|
Miranda Tur |
326 48 63 |
| |
|
|
B GRUBU |
|
|
Bions Tur |
326 13 72 |
|
Büyük İskender Tur |
321 47 75 |
|
Faysal Tur |
322 58 33 |
|
Saktur |
322 40 08 |
|
Trabzon Tur |
321 60 87 |
| |
|
|
C GRUBU |
|
|
Çakmaklar Tur |
322 41 64 |
|
Ceyhun Tur |
321 94 24 |
|
Mısırlıoğlu Tur |
326 27 50 |
|
Gündönümü Tur |
323 10 24 |
|
Karayolu
Uzaklıkları:
|
Trabzon |
- Samsun |
346 Km. |
|
|
- Ordu |
181 Km. |
|
|
- Giresun |
137 Km. |
|
|
- Rize |
76 Km. |
|
|
- Artvin |
235 Km. |
|
|
- İstanbul |
1079 Km. |
|
|
- Ankara |
763 Km. |
|
|
- İzmir |
1349 Km. |
|
|
- Erzurum |
302 Km. |
|
|
- Gümüşhane |
100 Km. |
|
|
- Antalya |
1290 Km. |
|
|
- Bursa |
1093 Km. |
|
|
- Şanlıurfa |
803 Km. |
|
Otobüs Firmaları : (Alan
Kodu: 0 462 )
|
Ulusoy |
325 21 60 - 235 21 23 |
|
Kamberoğlu |
325 22 83 - 325 20 77 |
|
Süzer Turizm |
325 23 33 - 325 21 19 |
|
As Turizm |
325 21 33 - 321 41 64 |
|
Metro Turizm |
325 72 86 (3 Hat) |
Deniz Yolları : (Alan
Kodu: 0 462 )
|
Türkiye Denizcilik
İşl. |
321 10 54 |
|
Karden Turizm |
321 34 79 |
|
Kıyı Tur |
326 26 67 |
|
Gürgen Tur |
321 44 39 |
Hava Yolu :
THY : 0 462 325 99 52 - 321 16 80
|
Trabzon'un kuruluşu
M.Ö.2000 yıllarına inmektedir. Erzurum'dan geçen ve İran sınırına varan,
Avrupa ile Asya'yı birbirine bağlayan tarihi İpek Yolunun başlangıcında
kurulan Trabzon şehrinin ilk kurucularının Ortaasya ve Kafkaslardan bölgeye
gelen Turani Kavimlerden Marlar, Tibarenler ve Moskların olduğu tarih
kitaplarında yer almaktadır.
Trabzon'un kuruluşundan itibaren geçirdiği devreler şöyle sıralanabilir.
I.Devir: Kuruluşundan serbest şehir oluncaya kadar geçen devir
(M.Ö.2000-M.Ö.750).
Bu devir karanlık geçen bir devirdir. Bahçecik mevkiinde bulunan bazı
kalıntılar bize bu bölgeye ilk defa Kafkasya'dan Mosklar, Tibarenler ve
Marların gelerek tarım ve balıkçılık ile meşgul olduklarını bildirmektedir.
Orta Asya'da ve Orta doğu'dan gelen ticaret yollarının denize ulaştığı yer
olan Trabzon'un ticari ve stratejik önemi bu dönemde de Ege kıyıları
halkınca biliniyordu.
Efsane olmakla birlikte meşhur Argonatlar Seferi bunu gösterir.
"Colehide-Kolşit" denilen şimdiki Gürcistan'ın bir kısmını ve oradan batıya
doğru Trabzon'a kadar uzanan sahili içine alan mıntıkanın ormanlarının
zenginliği ve dağlardaki madenler daha o zamanlarda meşhurdu. Milattan çok
önce geçtiği sanılan seferin gayesi Kolsşit'te asılı olduğu dilden dile
dolaşan bir altın postu elde etmekti. "Altın post" un bu bölgenin
zenginliğinden kinaye olduğu söylenir. Her halde buraların servetine
alâmetti. Bazı rivayetlere göre madencilik sanatı bu bölgede oturan bir
kavim tarafından bulunmuştur.
II.Devir: Serbest Şehir Devri (M. Ö. 750 M. S. 50).
Bu devir M.Ö.8. Yüzyıl ortalarından Miladın ilk yüzyılı ortalarına kadar
süren devirdir. Bu devirde M. Ö. 756 yılında Sinop'tan kolonizatör
Miletliler Trabzon'a gelmişlerdi. Zamanlarının en iyi denizci ve tüccarları
olan bu kolönizatörler aslen iyonya'nın en önemli merkezlerinden Milet
şehrindendirler. Buna nisbeten Miletliler veya Mileliler diye tanınırlar.

Ege kıyılarından kalkıp boğazları aşarak Karadeniz'e çıkan ve herşeyden
önce ticaret fikriyle hareket ettikleri söylenen Miletliler ilkin M. Ö.
785 yılında savaşla Sinop'u'ele geçirmişlerdir. Tabii limanıyla Sinop
Şehri bu insanların merkezi olmuş ve oradan Karadeniz'in her tarafına,
alışverişe elverişli buldukları noktalara yayılmış ve yerleşmişlerdir.
Miletliler, Sinop'u elde ettikten 29 yıl sonra Ordu ve Giresun ile
birlikte, kendilerinden önce var olan Trabzon'a da gelmişler ve ne
şekilde olduğu bilinmeyen bir surette yerleşmişlerdir.
Şehirden ilk bahseden, M. Ö. 400 yılında Onbinlerin bakiyesi olan
sekizbin küsür kişilik ordu ile Trabzon'a gelen Yunanlı komutan ve
filozof Ksenefon'dur. Şehir O'nun zamanında Sinop'a belli bir vergi
ödüyordu. Onbinler Trabzon'da kendi dilini konuşan Sinop'a mensup
Miletlileri buldular. Bir ay kadar Trabzon'a misafir kaldıktan sonra
memleketlerine deniz yoluyla ulaşmak istediler. Ancak, Trabzonluların
gemilerinin önemli bir kısmı seferde olduğu için ordunun yanlızca bir
kısmının Trabzonluların yelkenleriyle denizden, diğer kısmının ise
karadan yollarına devam ettiği kaydediliyor.

Miletliler, Trabzon'dan Asya'nın göbeğine ve Ortadoğuya ulaşan ticaret
yolları üzerinden akan alışveriş hareketlerinin bağlanıp çözüldüğü
Trabzon'da çok büyük servetler elde etmişler ve merkezleri olan Sinop'u
her sahada geride brakmışlardı. Trabzonluların yüzlerce parçalık
gemileri gelen ve giden ticaret emtiasını Karadeniz'in her tarafına ve
boğazları aşarak Ege kıyılarına taşıyordu.
M. S. birinci yüzyılın ortalarına kadar, bazı sarsıntılarla birlikte
devam eden bu serbest şehir dönemi Roma hakimiyeti takip etti.
III. Devir: Roma Devri (50-395)
Romalılar, diğer Yunan sömürgelerine yaptıkları gibi Trabzon'a da
"Serbest Şehir" ünvanı ve imtiyazını bırakmışlardı. Trabzon Romalılar
için doğuda bir üs ve iaşe merkezi halini almıştı. Karadeniz'deki Yunan
sömürgelerinin merkezi olan Sinop, Roma döneminin başında önemini
kaybetmişti. Trabzon ise giderek güç kazanmış ve Karadeniz'in en işlek
iskelesi, en canlı ticaret merkezi haline gelmişti.
Romalılar Trabzon'a konumundan dolayı özel önem veriyorlardı. Roma
imparatoru Adrian M. S. birinci yüzyılda şimdiki Kalepark /
Güzelhisar'ın denize doğru uzanan kayaların altını oydurarak bir liman
yaptırmıştı. Osmanlı devrine kadar işe yarar halde kalmış olan bu liman
sonraları kumla dolmuş ve kullanılmaz hale gelmiştir.

Latince Bella Castron limanı olarak anılan bu liman, Avrupa-Asya ve
Ortadoğu ticaretinde çok önemli bir yere sahipti. İçten veya denizden
gelen transit emtia deve ve gemilerden, limanın tam üstündeki etrafı
surla çevrili olan ve zamanına göre umumi mağaza mahiyetinde olan bu
antrepoya boşaltılır, içeriye veya taşraya gidecek olan emtia dahi
oradan yüklenirdi. Burası Avrupa'dan Asya'nın ortalarına kadar ulaşan
tarihi ipek yolunun deniz ucundaki basamağında kurulan bugünkü manasıyla
bir serbest bölge idi.
Trabzon'un asıl şehirden bir buçuk iki kilometre doğuda bulunan bu
transit limandan başka dahili ticarete mahsus bir limanı daha vardı. Bu
ikinci liman şehrin denize paralel giden kale duvarının önünde ve
bugünkü moloz mevkiinde idi. Doğu taraftan şehir surlarının denize
uzatılmış bir kolu ve bir kulesi tarafından korunan Moloz Limanı son
yıllara kadar ayakta kalabilmiş, ancak sahil yolunun açılmasıyla
birlikte kalıntılarının önemli bir kısmı yok olmuştur.
Bundan sonra Trabzon ve Doğu Karadeniz Bizanslılar ile Müslümanlar
arasında el değiştirdi. 733 yılında Müslümanlar bölgede yeniden hakim
olmuşlarsa da bu durum uzun sürmedi ve Trabzon 739 yılında Bizanslılar
tarafından geri alındı. Ancak şehir surların dışında Müslümanların
hakimiyeti uzun yıllar devam etti.

Bizanslılar devrinde Trabzon Irak'ın da iskelesi idi. Abbasiler ilk
devirlerde İstanbul'dan Müslümanlara satılmak üzere ticaret eşyasının
gönderildiği başlıca liman Trabzon'du. O zamanlarda Trabzon'da daimi
sürette oturan Müslüman tacirler vardı. Karadeniz'e Araplarca "Bahr-i
Tirabizanda" denilmesi de Trabzon'un o dönemdeki önemini
göstermektedir.
Türkler Trabzon'da
Malüm olduğu üzere XI. yüzyılda Müslüman Türkler Anadolu üzerine
akınlara başladılar. 1048 yılında İbrahim Yınal, Hasankale zaferini
kazandıktan sonra Türkmenler Trabzon'a kadar ilerlediler. Ancak
kendilerinden önce Trabzon'u ele geçirmeye çalışan Müslüman Araplar gibi
surlar ile çevrili Trabzon'u ele geçirmeleri zor olmuş ve düzenli Bizans
ordusu karşısında geri çekilmek zorunda kalmışlardı. 1071 Malazgirt
zaferinden sonra ise Anadolu kapıları Müslüman Türklere kesin olarak
açıldığında Trabzon ve civarının Türkleşmesi ve Müslümanlaşması
hızlanmıştı. Selçuklular 400 yıl boyunca Trabzon'u birçok kez
kuşatmışlardı. Şehir bu kuşatmalardan güçlü surları Bizans desteği ve
doğal yapısının sağladığı topografik imkanlarıyla kurtarılabilmiştir.

IV. Devir: Komnenoslar Devri (1204-1461)
Bu devir Trabzon'un ticaretçe en parlak devirlerinden biri olmuştur.
Ceneviz ve Venediklerin bütün doğuda ve bilhassa Karadeniz'deki ticari
faaliyet ve rekabetlerinde Trabzon önemli bir mevkie sahip olmuştu.
Venediklilerden önce Cenevizliler Trabzon imparatoru ile bir ticaret
anlaşması yaparak Trabzon'da serbest ticaret yapmak imtiyazını
almışlardı. Daha sonra Venedikliler ile de aynı şartlarla bir anlaşma
imzalanarak ticari müesseseler açmalarına izin verilmiş ve 225 adımlık
bir arsa üzerinde kendilerine ait kilise, ambar gibi çeşitli binalar
yapmalarına müsaade edilmişti.
O günkü Trabzon'un ticari hayatını Alman tarihçi Fallmerayer şöyle
anlatır: "İran'dan hatta Irak'ın kum çöllerini aşarak buraya doğru
kafileler gelir ve bütün beşeri ihtisas Trabzon'da temerküz ederdi.
Trabzon imparatorluğu bir transit merkezi, bir baş karargah ve dünya
ticaretinin bir noktası idi.
"Bağdat ve Kahire'nin sırmalı kumaşları, Hindistan ve Sina'nın inci ve
mücevheratı, Megrelistan'ın (Gürcistan'da) bal ve keteni, Floransa'nın
erguvani kumaşları, Almanya'nın porselen ve çelik mamulatı; sanayiye ait
bütün ürünler her taraftan Trabzon çarşısını doldururdu."

Bu dönemde Trabzon'a yönelik Türk akınları giderek yoğunlaştı. Trabzon
imparatorları bu akınları savuşturmak için kızlarını civardaki Türk
beyleriyle evlendirerek akrabalık kurmaya başladılar. Aynı zamanda bazı
beyliklere vergi de ödüyorlardı.
XV. Yüzyıl başlarında Anadolu'yu istila eden Timur, Trabzon'u zaptetmiş
ise de ülkesine katmayıp, oğlu Halil Mirza'nın yönetiminde vergiye ve
haraca bağlamıştı. Yıkılışa doğru giden Trabzon Devleti'nde bir saltanat
mücadelesi başlamıştı. Çevresi Osmanlı Devleti ile sarılan Trabzon,
sembolik bir devlet durumuna düşmüştü. II.Murat zamanında Trabzon,
karadan ve denizden kuşatılmış ise de, denizde fırtına çıkması yüzünden
kale alınamamış, ancak esir ve ganimet alınarak dönülmüştü.
Trabzon'un Fethi
29 Mayıs 1453 de İstanbul'un fethinden sonra Fatih, Trabzon'un vermekte
olduğu vergiyi 2000 duka altına çıkarmıştı. Erdebilli Safeviye tarikatı
şeyhlerinden Şeyh Cüneyd 1456 yılında ordusuyla Trabzon üzerine yürüdü,
İmparatorluk ordusunu yenerek şehri kuşattı. Bunun üzerine Fatih,
Trabzon'un Şeyh Cüneyd'in eline düşmemesi için Amasya Valisi Hızır Bey'i
Trabzon üzerine gönderdi. Durumu öğrenen Şeyh Cüneyd kuşatmayı
kaldırarak çekildi. Hızır Bey Trabzon'u kuşatarak Meydan-ı Şarkî'de
(Şimdki Belediye Meydanı) karargahını kurdu. Fakat Trabzon'u savunmaktan
korkan kral Kalo İannes vergi vermeyi kabul etmişti.
Fatih Sultan Mehmed'i Trabzon üzerine yönelten birtakım siyasi, idari,
ekonomik ve tarihi sebepler vardır. Bunların içinde en önemlisi,
Bizans'ın bir nevi kalıntısı durumundaki Trabzon Rum Devleti'nin fethi
gerçekleşmedikçe, İstanbul'un fethinin yarım görülmesiydi. Bu arada
Trabzon Devleti'nin Osmanlı Devleti aleyhinde Venedik Cumhuriyeti, İran,
Gürcistan Devletleri, İsfendiyar Oğulları ve Karaman Oğulları ile
ittifaklar kurması, hısımlıkları bahane ederek Akkoyunluların Anadolu'ya
göz dikmeleri ve Osmanlı topraklarına saldırmaları karşısında Fatih,
Trabzon'un fethine kesin olarak karar vermişti. 1460'da Uzun Hasan,
Fatih'in huzuruna elçiler göndererek hısımlık kurduğu Trabzon Rum
Devletinden alınan vergileri geri istemiş, bunun üzerine de Fatih
elçilere "Haydi siz gidin gelecek sene ben kendim gelir mahallinde
vergimi öderim" diyerek tasavvurunu açıkça ortaya koymuştu.
Sefer için Osmanlı kara ordusu 23 Mart 1461'de Edirne'den hareket etti.
Mahmut Paşa komutasında 150 parçadan oluşan donanma da Karadeniz'e
açılmıştı. Fatih'in komutasında Üsküdar'dan Anadolu'ya geçen ordunun
nereye gittiğini kimse bilmiyordu. Bu ilerleyiş sırasında Amasra,
İsfendiyaroğulları Beyliği, Kastamonu ve Sinop fethedilerek Sivas
üzerinden Erzincan ovasına inildi ve yassıçemen'de karargah kuruldu. Bu
arada seferin İran üzerine olduğu düşüncesiyle korku ve telaşa kapılan
Uzun Hasan adına harekete geçen Çemişkezek Beyi Hasan'ın başkanlığında
bir elçi heyeti Fatih'in çadırında kabul edildi. Heyet içinde Uzun
Hasan'ın annesi Sâra hatunda vardı. Karşılıklı görüşmelerden sonra,
heyete seferin İran üzerine olmadığına teminat verdikten sonra, elçilik
heyetinin bir kısmı ve Sâra Hatun alıkonularak, Osmanlı ordusu yönünü
Trabzon üzerine çevirdi.
Osmanlı ordusu çok zor şartlar altında Erzincan ile Trabzon arasını
25-30, bazı kaynaklara göre 40 günde aşabilmiştir. Çekilen zorluklar
karşısında Fatih'i bu seferden alıkoyabilmek için Sâra Hatun'un :
"-Hey oğul Trabzon'a bunca zahmet nedendir? Trabzon nedir ki, ondan
ötürü şehsuvar'ı Saltanat piyade olup pürdap ola?" Dediğinde, Padişah
hışımla:
"-Hey ana bu zahmet din yolundadır. Kim ahirette Allah hazretlerine
varıcak inayet ola derim. Zira bizim elimizde İslam kılıcı vardır. Eğer
bu zahmeti ihtiyar etmesek bize Gazi demek yalan olur." dediğini
tarihler kaydeder.

Trabzon kuşatması 40 gün sürdü. En şiddetli savaşlar Zağnos köprüsü
civarında oldu. Şehzade Mahmut Paşa yanında bulunan Rumca katibi
İmparator David'e göndererek kayıtsız ve şartsız teslim olmasını yoksa
cenk yasasının uygulanacağını söyledi. David, hiçbir ümidin kalmadığını
görünce Mahmut Paşa'nın akrabalarından teyzesinin oğlu başmabeinci Yorgi
Amuriki vasıtasıyla anlaşarak şehri ve kaleyi teslim etti. Bir yandan
görüşmeler yapılırken bir yandan da çetin vuruşmalar sürüp gidiyordu.
Türk Bayrağı'nın Zağnos burcuna dikildiği anda, Trabzon Devleti'nin
teslim haberide Fatih'e ulaşmıştı.
Trabzon'un fethi tarih bakımından büyük önem taşımaktadır. Bu fetihle
Bizans'ın son kalıntısıda Anadolu'dan temizlenmiş ve bu coğrafyada tek
otorite altında toplanma gerçekleşmiştir. Ayrıca, Trabzon'un fethi ile
Karadeniz'in bir Türk gölü haline gelmesi projesi için en önemli adım
atılmıştır. Hepsinden önemlisi 26 Ekim 1461 günü Trabzon Devleti tarihe
karışırken, Bizans'ı diriltme hülyası temelinden yok edilmiştir.
Fatih Sultan Mehmet ilk iş olarak fetih geleneğine uyup Ortahisar'da
Meryemana Altınbaş Kilisesi'ni "Ortahisar Camii" adı ile Müslümanların
ibadetine tahsis etmiştir. Daha sonra Sen Ojen Kilisesi'de camiye
çevrilerek ilk Cuma namazını burada kılmış ve adına da "Yenicuma camii"
denilmiştir. Bu camilerin her ikiside halen ibadete açıktır.
Trabzon'un idaresi Gelibolu valisi Kazım beye verilip bir kısım asker,
silah ve mühimmat bırakıldıktan sonra ordu sahil yolunu takip ederek
geri döndü.
Fetihten sonra Trabzon'un yerli ahalisinin ileri gelenleri imparator
David ile İstanbul'a geri götürülmüş, bir kısmıda kendiliğinden
ayrılmıştır. Bu yüzden şehirde pek az nüfus kalmıştır. Kalan nüfus ile
Eksotha (Hızırbey), Boztepe, Aşağı Yenicuma, Tuzluçeşme, Çömlekçi
semtleri de iskan ettirilerek, kale içindi Hıristiyan bırakılmamıştır.
Boşalan evler sipahi takımına yeniçerililere, maiyet ağalarına ve
mülhakattan gelen Türklere tahsis edilmiştir. Bu arada feth edilen diğer
şehirlerde olduğu gibi Trabzon'da da "Cizye-i Şerriye ve Rusumi örfiye"
vergisi konmuştur. Trabzon ve civarındaki toprakların tahribi ve
tımarlara bölünerek sipahilere verilmesi gibi konularda Sancak beyi
Kazım bey aldığı emri yerine getirerek Trabzon topraklarını Osmanlı
idaresi altında yeniden organize etmiştir.
Fetihten sonra Fatih Sultan Mehmet'in yörede genel bir sayım yaptırmış
olduğu biliniyorsa da, buna ait belgeler elde olmadığından ancak 1486
yılında II.Beyazıt'ın sayımları ölçü alınmaktadır. Trabzon hakkında
bilgi veren en eski tahrir defterleri, başbakanlık arşivinde "Maliyeden
Müdevver Defter No:28" başlığı altında bulunmaktadır. Tarihsiz olan bu
defter ilk olarak 1954 yılında Ömer Lütfü Barkan tarafından
kullanılmıştır.
Bufassal adlandırılan türde olan 1486 tahrir defterinde Trabzon;
Akçaabat, Görele, Tirebolu, Giresun, Laz, Maçka, Torul, Sürmene, Of,
Rize, Atina (Pazar) tımarları ile tımar sahiplerinin listeleri
verildikten sonra, başta Trabzon şehrinde oturanların ayrıntılı bir
listesi de bulunmaktadır. Tahrir defterinde şehrin halkı, mahalle ya da
cemaat başlıkları altında dini guruplar olarak bölündükten sonra
şehirdeki her aile reisinin de adı verilmektedir.
Fetihten sonra, mevcut müslüman nüfusuna ait olarak iskan edilen ve
geldikleri yörelere göre ad alan müslüman cemaat grupları şunlardı:
1- Cemaat-i Niksar 7 hane 10- Cemaat-i Sanusak 5 hane
2- Cemaat-i Ladik 7 hane 11- Cemaat-i Amasya 31 hane
3- Cemaat-i Bafra 16 hane 12- Cemaat-i Osmancık 10 hane
4- Cemaat-i İskilip 10 hane 13- Cemaat-i Çorum 15 hane
5- Cemaat-i Gümüş 7 hane 14- Cemaat-i Merzifon 18 hane
6- Cemaat-i Tokat 25 hane 15- Cemaat-i Nefsi Samsun 12 hane
7- Cemaat-i Porhal (Turhal) 4 hane 16- Cemaat-i Zile 3 hane
8- Cemaat-i Göncanik(Gölköy) 8 hane 17- Cemaat-i Satılmış Canik 1
hane
9- Cemaat-i Kavala 3 hane 18- Cemaat-i Karakadi 10 hane
Bu Müslüman cemaatların sayısı 202 haneden ibaret olup, 1486 yılındaki
Müslüman nüfusunun %78,3'ünü oluşturuyordu.
Fetihten sonra Anadolu eyaletine (Beylerbeyliğine) bağlı bir sancak olan
Trabzon'un imar edilip, Müslüman Türk nüfusu ile iskan edilmesine özel
ilgi gösterildi. H.867-1462 de Ortahisar'da Fatih Medresesi açıldı.
Özellikle 1462-1465 yılları arasında Trabzon'un fetih sonrasında ikinci
valisi olan Hızır Bey, onarım işlerine hız verdi.
1470 yılında Şehzâde Bayezit'in oğlu Şehzâde Abdullah'ın Vali olarak
Trabzon'a gelmesiyle, Şehzâde şehri olan Trabzon önem kazandı.
İkinci Beyazıt döneminde en önemli olay, Şehzade Yavuz (Yavuz Sultan
Selim)'un Trabzon Valisi olmasıydı. 1489-1512 yılları arasında Trabzon
bir başkent gibi öne çıkmış, Yavuz'un 23 sene süren Valiliği döneminde
imar edilmiş, askeri ve ticari yönden canlılık kazanmıştır.
Yavuz Sultan Selim, 1514'de Çaldıran Seferine çıktığı dönemde ordunun
ikmal işleri Trabzon'dan yürütülmüştür. Çaldıran Seferi dönüşünde
Bayburt'un Kığı Kalesi ile birlikte fethedilmesi (15 Ekim 1514) Padişahı
memnun etmiş, buraları fetheden Trabzon Valisi Bıyıklı Mehmet Paşa
serhat muhafazası ile görevlendirilmişti. Böylece Trabzon yeni bir idari
yapılanma içinde yer aldı. Bıyıklı Mehmet Paşaya Erzincan-Bayburt
eyaleti verilerek (4 Ramazan 920-23 Ekim 1514) Rûm-i Kadim Beylerbeyliği
sancaklarından olan Canik ile Şarkî Karahisar ve müstakil idare
edilmekte olan Trabzon, ayrıca o sıralarda zaptedilen Kığı, ayrı birer
sancak olan Bayburt-Erzincan Eyaletine ilave edilmişti.
Yavuz Sultan Selim'in Trabzon Valiliği zamanında annesi Ayşe Gülbahar
Sultanın hatırasına yaptırılan türbenin yanına Cami, Medrese, Mekteb,
Darül Kurra, İmaret ve hamamdan oluşan bir külliye yapılmış, tesis
edilen külliyenin yaşaması için de büyük vakıflar tahsis edilerek
sürekliliği ve kalıcılığı sağlanmıştır.
27 Nisan 1495 Pazartesi günü Trabzon'da doğan, çocukluğunu ve gençlik
yıllarının ilk yıllarını Trabzon'da geçiren ve bir Trabzon'lu olarak
babası Yavuz Sultan Selim'in üzerine 1520 yılında 26 yaşında Padişah
olan Kanuni Sultan Süleyman döneminde Trabzon, yine ön plana
çıkmıştır.
Trabzon, Yavuz Sultan Selim'e şehzâde sancaklığı yaparken, 1515'de
Bayburt Erzurum Beylerbeyliğine tabi sancak durumuna getirilmiş, kısa
bir dönemden sonra Kanuni'nin ilk yıllarında Bayburt-Erzincan
Beylerbeyliği lağvedilerek yeni bir yapılanmaya gidilmiştir. Buna göre
Trabzon 5 liva'dan oluşan müstakil bir eyalet haline gelmiştir.
Fetihten sonra Trabzon şehri içinde oluşan yeni Müslüman mahallelerinin
giderek çoğaldığını görmekteyiz. 1523 yılı Tahrir Defterinde bu
mahallelerin şehrin hangi kesiminde bulunduklarına dair bilgiler
verilmektedir. Daha sonraki yıllarda çıkan 1553 ve 1583 yılı
tarihlerinde de mahallelerin bir kısmının ismine rastlanmaktadır. Kanuni
döneminin ilk yıllarındaki dokuz mahallenin isimleri şunlardır.
A- Ortahisarda:
1- Mahalle-i Câm-î Atik Der Kale-i Evsad
2- Mahalle-i Mescid-i Valide-i Merhum Sultan Abdullah
3- Mahalle-i Mescid-i Kıssahan Der Kalei Evsad
4- Mahalle-i Mescid-i Hacı Baba Der Kale-i Evsad
B- Aşağıhisarda
5- Mahalle-i Mescid-i Mevlana Süca Der Kale-i Zır
6- Mahalle-i Mescid-i Bâb-ı Bazzaz Der Kale-i Zır
7- Mahalle-i Mescid-i Hüseyin Ağa ki ser-hazin Bûd Der Nezd-i Saray-ı
Âmire
8- Mahalle-i Mescid-i Amasya Der Nezd-i Hamam Çifte
9- Mahalle-i Cami-i Cedid Der Birun-i Şehir.
Bu dokuz mahalle dışında, hane sayısı olmadığı için adı zikredilmeyen ve
onunucu mahalle diyebileceğimiz "Cemaat-ı Mescid-i Hacı Kasım Der Nezd-i
Bezzazistan" da yalnız iki nefer (Erkek) yazılıdır. Bu cemaat ileride
yeni bir Müslüman mahallesinin çekirdeğini oluşturacaklardır.
Kale içerisinde sürdürülen iskan politikası sonunda zamanla
Müslüman-Türk nüfusu ve mahalle sayısı da artmıştır.
Kale içinde sürdürülen iskan politikası sonunda zamanla Müslüman-Türk
nüfusu ve mahalle sayısı da artmıştır. Nitekim H.961-1533 te yapılan
tahrirden anlaşılacağı üzere, aradan geçen 35 yıl zarfında yeni iskanlar
ve dışardan gelenlerle müslüman mahallelerine yenileri katılmış ve bu
durum defter harici "haric-i ez defter" yazıldığı belirtilmiştir. Bu
mahalleler:
1-Tabakhane,
2-Sarmaşık Mescidi,
3-Kavak Meydan,
4-Şehre Küstü,
5-Halil Ağa Mescidi,
6-Hatuniyye İmareti,
7-Bayram-zade Mescidi,
8-Zağnos,
9-Tekfur Çayırı,
10-İskender Paşa Camii,
11-Hacı Hasan ve Cemaat-i Mescid-i Hoca Kasım der Nezd-i Bezzazistan
Mahalleleridir.
Vilayet ve Belediye Yönetiminde Yeni Teşkilatlanma :
Osmanlı devletinde idari yapı 1864'te yeniden düzenlendi. Bu düzenleme
ile Anadolu'da kurulan ilk vilayetlerden biri Trabzon'dur.
Ayrıca dört sancakta bu vilayete bağlanmıştı. Trabzon vilayetine bağlı
sancaklar şunlardı:
1. Trabzon merkez sancağı: (Rize, Of, Tirebolu, Bulancak, Giresun)
2. Lazistan sancağı: (Batum, Arhavi)
3. Gümüşhane sancağı: (Torul, Kelkit)
4. Canik sancağı : ( Ünye, Samsun, Bafra)
1868 de çıkarılan bir talimat ile İstanbul'un dışındaki vilayat, sancak
ve kazalarda da belediye teşkilatı kurulmaya karar verildi. Bu karar
Trabzon'da da uygulandı. Trabzon Belediyesi ilk kurulan belediye
teşkilatları arasında yer aldı.
1870 yılı Trabzon vilayeti Salnamesinde Belediye yöneticileri şöyle yer
almaktadır.
Meclis-i Daire-i Belediye
Reîsi : Arazi memuru Fevzi Efendi
A'za : Karantina memuru Hacı Halil Efendi, Mustafa Ağa, Artin Ağa,
Banika Ağa
Katib : Abdülhamit Efendi
Muhasip hastanesi ve Memleket Tabib-i: Mosyö Lion
Karantina Memurları:
Müdürü : Haci halil Efendi
Tabib-i : Mosyö Alkardi
Katib-i : Kamil Efendi
Bu bilgiler 1870 yılı salnamesinde yer aldığına göre, Trabzon
Belediyesinin, basım tarihinden önce teşekkül etmiş olması gerekir. Bu
durumda belediye 1869'da kurulmuş demektir.
VİLAYET SALNAMELERİNE GÖRE BELEDİYE BAŞKANLARI
1. Arazi Memuru Fevzi Efendi 1869/70
2. Hafız Ahmed Efendi 1870/71
3. Hacı Halil Efendi 1871/72
4. Ali Rıza Efendi 1872/73
5. Hacı Derviş Ağa 1873/75
6. Ali Rıza Efendi 1875/76
7. Ali Galib Efendi 1876/77
8. Ali Rıza Efendi 1877/81
9. Arif Efendi 1881/91
10. Rıfat Bey 1891/93
11. Mehmet Paşa-zade Hasan Bey 1893/95
12. Hasan Bey 1895/98
13. Hacı Kadı-zade Hacı Mustafa Efendi 1889/1902
14. Han-zade Ziya Bey 1902/04
Trabzon tarihi için büyük bir kaynak olan ve 1869-1904 yılları arasında
22 sayı çıkan Trabzon Salnamesi 1904 yılından sonra çıkmadığından 1910
yılına kadar olan dönem için sadece tahmin yürütülebiliniyor. Bu
yıllarda Trabzon Belediyesi Başkanı olarak da:
15. Belediye Başkanı Nemli-zade Hacı Osman
16. Belediye Başkanı Çulha-zade Şükrü
isimlerini verebiliyoruz. Bu isimlere herhangi bir kaynakta raslamak
mümkün olmamıştır. Nemli-zade ve Çulhazade ailelerinin hayattaki
yaşlılarından edinilen bilgi ve tahminlere göre bu sonuca varılmıştır.
1910 yılından sonra, 17. Belediye Başkanı Nemli-zade Cemal Bey ile 18.
Belediye Başkanı Barutçu-zade Hacı Ahmed Efendi'nin görevde olduğu
biliniyorsa da, başlama ve ayrılma tarihleri hakkında kesin bilgi sahibi
değiliz. Bu konularda yazılı hiçbir belge ve kayda rastlamak mümkün
olmamıştır. Bu arada 1912 yılında Ali Efendi'nin başkanlığından sadece
dönemin Valisi Mehmed Ali Ayni hatıralarında söz etmektedir. Rus işgali
sırasında belediyenin arşivi tamamen yok edildiği için yazılı bir belge
bulmak mümkün olmamaktadır. Bu durumda: 17. Nemli-zade Cemal
18. Barutçu-zade Hacı Ahmet Efendi (1910-1912)
19. Ali Efendi
20. Barutçu-zade Hacı Ahmed Efendi (1913-Nisan 1916)
21. Rum Metropoliti Hırisantos (Nisan 1916-Şubat 1918)
22. Barutçu-zade Hacı Ahmed Efendi (Şubat 1918-1922)
23. Hacı Ali Hafız-zade Hakkı Efendi (1922-1923)
24. Kazaz-zade Hüseyin Efendi (Haziran 1923-1928)
XX. Yüzyıla Girerken
Vilayet, doğuda Rusya, batıda Kastamonu, güneyde Erzurum ve Sivas
vilayetleri ile çevriliydi. Trabzon İran transit yolunun liman şehri
olma özelliğini herşeye rağmen koruyordu. Biri yerli olmak üzere, sekiz
vapur kumpanyası Trabzon limanına çalışıyordu. 1316/1890 yılı Trabzon
Salnamesi'ne göre Vilayet merkezinde şu ülkelerin konsoloslukları
bulunuyordu: 1.İran, 2.Belçika, 3.Yunan, 4.Rus, 5.İspanya, 6.İtalya,
7.Avusturya-Macaristan, 8.İngiltere, 9.Fransa.
Trabzon ve çevresinde demircilik ileri bir düzeyde yapılıyordu. 1872
yılı Vilayet Salnamesindeki bilgilere göre Avrupa'daki soba ve kasaların
benzerleri ancak Trabzon'da yapılabiliyordu. Yörede kuyumculuk ve
marangozluk da gelişmişti. Özellikle gümüş üzerine işlemeleri ünlü idi.
Şehirde önemli miktarda mum işleyen bir mumhane (şemhane) faaliyette
idi.
1890 yılında Kafkasya'da kurulmuş bulunan "Ermeni İhtilal Cem'iyyetleri
İttifakı Federasyonu (Taşnaksutyun)" ilk teşkilatlarını İstanbul, Van ve
Trabzon'da açmıştı.
8 Ekim 1895'te Trabzon'daki Ermeniler ayaklandı. Gavur Meydanında
(Belediye Meydanı) toplanarak harekete geçtiler. Aldığı tedbirlerle kısa
zamanda duruma hakim olan Vali Kadir Bey, olayları bastırdı ve
elebaşılarını tepeledi.
Vali Kadir Bey 1902 yılında Trabzon'da öldü. Mezarının üzerine Padişah
II. Abdülhamid'in gönderdiği 450 lira ile bir türbe yaptırıldı. İmaret
Kabristanlığında (Atapark) bulunan türbe, 1936'da yıktırılmıştır.
1902 yılı başında Prens Sebahaddin Bey'in bulunduğu "Teşebbüsat-ı Şahsi
ve Adem-i Merkezziyet Cem'iyyeti" Paris'te kurulmuş, İstanbul, İzmir,
Alaiye, Şam, Erzurum ve Trabzon'da da şubeler açmıştı. Trabzon şubesini,
Sancakbeyzade Mehmed ve Hasan kardeşler ile Nemli-zade Salim Bey
kurmuştu.
Meşrutiyetin ilanından sonra 17 Ocak 1909'da toplanan ilk mecliste
Trabzon'u temsil eden milletvekilleri şunlardı: Hatip-zade Emin, Müftü
İmameddin (ölümü ile yerine Kalcı-zade Mahmud) , Saraç-zade Ali Naki,
Nemlizade Mahmud, Matyo Fokidis, Meşrutiyetin ilanından sonra beliren
yeni ümitlerle Trabzon'da Ermeni ve Rum azınlıklarının kıpırdanışları da
hissedilir hale gelmişti. Bu yıllarda Türk gazetelerinin yanısıra,
azınlıkların da çeşitli adlarla gazete-dergi çıkarmaları ilgi
çekiciydi.
BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞLARI SIRASINDA TRABZON
Birinci Dünya Savaşının en ağır darbesini gören illerden biri de
Trabzon'dur. Ruslar Osmanlı İmparatorluğu'na savaş ilan edip, 1 Kasım
1914'den itibaren doğu hudutunu aşarak Türk topraklarında ilerlemeye
başladı. Doğu Karadeniz kıyılarını alıp, Anadolu'yu ele geçirmeyi
hedefleyen Rus orduları karşısında, Türkiye 3 Kasım'da Almanya yanında
savaşa katıldı ve 14 Kasım'da Cihad-ı Mukaddes ilan etti.
Rus savaş gemilerinin Karadeniz limanların bombardıman etmesi ile de
Trabzon ateş çemberi içine düşmüş oldu. Nitekim 17 Kasım 1914'te yirmiüç
parçalık bir Rus donanması Trabzon'u bombardıman ederek büyük tahribata
ve can kaybına sebep oldu. Bombardımanlar birbirini kovaladı. Trabzon 8
Şubat ve 11 Şubat 1915'te Rus bombardımanı ile büyük ölçüde tahrip oldu,
1000'den fazla insan öldü. Ruslar 23 Ocak 1916'dan itibaren kıyı
saldırılarını yoğunlaştırdılar. 17 savaş gemisinin desteklediği bu
saldırılar sonunda birliklerimiz geri çekilmek zorunda kaldı. Bu sırada
savaş gemimiz Yavuz Trabzon'a geldi. 32 ağır makineli tüfek, bir
batarya, dağ topu ve bazı askeri levazımat ile Kafkasya cephesinde
kullanılmak üzere iki uçak getirdi.
Trabzon'un İşgali:
İstanbul'dan istediği yardımı alamayan 3. Ordu Komutanı Kamil Paşa,
birliklerini Ilıca'ya doğru geri çekince 16 Şubat 1916'da Ruslar
Erzurum'u işgal etti. Rus kuvvetleri, donanmanın desteğini de alarak 24
Şubat 1916'da Rize'yi işgal ettiler. Of sınırına dayanan Ruslar karşı
Baltacı Deresi'nde yöre halkından oluşan kuvvetlerle askeri
birliklerimiz kahramanlıklarla dolu savunma yaptılar. Rus ordusunu 20
gün durdurmayı başaran birliklerimiz, düşmanın denizden ve karadan
saldırılarının yoğunlaşması ve bu arada hiçbir yerden destek gelmemesi
sonucu geri çekilince, 15 Mart 1916'da Of İlçesi düşman eline geçti.
Daha sonra Sürmene işgal edildi ve düşman Trabzon kapılarına dayandı.
18 Nisan 1916'da Trabzon Rumlarından bir heyet, Türklerin 15-16 Nisan
şehri boşalttığını işgal kuvvetleri komutanı General Lyhkov'a bildirerek
kendisini şehre davet etti. Azınlıkların seviyesiz çılgınlıkları ve
karşılama törenleriyle Erzurum Caddesinden Belediye Meydanına giren
işgal kuvvetleri şehri teslim aldı. Trabzon'un acı dolu esaret ve
muhacirlik günleri başladı. Göç edemeyerek şehirde ve köylerde kalan
müslüman halka büyük işkenceler yapıldı. Özellikle yerli Rumlar ve
Ermeniler adeta katliama ve yağmalamaya giriştiler. Değerli eşyalar,
kültür ve sanat eserleri sandık sandık Rusya'ya götürüldü. Girilmedik ve
yağmalamadık yer bırakılmadı.
Trabzon'un Kurtuluşu:
1917'de Rusya'da Bolşevik ihtilali olunca, Rus ordusunda büyük bir panik
başladı. Geri çekilmek zorunda kalan Ruslarla, 18 Aralık 1917'de
Erzincan Antlaşması yapıldı. Bu antlaşmaya Ermeniler uymayıp, Türkler
aleyhinde katliamlara girişince, Ordu Komutanı Vehip Paşa'ya ileri
harekat emri verildi. 11 Şubat 1918'de genel hareket emrini alan
ordumuz, bir koldan Kafkasya üzerine ilerlerken, diğer koldan Trabzon'lu
Albay Hamdi Bey (Pirselimoğlu) komutasındaki 37. Tümen; Giresun'dan 123.
alay ile takviye edilerek Trabzon üzerine yola çıktı.
Bölgedeki çeteleri de temizleyerek ilerleyen birliklerimiz 15 Şubat
1918'de Vakfıkebir'i, 18 Şubat 1918'de Akçaabat'ı geri aldı. Birkaç gün
içinde çevreyi düşmanlardan temizleyen birliklerimiz 24 Şubat 1918
tarihinde Trabzon'a girdi. Trabzon'un ve Trabzon'lunun 2 yıla yaklaşan
esaret ve muhacirlik çilesi sona erdi.
Osmanlı Devleti, Brest-Litovsk Anlaşması ile doğudaki topraklarını
istiladan kurtardı.
Ancak Trabzon, kurtuluşun sevincini tadamadı. Zira hicretten dönen halkı
harabeye dönen Trabzon'da yoksulluk ve sefalet bekliyordu.
Kurtuluş Savaşı Yıllarında Trabzon
Osmanlı İmparatorluğu, Birinci Dünya Savaşı'nda "Müttefik Devletler"
yanında savaşa girip yenik düşünce "İtilaf Devletleri" ile "Mondros
Ateşkes Antlaşması"nı imzalamak zorunda kalmıştı. Bu anlaşmaya göre,
Doğu vilayetleri Ermenilere verilecek, Karadeniz sahillerinde Pontus
Devleti kurulacaktı. Ülkenin içine düştüğü bu durum, yurdun her
tarafında "Müdafa-i Hukuk" cemiyetlerinin en güçlüsü Trabzon Müdafa-i
Hukuk Cemiyeti idi.
Başkanlığını Belediye Reisi Barutçuzade Ahmet Bey'in yaptığı Cemiyet, bu
konularda adeta öncülük yaparak, vatanın topyekün savunulması için yoğun
çalışmaların içine girmişti. Bu maksatla da önce bir yayın organına
sahip olmanın gereğine inanılarak "İstikbal" gazetesi Faik Ahmet Barutçu
yönetiminde çıkarılmıştı. İşgalin ağır darbeleri altında bütün
müesseseleri zarar gören Trabzon'da, bir gazete basacak çalışır durumda
Türk matbaası olmadığı için, çıkarılan gazete bir müddet Mihailidi
isimli bir Rum matbaasında basılmış ve daha sonra yeni bir matbaa
kurulabilmiştir.
Trabzon'un önderliğini yaptığı mücadele fikri, süratle çevre ile ve
ilçelere yayılmıştı. Trabzon'da olup bitenler titizlikle takip ediliyor,
bölgenin kalbi adeta Trabzon'da atıyordu.
Cevat Dursunoğlu bu gerçeği söyle anlatıyor:
"Mondros Mütakeresi'nde "Vilayet-i Sitte" adı altında Erzurum, Van,
Bitlis, Elazığ, Diyarbakır, Sivas vilayetlerinin mukadderatı
birleştirilmiş. İtilaf Devletleri buralarını Büyük Ermenistan'a
vaadetmiş, üstelik Trabzon vilayetini de Pontusçu Rumlara bağışlamıştı.
Trabzon'un bu konulardaki hazırlığı ve çalışmaları sonucunda Erzurum
Kongresinin yapılması gerçekleşmiştir. Çalışmalar Kurtuluş Savaşı
boyunca devam ve zaferin kazanılmasında Trabzon'un ve Trabzon'luların
çok büyük payı olmuştur.
Bu vilayetlerden Trabzon zaten kendi teşkilatını yapmış ve çok kuvvetli
çalışmağa başlamış olduğu gibi, bizi de teşvik ediyordu. Bu karanlıklar
içinde bazı aydın noktalar eksik değildi. Trabzon'da çıkan "İstikbal
Gazetesi" nde Faik Ahmed Barutçu, bu bölgede türeyen Pontusçularla
yiğitçe doğüşüyor. Muhaza-i Hukuk Cemiyeti, Karadeniz sahillerinde
fikirleri bir araya topluyor ve tesir alanını hergün biraz daha
genişletiyordu". (Cevat Dursunoğlu, Milli Mücadele'de Erzurum, Ankara
1946)
Trabzon'un bu konulardaki hazırlığı ve çalışmaları sonucunda Erzurum
Kongresinin yapılması gerçekleşmiştir. Çalışmalar Kurtuluş Savaşı
boyunca devam etmiş ve zaferin kazanılmasında Trabzon'un ve
Trabzon'luların payı çok büyük olmuştur.
TRABZON İLİNİN COĞRAFİ KONUMU, TABİİ ÖZELLİKLERİ VE ŞEHRİN KURULUŞU
Trabzon, Doğu Anadolu'nun kuzeydoğusunda, Karadenizin tabii bir
limanının kıyısında, Asya ve Ortadoğu transit yolunun başında kurulmuş
bir şehirdir. 41 derece kuzey enleminde ve 39 derece 43' doğu boylamında
bulunur.
Yüzölçümü 4685 km2 olan Trabzon ili doğuda Rize, güneydoğuda Bayburt,
güneyde Gümüşhane, batıda Giresun illeri, kuzeyde Karadeniz ile
çevrilidir.
1990'da nüfus açısından Karadeniz Bölgesinin 4., ama nüfus yoğunluğu en
yüksek ili idi. Aynı yıl Türkiye'de Km2'ye 73 kişi düşerken, Trabzon
ilinde 170 kişi düşüyordu.
DOĞAL YAPI
Ülkenin, yüzölçümü oldukça küçük illerden biri olan Trabzon, akarsu
vadileri ile derin biçimde yarılmış dağlık ve engebeli alanlardan
oluşur. Doğu Karadeniz sıradağlarına bağlı kıyı dağlarının yüksek
kesimlerinden Karadeniz kıyısına kadar uzanan Trabzon ilinin doğal bitki
örtüsü, doğu ve batı da komşusu olan iller gibi çok zengindir. Kıyıdan
hemen yer yer duvarı andıran biçimde yükselen, doğu-batı doğrultusundaki
bu dağlar, güneye gidildikçe yumuşak bir eğimle daha da yükseldikten
sonra, il sınırları başında Çoruh ve Harşit yarma vadilerine doğru
oldukça dik yamaçlarla alçalır.
Trabzon ilinin güney kesimini doğu-batı doğrultusunda uzanan Haldızen,
Soğanlı, Trabzon ve Zigana dağları engebelendirir. Yer yer 3 bin metreyi
aşan bu dağların yüksek kesimleri doğal sınırı oluşturur. İlin en yüksek
noktaları güneydoğudaki Haldızen dağında 3193 metreye erişen Karakaya
Tepesi ile güneydeki Çakır Göl dağının doruğudur. (Dere boyunun
tepesinde 3082 m.) Kuzeye bakan kesimleri bol yağış alan bu dağlar kızıl
ağaç, gürgen, kestane, kayın, köknar ve ladinden oluşan yoğun bir orman
örtüsü ile kaplıdır. Güneye bakan yamaçlarında ise sarıçam ormanları
vardır. Ormanın üst sınırının geçtiği 2000-2100 metre yükseklikten sonra
rastlanan alp tipi çayırlarla kaplı yaylalar (Sultan Murat, Madur, Cami
Boğazı, Kişit, Hoca Mezarı, Çernik, Paparza, Karadağ, Beypınarı, Haçka
gibi) sayfiye olarak ve hayvancılık açısından önem taşır.
İl topraklarından kaynaklanan suların tümü Karadeniz'e dökülür. Bu
suları toplayan akarsulardan başlıcaları Solaklı Çayı, Baltacı,
Karadere, Değirmendere, Foldere, Yanbolu ve Kale dereleridir. Fazla
yağış, gevşek ve kaygan arazi yapısı ve akarsuların derin biçimde
yardığı bazı dik yamaçlardaki cılız bitki örtüsü ilin çeşitli
yörelerinde zaman zaman can ve mal kaybına yol açan sel ve heyelanlara
neden olur. Sera gölünün ortaya çıkmasına yol açan heyelan, 1988'de
Maçka ilçesinin Çatak köyünde 64 kişinin hayatını yitirmesiyle
sonuçlanan heyelan, 19-20 Haziran 1990'da ilde 4 kişinin de kaybolup, 39
kişinin vefat ettiği sel bu doğa olaylarının en önemli
örneklerindedir.
Trabzon ilindeki başlıca göller, Çakır Göl dağındaki Buzyalağı Gölü ile
Sera Gölü ve Uzungöl adlı heyelan gölleridir.
Fazla girintili çıkıntılı olmayan Karadeniz kıyısında akarsuların
taşıdığı alüvyonların yığılmasıyla küçük düzlükler oluşmuştur. Doğal
plajlara da rastlanan bu kıyıdaki başlıca çıkıntı, Akçaabat ile
Vakfıkebir arasında ilin en kuzey noktasını oluşturan ve Fener Burnu
adıyla da bilinen Yoroz Burnudur. Kuzeybatı rüzgarlarına (Karayel)
kapalı Akçaabat koyu ise doğal liman özelliği taşır.
Trabzon topraklarının %30'u dağlık %60'ı kıyıdan içeriye doğru gittikçe
yükselen ve ortalama 25-30 metre arası değişen bir eğim gösteren alanlar
biçimindedir. Ancak %10'u düzlük olan il toprakları genellikle
engebelidir.
Trabzon'da yumuşak bir deniz iklimi hakimdir. En sıcak ay ortalaması 23
derece (Ağustos) , en soğuk ay ortalaması 7 derece (Şubat) . Ortalama
yağış miktarı metrekareye 830 mm3'dür.
ŞEHRİN KURULUŞU
Trabzon , Karadeniz kıyılarının en eski ve en büyük şehridir. Bu şehrin
kuruluşu ve önemi iki tabii sebebe bağlanır.
Birinci sebep: Bu bölgede kıyı ile iç bölge arasında bağlantı yolları
pek azdır. Arkadaki Harşit ve Çoruh vadilerine ulaşabilmek için 3000 m
yükseklikleri aşmak gerekir. Hiçbir yerde bu dağ silsilesini yarmış,
tabii yol olabilecek geniş bir vadi yoktur. Bu geçit vermez dağların
aşılabilen en elverişli noktası eskiden olduğu gibi bu gün de Zigana
Geçididir. Bu geçitten iç bölgeye ulaşan yol Trabzon'un bulunduğu yerden
başlamaktadır. Bu yol, limanın güneyindeki Değirmendere vadisinden
itibaren 30 km kadar hafif bir yükselişle Zigana Dağlarının yamaçlarını
boylar. 66 km sonra bu dağ silsilesinin 465 m yüksekliğindeki biricik
geçidine ulaşır. Buradan Harşit vadisine inilir. Bu vadiden de Orta
Anadolu yaylalarına varılır.
Doğu Karadeniz bölgesinin içle bağlantısını temin eden en müsait ve en
büyük yol başının bulunduğu yer olması Trabzon şehrinin burada
kuruluşunun birinci sebebini teşkil eder.
İkinci Sebep: Batı rüzgarlarına karşı Yoroz Burnu ve Güzel Hisar kaya
çıkıntısı ile az çok korunmuş, Boztepe dik eteğine doğru sokulmuş koyun
küçük gemilere sığınak teşkil edebilecek tabii bir liman olması ile
şehrin kurulması ve gelişmesine müsait bir arazinin bulunması Trabzon
Şehrinin kuruluş yerinin seçiminde ikinci sebep sayılır.
ŞEHRİN KURULDUĞU YER
Şehrin üzerinde yer aldığı sırt, deniz kıyısına dik yarlarla inen
Değirmendere, Kuzgundere (Tabakhane Deresi) ve Zağanos Deresi gibi
vadilerle kesintiye uğrar ve kıyıdan itibaren 6-18, 15-20, 110-120 m
yüksekliklerinde bir takım basamaklara ayrılır. Daha geride, şehrin 3
km. güneydoğusunda Trabzon'un yaslandığı dik yamaçlı ve düz sırtlı
Boztepe Tepesi yer alır. Boztepe'nin daha batısında Soğuksu Tepesi yer
alır. Trabzon Şehri yükseklikleri 200 m'yi geçen bu tepelerin kuzey
eteklerinde, yamaç meyillerinin biraz hafiflediği kesimlerden
başlayarak, bir amfiteatr gibi alçak yarların üstüne kadar mahallelerini
yayar. Liman kesimi dışında Şehrin ana kitlesi yarlar üstünde kalır ve
denizle doğrudan doğruya temasa gelmez.
Sözü edilen sırt üzerinde elverişli bir yerleşme zemini bulunmuş ve dik
yamaçlı vadiler arasındaki saha kolaylıkla tahkim edilebildiği gibi,
şehrin doğu ucunda da karayele karşı bir dereceye kadar koruyucu bir
iskele oluşmuştur.
Tabakhane ve Köprüsü
Trabzon morfolojisi üzerine önemli bir makale neşreden Prof.Dr.Ahmet
ARDEL, Trabzon civarının genellikle bir yayla olduğunu, güney-kuzey
doğrultusunda akan dereler tarafından oldukça parçalandığını
belirttikten sonra morfolojik yönden Trabzon'u üçe ayırır :
1- Değirmendere deltası bir tarafa bırakılırsa geri kalan kısmı koyu
renkte nefelinli andezit tüflerinden teşekkül eden sahil bölgesi.
Zağnos, Kuzgundere, Değirmendere bu bölgede önemli gedikler meydana
getirmişlerdir.
2- Kıyının arkasında birbirinden dikliklerle ayrılmış denize doğru
hafifçe eğik yüzeyler arz eden taraçalar bölgesi... Trabzon Şehri bu
taraçalar üzerinde kurulmuştur.
3- Ortalama yükseltisi 200-250 m arasında olan tepeler bölgesi (Boztepe,
Telsiz tepe, Soğuksu ve Zafanoz sırtları). Kısmen düz ve kısmen de
dalgalı durumda olan bu tepeler yer yer çıplak ve yer yer ağaçlarla
kaplıdır. (Prof.Dr.ARDEL, Ahmet-Trabzon ve Civarının Morfolojisi üzerine
Gözlemler, Türk Coğrafya Dergisi, 1. yıl 1.Sayıdan ayrı basım,
Ankara-1943)
trabzon ,telefonlar, şehir, kent, numune, hastane, ambulans, tarih, önemli,
telefonlar, şehir rehberi, kenti rehber
Mısır
Ekmeği, Peynirli
Pide, Trabzonspor,
Kemençe, Yöresel
Yemekler, Fıkralar, Trabzon
Rüyası, Hamsi, Kıymalı,
Horon, Fındık |
Yukarı |