Üye Paneli:
 

Şalpazarı

Tarihi:
Raşit Saffet Atabinen'e göre "Anadolu Türk'lerin ikinci Anayurdudur. Türlü nedenlerle Orta Asya'dan göç eden Türk Boyiarı, Kafkasları ve Iran Platosunu aşarak Karadeniz yöresine yerleşirler, Burada il hanlıkları kurarlar. Anayurttaki toplumsal ve siyasal yaşantılarını bu ikinci Anayurtta da sürdürürler.


Trabzon basın tarihi adlı eserinde yazar Hüseyin ALBAYRAK benzer ifadeler kullanarak Trabzon'un kuruluşunun M.Ö 2000 yılına kadar indiğini yazmaktadır. Orta Asya ve Kafkaslardan gelen Tûrani (Türk asıllı) birçok kavimin Doğu Karadeniz sahillerine inerek buraları kendilerine yurt edinmek için birçok yerleşme noktaları kurdukları hemen hemen bütün yerli ve yabancı tarihçilerin ittifakla kabul ettikleri bir husustur.



Hüseyin ALBAYRAK'a göre bu ilk yerli Türk Kabileleri şunlardır:
(Masklar, Tibarenler, Marlar ve Kuzey Kafkaslar'dan gelen İskit ve Amazonlar.)

Mustafa ARSLAN Görele Tarihinde "Görele ve Görele'ye bağlı Şalpazarı yöresinde tarih-i kavimden beri bu ahalinin ilk sakinleri Haldei, Halives, Tibareni ve Sanni" kavimleridir ki bunlarla Asur'lular ve Geldanileri de sayabiliriz diyor. "Şarktan buralara kadar yayılan Saka, Part, Oğuziar, Hunlar ve Türkmenler gibi Türkani unsurlar hakimdi" demektedir.

Görüldüğü gibi Trabzon'un ilk kurucularının Türkler olduğunu söyleyen ve ispatlayan daha birçok tarihçi vardır. Örneğin; Frierdrich Hrozny, "Orta Asya'dan gelen boylar, Kafkasya ve kıyı kesiminde üstün uygarlık göstererek buralara yerleşmişlerdir" demektedir. Yunan hayranı olan Alman tarihçi Fallme-royer dahi "Trabzon'un kurucuları Kafkasya'dan gelen Türk soyuna bağlı asıl yerli halkın Türk olduğu görüşünü desteklemektedir.

Trabzon'un kuruluşunun Mila-îos'lulara bağlanması ve Sinop Kolonisi olarak ilk defa tarih sahnesine çıktığını gösteren kaynaklar ise ağırbaşlı ve tarafsız bir inceleme ürünü olmadığı gerçektir. Trabzon'u bir Grek Kolonisi olarak gösterme gayreti Yuanidis'in Rumca Trabzon tarihine dayanmaktadır. Bu kasıtlı yazılmış eserde M.Ö. 8.yy. İyonya şehirlerinden biri olan Milet'li Gemicileri Çanakkale ve İstanbul Boğazlarını geçerek Sinop'u aldıkları M.Ö. 785'te Trabzon çevresine gelerek şehri kurdukları belirtiliyor. M.Ö. 756. 8

Bölgenin tarihini Miletlerle başlatmak isteyen görüşün etkisiyle yazılan tarihlerde, Trabzon'un bir Milet Kolonisi olarak kuruluşu M.Ö, 8. yy. uzatılır. Tarihçi Evsabies'a göre de

Trabzon'un kuruluş tarihi M.Ö. 756'dır.(9)

"Trabzon'un kurucuları olarak Milatoslu sömürgeleri gösterme gayreti, gerçekte Megalo - İdea, Panhelenizm, Bizanslı ve Haçlı ruhuna dayanmaktadır. O belli mihraklar genellikle Türk düşmanlığı görüşünden hareketle bu yanılgılardan kendilerini kurtaramamışlar-dır." 10

Bulgar bilim adamı Sava N. IVA-NOF bu Helenizm görüşüne karşı çıkar. "Fenikeliler'in Karadeniz'deki ticaret gayretleri gözönünde tutulunca, Karadeniz kıyılarındaki Yunan sömürgelerinin Yunan gemicileri tarafından kurulmadığı anlaşılıyor. Bu sömürgecilere Fenikeliler ve Ceno-valılar (Cinibiz) yol göstermiştir. Fenikelilerin kurdukları pazar yerleri ve sonradan Yunan sömürgeleri (kolonisi) olmuştur.11

Yaklaşık aynı yıllarda Orta Anadolu'da yüksek bir kültürün varlığı görülmektedir. Protohati kültürü adı verilen bu kültür o kadar çağın önündedir ki Sümerler de yapılan kazılarda Hati'lere ait altın sikkeler, gümüş takılar bulunmuştur.

Yine bunu takip eden tarihlerde Hitit adı verilen bir kavminki nereden geldiği ihtilaflı bu kavim Hati yüksek kültürün içinde erimiş. Bu kültürü benimsemiş olduğu zamanımıza kadar ulaşan izlerinden (Alişar ve Alacahöyük'te) görmekteyiz. Ne yazık ki üzeri gür ormanlarla kaplı Kuzey Anadolu sıra dağlarının geçit yeri olan Bulgar Dağını (Zigana) aşıp azzi ülkesi olan "Aripşa" şehri ki Trapezus (bugünkü adı ile Trabzon'u) almış, kaleleri yıkıp tahrip etmiştir. Aripşa'yı kendine bağlayarak oradan ayrılmış Don (Bayburt)'a hareket etmiştir.
Bölgemiz M.Ö. 11-8 yy. arasında Asur'luların egemenlik alanı içine girer. Kıyı kentlerinin çoğunda bugün bile Asur mimarlığının izlerine rastlanır. CHARLES TEXlER, Küçük Asya adlı yapıtında; "Karadeniz kıyısındaki kentler üzerinde yapılan İncelemelere göre, Asur egemenliğinin buralara kadar genişlediği, kıyıdaki kentlerin Asurlu'larca kurulduğu, Karadeniz'de Rum gemileri görünmeden önce, Asurlu'ların Fenikelilerle ticari ilişkilerde bulundukları sonucuna varıldı." denmektedir.

Yunanlılar'dan çok önce Karadeniz'i bilen Fenikeliler, gemilerle gelerek Anadolu'dan buğday, maden, mermer, hayvan ve hayvan ürünleri, balık, Karadeniz'in güney doğusunda (Kolkhida'dan) kırmızı boya, kurşun, kehribar, bölgesel el sanatları ürünleri, Batı Karadeniz'den (Paph-logonia'dan) esir satın alıyorlardı.16

M.Ö. 7yy. da Karadeniz'in kuzeyinden gelerek, Karadeniz kıyılarını yağmalayan Kimmer'ler ve Amazon'lar iskit akınlarından kaçarak Anadolu'ya geçtiler.

Nüfusu:

İlçenin genel nüfusu 1997 nüfus sayımına göre 17 bin 691'dir. Bu nüfusun 5 bin 480'i ilçe merkezinde, 3 bin 349'u Geyikli Beldesi'nde, geriye kalan 8 bin 862'si köylerde yaşamaktadır. İlçede yaşayan insanların % 30'u gurbet işçiliğ, % 50'si aile ziraatı ve hayvancılıkla, %20'si de diğer meslek dallarında çalışmaktadır. Okuma -yazma oranı % 95 civarındadır. Okuma-yazma bilmeyenler 50 yaş ve üzeri insanlardır. Konuşulan dil lehçe farklılıkları olmaksızın öztürkçedir.

Şalpazarı'nın Eğitim Durumu
 

İlçede okuma -yazma oranı % 95 civarındadır. Okuma-yazma bilmeyenler 50 yaş ve üzeri insanlardır. Konuşulan dil lehçe farklılıkları olmaksızın öztürkçedir.

Şalpazarı'nın Kıyafetleri

Ağasar Yöresinin giyim tarzına bakımdığında, Türki-ye-Orta Asya coğrafyasındaki bazı giysilerin hâlâ kullanıldığı göze çarpar. Özellikle yüksek kesimlerdeki günü birlik giyilen kadın kıyafetleri diğer bölgelerde özel folklor kıyafeti olarak kullanılır.

Yöre Halkınca kenevir yetiştirilip iplik haline getirilerek el işleme makinalarında dokunarak elde edilen keten bezlerden özellikle iç çamaşırı yapılır ve sağlığa faydalı olduğu kabul edilir. Dış giysiler yün malzemeden el işleme araçlarıyla dokunan bezlerden dikilerek kullanılırdı. Boyamaları ise tamamen yöresel tabii bitkilerin kullanılmasıyla sağlanırdı.
Yünlerin el araçlarıyla iplik haline getirilmesinden sonra el makinalarında bez haline getirelerek ceket, pantolon, bayan yeleği ve peştemal, beşik dastarı, yatak dış örtüsü gibi tekstil ürünleri hazırlanarak kullanılırdı. Bu giysileri, Şalpazarının yüksek kesimlerinde özellikle bayanların devam ettirdiği görülmektedir.

 

Şalpazarı, şalpazarı, tarihi, şalpazarı ilçe, şalpazarı ilçesi, şalpazarı resimler



yukarı

Şalpazarı Rehberi
Şalpazarı

trabzon.org
Copyright © 1998
Tüm hakları saklıdır.
mail@trabzon.org