Nüfus
Trabzon ilinin ilçelerii
Cumhuriyet dönemi
- 2000 979.081
- 1997 858.687
- 1990 795.849
- 1985 786.194
- 1980 731.045
- 1975 719.008
- 1970 659.120
- 1965 595.782
- 1960 532.999
- 1955 462.249
- 1950 420.279
- 1945 395.733
- 1940 390.733
- 1935 360.679
- 1927 290.303
Osmanlı dönemi
1903 Trabzon Vilayet
Salnamesi’nde, Trabzon Vilayeti’ndeki kadın erkek ve etnik,
dinsel nüfus dağılımı şöyledir[3].
-
Müslüman
972.981 (489.890 erkek, 483.091 kadın)
- Rum
Ortodoks 185.784 (93.871 erkek, 91.913 kadın)
- Ermeni Gregoryen 50.233 (25.444
erkek, 24.789 kadın)
- Ermeni
Katolik 1.506 (755 erkek, 751 kadın)
- Ermeni
Protestan 1.140 (575 erkek, 565 kadın)
- Toplam 1.211.644 (610.535 erkek,
601.109 kadın)
Tarih
Antik çağ
Eusebius'a göre
şehrin kuruluş tarihini MÖ 756 olmakla birlikte bu iddia
Trabzon'u İstanbul,
Roma hatta, genel kanıya göre Trabzon ve diğer Doğu
Karadeniz kolonizasyonunu geçekleştiren
Sinop'tan daha eski bir kent yapmaktadır. Bu durum
gerçekse Sinoplular varolan bir kenti MÖ 630 tarihinden
sonra yeniden kolonize etmiş olmalıdırlar. Anabasis'te geçen
"Pontos Euksenios kıyısındaki bu şehir Sinope’nin Kolkh
ülkesindeki kolonisidir"ifadesi daha sonra Arrian ve
Peripleus tarafından da onaylanmıştır.Merkezinde
Yunanlıların çevre köylerinde bugünkü
Lazların atası olduğu sanılan Kolkhların yaşadığı
Trabzon, Antik çağ ve sonrasında
Zigana geçidi üzerinden
Ermenistan ve Euphrates civarında üretilen ticari
malların takas edildiği ticaret merkezi ve dış ülkelere
satıldığı bir ihraç limanı özelliğindeydi. Pontus İmparatoru
Mithridates'in
Roma İmparatorluğu ile giriştiği bir dizi savaşı
kaybetmesinin ardından
Anadolu topraklarının yanısıra Trabzon'da Roma
hakimiyetine girmiştir.
Roma ve Bizans
Pompey'e karşı
mücadelesinde Mithridates'e destek vermeyen Trabzon Roma
döneminde ödüllendirilmiş serbest şehir statüsü kazanmıştır.
Bizzat kente gelen
Arrian, Trapezus’un Roma döneminde güney Karadenizdeki
en önemli liman kenti olduğunu belirtmiştir. Roma İmparatoru
Hadrian döneminde restore edilen kente,
Trajan döneminde
Pontus Kapadokyası eyaletinin başkenti olmuş ve yeni bir
liman inşa edilmiştir.Gallianus
döneminde bir
Germen kabilesi olan
Gotlar tarafından yağmalanmış ,
Justinian döneminde tekarar onarılarak eski konumunu
kaznamıştır. İstanbul’un
Latinler tarafından işgali üzerine
Komnenos ailesi, Trabzon'a sığınarak 1461 tarihine
Osmanlı fethine dek sürecek bağımsız bir krallık (Trabzon
İmparatorluğu) kuracaklar, kendilerini Roma İmparatoru
ilan edeceklerdi.
Trabzon İmparatorluğu
Komnenos hanedanından
VII. Michael Latin işgali nedieniyle Trabzon'a gelerek
teyzesi Gürcü kraliçesi
Tamara'nın da desteğiyle kendini Roma İmparatoru ilan
etmişse de Batı özellikle
Vatikan Trabzon İmparatorunu küçümseyerek "Laz
hükümdarı" olarak tanımlamıştır
[10]. Trabzon imparatorları başlangıçta diğer
Bizans (Doğu Roma) imparatorları gibi çift başlı kartal
(aetos) figürünü sembol olarak kullanmışlarsa da Latin
işgalinin sona ermesi ve
Konstantinapolis'de yeniden yasal yönetimin iktidarı ele
geçirmesiyle, bir çatışmaya sebebiyet vermemek için bugün
Trabzon
Ayasofya müzesinin giriş kapısının üzerinde rölyefi
bulunan tek başlı kartal sembolü tercih etmişlerdir.
Cenevizliler ile
Venedikliler, Moğollar ile Osmanlılar hatta çeşitli
Türkmen (Akkoyunlu
kabile federasyonuna mensup) klanları ile denge politikası
sürdürerek, varlığını sürdürebilen bu zengin liman kenti,
İstanbul'un fethinden sekiz yıl sonra (1461) Fatih
Sultan Mehmet tarafından Karadenizdeki çeşitli
beylikler, İtalyan kolonileri ve
Kırım'la birlikte ele geçirilerek
Baharat yolunun
Trabzon İmparatorluğu, 1265. William R.
Shepherd, Historical Atlas, 19111
Osmanlı dönemi
1461 yılında trabzon kralı
David Komnenos'un
Mahmut Paşa'nın yakını olan başmabeycisi
Yorgi Amiruki'nin aracılığıyla direnmeden kenti teslim
etmesinden sonra II. Mehmet kent yönetimini
Gelibolu sancak Beyi
Kazım Bey'e bıraktıkmıştır. Sancak merkezi statüsünde
olan Trabzon, 1582 yılında
III. Murat döneminde Batum sancağı ile birleştirilerek
Trabzon/Batum
eyaletinin merkezi haline getirilmiştir.
[11] Trabzon Osmanlı
döneminde de gerek doğu Anadolu ve
İran'ın gerek se Baharat yolu'nun Batı'ya açıldığı liman
kenti olarak stratejik önemini sürdürmüş dahası İran ve
Kafkasya seferlerinde askeri üs noktası olarak
kullanılmıştır.
Celali ayaklanmaları,
Kazancık cemaati gibi soyguncu aşiretler, yolsuzluk
yapan sancakbeyleri (Rizeli
Ömer) bölgeyi arpalık olarak kullanan beylerbeyleri (Ahmet
Paşa, 1603 gibi), 1624, 1625, 1631 yıllarındaki
Kazak yağmaları ve
Tuzcuoğulları,
Şatıroğlu Ömer ve İbrahim ağa gibi ayanlıktan gelme
yerel derebeylerin ayaklanmaları bu dönemin önemli
olaylarıdır.
1. Dünya savaşı sırasında 17 gemilik Rus donanması
tarafından topa tutulan, 1916-1918 yılları Rus işgaline
uğrayan kentin
Hristiyan Rum nüfusu, savaşın bitimiden sonra
mübadele ile Yunanistan'a gönderilmiştir. Canlı bir
ticaret kenti olan Trabzon'da köklü Rum ve Müslüman
aillerden oluşan eşrafı aktif olarak siyasetle
uğraşmaktaydı.
Barutçuzade Faik Ahmet Bey'in sahibi olduğu İstikbal
gazetesi yerel sermaye ve aydınların düşüncelerini kamuoyuna
duyurdukları en önemli haber kaynağıydı.
Mondros Mütarekesi'nin ardından bölgede bir
Pontus Devleti'nin kurulması hatta daha çok destek bulan
bir proje olarak yeni kurulacak
Ermenistan'a liman kenti olarak verilmesi gündeme
geldiğinde Trabzon'lular 12 Şubat 1919 tarihinde
Trabzon Muhafaza-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti'ni kurarak
Osmanlı Devleti'ne bağlılığın korunması için mücadele
etmeye karar vermişlerdi.
Erzurum Kongresi'ne kalabalık bir heyetle katılan
Trabzon heyeti ile kongreyi düzenleyenler arasında başkanlık
seçimi ve kongrenin niteliği konusunda bazı pürüzler
çıkmıştır. Görüş ayrılıkları derinleşince Heyet-i
Temsiliye'nin Trabzonlu üyeleri
Sivas Kongresi'ne katılmamışlardı. Saltanat yanlısı
Trabzon valisi Galip Bey'in tutuklanması ve
Türkiye Komunist Fırkası başkanı
Mustafa Suphi ve 18 arkadaşının Trabzonlu kayıkçıların
reisi
Kahya Yahya tarafından 28-29 Ocak 1921 katli Cumhriyet
öncesi dönemin son olaylarındandır.
Cumhuriyet dönemi
Kent 1923 yılında yeni
kurulan
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin 61. il merkezi olarak
yerini almış, 1926 yılında ilk Halk Kütüphanesi ve
Ziraat Bankası, 1929'da
Vizera Hidroelektirik santrali, 1938'de Trabzon İçme
Suyu tesisleri, 1942'de
Trabzon Lisesi, 1947'de
Trabzon Numune Hastanesi, 1949'da Göğüs Hastalıkları
Hastanesi, 1954'de
Trabzon limanı, 1957'de
Trabzon havaalanı, 1958'de
SSK Hastanesi, 1964'de
Ayasofya müzesi, 1967'de çimento fabrikası açılmş, 1976
yılında
Trabzonspor futbol takımı Türkiye 1. Ligi şampiyonluğunu
kazanarak bu ünvanı İstanbul'dan
Anadolu'ya taşımayı başaran ilk
futbol takımı olmuştur. Son bir kaç yıl içinde kentin
adını Türk ve dünya basınında duyuran önemli olaylar
yaşanmıştır:
- 26 Mayıs 2003
tarihinde
Afganistan'dan dönen İspanyol
Barış Gücü askerlerini taşıyan Yak-42 tipi bir yolcu
Trabzon Havalimanı'na inmek isterken alandan yapılan
uyarıdan sonra yanlışlıkla deniz yerine karaya yönelip
Pilav Dağı eteklerine çarması sonucu 62'si İspanyol
askeri, 12'si mürettebat toplam 74 yolcu ölmüştür. ,
- 6 Nisan 2005 tarihinde
F tipi cezaevlerinde süren tecridi protesto etmek
isteyen
TAYAD üyelerine karşı linç girişiminde bulunulmuştur
,
- 5 Şubat 2006 tarihinde
Santa Maria kilisesinde görevli rahip
Andrea Santaro görev yerinde öldürülmüştür.
- 19 Ocak 2007 tarihinde
AGOS Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni
Hrant Dink'i
İstanbul'da öldüren kişinin Trabzonlu olmasının
ulusal ve yerel basında altı özenle çizilmiş ve
muhtemel nedenleri sorgulanmıştır.
Toplum ve Kültür
Halk
Tarih boyunca
Laz
olarak adlandırılan halk, Rum ya da Osmanlı/Türk olsun,
yaylacılık teknikleri, yaşam tarzı, köy mimarisi ve
folklorik açıdan Anadolu köylüsünden net çizgilerle
ayrılmakta ve Kafkasya halklarıyla
Laz,
Megrel,
Oset,
Gürcü,
Abhaz vs.) benzerlik göstermektedir.
[17]
Şalpazarı,
Ağasar vadisinde yaşayan
Çepni türkmenleri bölgeye 13-14. yüzyıllar arasında
yerleşmiş olup
Dede Korkut masallarında bahsi geçen folklorik birikime
ve Trabzon'un diğer yörelerinden kolayca ayrılabilen
Türkmen dialektine sahiptirler. Bölgede Ermeni varlığı
eskiye dayanmakla birlikte önemsenecek miktarda değildir.
Gökbilgin'in Trabzon Tahrir Defterleri üzerine çalışmasında
görüleceği gibi 1515 yılında kent merkezinde 774 Rum ve 179
Müslüman evine karşın sadece 15
Ermeni evi olduğu kayıtlıdır.[18]
Dil
Rumca,
Lazca,
Rusça,
Ermenice ve
Farsça'dan çok sayıda ödünç kelime içeren Trabzon
Türkçesi kendi içinde birkaç dialekt içermekte ve Kafkas
gırtlağının izlerini taşımaktadır.[19]
Trabzon-Rize ağzı Özellikle alışılmadık ünsüz değişimleri
ile Anadolu Türkçesi'nden derin farklılıklar içermektedir.[20]
- / b / > / p / baluk > paluk
- / d / > / t / dere > tere
- / k / > / g / katuk > gatuk
- / g / > / k / gelin > kelin (Batı
Trabzon)
- / c / > / ç / came > çame
- / k / > / ç / > öküz > öçüz (Merkez
Çömlekçi mahallesi, Doğu Trabzon)
Aynı zamanda Trabzon Yunanca'nın en az
2500 yıldır kesintisiz konuşulduğu en doğu Yunan kolonisi
olup,
Köprübaşı,
Çaykara,
Maçka,
Tonya ilçelerinde Rumcanın arkaik ögeler taşıyan yerel
bir dialekti günümüzde de
Müslümanlar
Geleneksel kıyafetleri içerisinde Karadenizli
çift, Osmanlı dönemii
Giyim - kuşam
Osmanlı döneminde
Samsun ile Batum arasında geleneksel giyim (Laz kıyafeti
olarak da bilinir) şöyledir[22]::
- Erkek: Başta iki ucu üzerinden sarık
gibi dolanarak uzun kulaklı bir düğümle bağlanan ve
kukula adı verilen siyah başlık. Üstte beyaz mintan ve
üzerine siyah aba yelek. Altta bacak arası körüklü bacak
kısmı dar
zipka adı verilen siyah şalvar.
- Kadın (köylü): İçte kamis adı verilen
yakasız
Trabzon bezinden gömlek, başta keşan peştemal,
alltta etek veya
üçetek elbise (zibun)bele
bağlanan ve rengi yöreden yöreye değişen
peştemal (fota. Üstte fermene veya kadife adı
verilen yelek.
- Kadın (şehirli, kasabalı): Başta
tepelik, Tapla, Koursi, hotoz adı verilen gümüş ya
da altın sırmalı yuvarlak tepelik. İçte
kamis, üzerine zibun (üçetek) belde peştemal,
lahor veya
trablus.
Köylü ya da şehirli olsun Trabzon kadını
(Rize ve Artvin sahilinde yaşayan Lazlar gibi) kesinlikle
şalvar giymemektedir. Tek istisna Şalpazarı bölgesinde olup
Çepni kadınları
şalvar giymekte ve ucu püsküllü kırmızı ya da pembe
belbağı takmaktadır.
Müzik ve Halk oyunları
Trabzon bölgesinin geleneksel çalgıları
şimşir
kaval,
kemençe,
davul -zurna
ve yörede
zimpona,
dankiyo adlarıyla da bilinen
tulumdur. Sayısız çeşidi olup kadın ve erkekler
tarafından toplu oynanılan geleneksel dansların adı ise
horondur.
Mutfak
Samsun Batum arasında yeralan bölge
mutfağının ayırıcı temel besinleri
karalahana,
mısır ve
hamsi olup, bu üçlünün çorbasından ekmeğine dek sayısız
kombinasyonu bulunmaktadır. Bölgeye özgü yemeklerden en
karakteristik olanları şunlardır:
- Mısır unundan:Kuymak(Rize'de
muhlama, Şalpazarında
yağlaş), haçapur, hamsili ekmek, lamesli ekmek
- Karalahanadan: Çorba,
Ğuliya, manca, sarma
- Tatlı olarak: Kabak malezi, kabak
pilavı (bölgede pilav ve makarna şekerli olarak
tüketilir)
- Hamsiden: Buğulama, hoholli hamsi,
hamsili ekmek,
kaygana
Turistik Yerler
Roma İmparatorluğu ve
Osmanlı döneminde eyalet merkezi olmuş, Ortaçağ'da bir Rum
imparatorluğuna başkentlik yapmış kent doğal güzelliklerinin
yanısıra pek çok tarihi yapıyı barındırmaktadır. Bunların en
önemlileri:
- Manastırlar:
Sümela Manastırı,
Ayasofya müzesi,Kaymaklı
Manastırı(Amenapırgiç Ermeni Kilisesi), Kızlar
(Panagia Theoskepastos) Manastırı, Gregorios Peristera
(Hızır İlyas)Manastırı, Kızlar (Panagia Kerameste)
Manastırı,
Vazelon Manastırı,
- Hagaios Savas (Maşatlık) Kaya
Kiliseleri,
- Kiliseler ve Camiler: Hagia Anna
(Küçük Ayvasil), Sotha (St. John)K, Hagios Theodoros,
Hagios Konstantinos, Hagios Khristophoras, Hagios
Kiryaki, Santa Maria, Hagios Mikhail, Panagia Tzita,
Fatih (Panagia Khrysokephalos), Yeni Cuma (Hagios
Eugenios), Nakip (Hagios Andreas Kilisesi), Hüsnü
Köktuğ (Hagios Eleutherios), İskender Paşa Camii,
Semerciler, Çarşı Camii,
Gülbahar Hatun Camii
- Konaklar: [Atatürk Köşkü (Çamlık)]
Memiş Ağa Konağı (Sürmene),
Çakıroğlu İsmail Ağa Konağı (Of),
Çakıroğlu Hasan Ağa Konağı,
Sarımollaoğlu Topal Mustafa Evi (Araklı)
Trabzon Tarihi Özet - 2
Yolunun başlangıcında kurulan Trabzon
şehrinin ilk kurucularının Ortaasya ve Kafkaslardan bölgeye
gelen Turani kavimlerden Marlar, Tibarenler ve Moskların
olduğu tarih kitaplarında yer almaktadır.
Trabzon'un kuruluşundan itibaren geçirdiği devreler şöyle
sıralanabilir.
I. Devir: Kuruluşundan serbest şehir oluncaya kadar geçen
devir (M. Ö. 2000-M. Ö. 750).
Bu devir karanlık geçen bir devirdir. Bahçecik mevkiinde
bulunan bazı kalıntılar bize bu bölgeye ilk defa
Kafkasya'dan Mosklar, Tibarenler ve Marların gelerek tarım
ve balıkçılık ile meşgul olduklarını bildirmektedir. Orta
Asya'da ve Orta doğu'dan gelen ticaret yollarının denize
ulaştığı yer olan Trabzon'un ticari ve stratejik önemi bu
dönemde de Ege kıyıları halkınca biliniyordu.
Efsane olmakla birlikte meşhur Argonatlar Seferi bunu
gösterir. "Colehide-Kolşit" denilen şimdiki Gürcistan'ın bir
kısmını ve oradan batıya doğru Trabzon'a kadar uzanan sahili
içine alan mıntıkanın ormanlarının zenginliği ve dağlardaki
madenler daha o zamanlarda meşhurdu. Milattan çok önce
geçtiği sanılan seferin gayesi Kolsşit'te asılı olduğu
dilden dile dolaşan bir altın postu elde etmekti. "Altın
post" un bu bölgenin zenginliğinden kinaye olduğu söylenir.
Her halde buraların servetine alâmetti. Bazı rivayetlere
göre madencilik sanatı bu bölgede oturan bir kavim
tarafından bulunmuştur.
II. Devir: Serbest Şehir Devri (M. Ö. 750 M. S. 50).
Bu devir M. Ö. 8. Yüzyıl ortalarından Miladın ilk yüzyılı
ortalarına kadar süren devirdir. Bu devirde M. Ö. 756
yılında Sinop'tan kolonizatör Miletliler Trabzon'a
gelmişlerdi. Zamanlarının en iyi denizci ve tüccarları olan
bu kolönizatörler aslen iyonya'nın en önemli merkezlerinden
Milet şehrindendirler. Buna nisbeten Miletliler veya
Mileliler diye tanınırlar.
Ege kıyılarından kalkıp boğazları aşarak Karadeniz'e çıkan
ve herşeyden önce ticaret fikriyle hareket ettikleri
söylenen Miletliler ilkin M. Ö. 785 yılında savaşla
Sinop'u'ele geçirmişlerdir. Tabii limanıyla Sinop Şehri bu
insanların merkezi olmuş ve oradan Karadeniz'in her
tarafına, alışverişe elverişli buldukları noktalara yayılmış
ve yerleşmişlerdir.
Miletliler, Sinop'u elde ettikten 29 yıl sonra Ordu ve
Giresun ile birlikte, kendilerinden önce var olan Trabzon'a
da gelmişler ve ne şekilde olduğu bilinmeyen bir surette
yerleşmişlerdir.
Şehirden ilk bahseden, M. Ö. 400 yılında Onbinlerin bakiyesi
olan sekizbin küsür kişilik ordu ile Trabzon'a gelen Yunanlı
komutan ve filozof Ksenefon'dur. Şehir O'nun zamanında
Sinop'a belli bir vergi ödüyordu. Onbinler Trabzon'da kendi
dilini konuşan Sinop'a mensup Miletlileri buldular. Bir ay
kadar Trabzon'a misafir kaldıktan sonra memleketlerine deniz
yoluyla ulaşmak istediler. Ancak, Trabzonluların gemilerinin
önemli bir kısmı seferde olduğu için ordunun yanlızca bir
kısmının Trabzonluların yelkenleriyle denizden, diğer
kısmının ise karadan yollarına devam ettiği kaydediliyor.
Miletliler, Trabzon'dan Asya'nın göbeğine ve Ortadoğuya
ulaşan ticaret yolları üzerinden akan alışveriş
hareketlerinin bağlanıp çözüldüğü Trabzon'da çok büyük
servetler elde etmişler ve merkezleri olan Sinop'u her
sahada geride brakmışlardı. Trabzonluların yüzlerce parçalık
gemileri gelen ve giden ticaret emtiasını Karadeniz'in her
tarafına ve boğazları aşarak Ege kıyılarına taşıyordu.
M. S. birinci yüzyılın ortalarına kadar, bazı sarsıntılarla
birlikte devam eden bu serbest şehir dönemi Roma hakimiyeti
takip etti.
III. Devir: Roma Devri (50-395)
Romalılar, diğer Yunan sömürgelerine yaptıkları gibi
Trabzon'a da "Serbest Şehir" ünvanı ve imtiyazını
bırakmışlardı. Trabzon Romalılar için doğuda bir üs ve iaşe
merkezi halini almıştı. Karadeniz'deki Yunan sömürgelerinin
merkezi olan Sinop, Roma döneminin başında önemini
kaybetmişti. Trabzon ise giderek güç kazanmış ve
Karadeniz'in en işlek iskelesi, en canlı ticaret merkezi
haline gelmişti.
Romalılar Trabzon'a konumundan dolayı özel önem
veriyorlardı. Roma imparatoru Adrian M. S. birinci yüzyılda
şimdiki Kalepark / Güzelhisar'ın denize doğru uzanan
kayaların altını oydurarak bir liman yaptırmıştı. Osmanlı
devrine kadar işe yarar halde kalmış olan bu liman sonraları
kumla dolmuş ve kullanılmaz hale gelmiştir.
Latince Bella Castron limanı olarak anılan bu liman,
Avrupa-Asya ve Ortadoğu ticaretinde çok önemli bir yere
sahipti. İçten veya denizden gelen transit emtia deve ve
gemilerden, limanın tam üstündeki etrafı surla çevrili olan
ve zamanına göre umumi mağaza mahiyetinde olan bu antrepoya
boşaltılır, içeriye veya taşraya gidecek olan emtia dahi
oradan yüklenirdi. Burası Avrupa'dan Asya'nın ortalarına
kadar ulaşan tarihi ipek yolunun deniz ucundaki basamağında
kurulan bugünkü manasıyla bir serbest bölge idi.
Trabzon'un asıl şehirden bir buçuk iki kilometre doğuda
bulunan bu transit limandan başka dahili ticarete mahsus bir
limanı daha vardı. Bu ikinci liman şehrin denize paralel
giden kale duvarının önünde ve bugünkü moloz mevkiinde idi.
Doğu taraftan şehir surlarının denize uzatılmış bir kolu ve
bir kulesi tarafından korunan Moloz Limanı son yıllara kadar
ayakta kalabilmiş, ancak sahil yolunun açılmasıyla birlikte
kalıntılarının önemli bir kısmı yok olmuştur.
Bundan sonra Trabzon ve Doğu Karadeniz Bizanslılar ile
Müslümanlar arasında el değiştirdi. 733 yılında Müslümanlar
bölgede yeniden hakim olmuşlarsa da bu durum uzun sürmedi ve
Trabzon 739 yılında Bizanslılar tarafından geri alındı.
Ancak şehir surların dışında Müslümanların hakimiyeti uzun
yıllar devam etti.
Bizanslılar devrinde Trabzon Irak'ın da iskelesi idi.
Abbasiler ilk devirlerde İstanbul'dan Müslümanlara satılmak
üzere ticaret eşyasının gönderildiği başlıca liman
Trabzon'du. O zamanlarda Trabzon'da daimi sürette oturan
Müslüman tacirler vardı. Karadeniz'e Araplarca "Bahr-i
Tirabizanda" denilmesi de Trabzon'un o dönemdeki önemini
göstermektedir.
Trabzon'un tarihi II.
Türkler Trabzon'da
Malüm olduğu üzere XI. yüzyılda Müslüman Türkler Anadolu
üzerine akınlara başladılar. 1048 yılında İbrahim Yınal,
Hasankale zaferini kazandıktan sonra Türkmenler Trabzon'a
kadar ilerlediler. Ancak kendilerinden önce Trabzon'u ele
geçirmeye çalışan Müslüman Araplar gibi surlar ile çevrili
Trabzon'u ele geçirmeleri zor olmuş ve düzenli Bizans ordusu
karşısında geri çekilmek zorunda kalmışlardı. 1071 Malazgirt
zaferinden sonra ise Anadolu kapıları Müslüman Türklere
kesin olarak açıldığında Trabzon ve civarının Türkleşmesi ve
Müslümanlaşması hızlanmıştı. Selçuklular 400 yıl boyunca
Trabzon'u birçok kez kuşatmışlardı. Şehir bu kuşatmalardan
güçlü surları Bizans desteği ve doğal yapısının sağladığı
topografik imkanlarıyla kurtarılabilmiştir.
V. Devir: Komnenoslar Devri (1204-1461)
Bu devir Trabzon'un ticaretçe en parlak devirlerinden biri
olmuştur. Ceneviz ve Venediklerin bütün doğuda ve bilhassa
Karadeniz'deki ticari faaliyet ve rekabetlerinde Trabzon
önemli bir mevkie sahip olmuştu. Venediklilerden önce
Cenevizliler Trabzon imparatoru ile bir ticaret anlaşması
yaparak Trabzon'da serbest ticaret yapmak imtiyazını
almışlardı. Daha sonra Venedikliler ile de aynı şartlarla
bir anlaşma imzalanarak ticari müesseseler açmalarına izin
verilmiş ve 225 adımlık bir arsa üzerinde kendilerine ait
kilise, ambar gibi çeşitli binalar yapmalarına müsaade
edilmişti.
O günkü Trabzon'un ticari hayatını Alman tarihçi Fallmerayer
şöyle anlatır: "İran'dan hatta Irak'ın kum çöllerini aşarak
buraya doğru kafileler gelir ve bütün beşeri ihtisas
Trabzon'da temerküz ederdi. Trabzon imparatorluğu bir
transit merkezi, bir baş karargah ve dünya ticaretinin bir
noktası idi.
"Bağdat ve Kahire'nin sırmalı kumaşları, Hindistan ve
Sina'nın inci ve mücevheratı, Megrelistan'ın ( Gürcistan'da)
bal ve keteni, Floransa'nın erguvani kumaşları, Almanya'nın
porselen ve çelik mamulatı; sanayıye ait bütün ürünler her
taraftan Trabzon çarşısını doldururdu. "
Bu dönemde Trabzon'a yönelik Türk akınları giderek
yoğunlaştı. Trabzon imparatorları bu akınları savuşturmak
için kızlarını civardaki Türk beyleriyle evlendirerek
akrabalık kurmaya başladılar. Aynı zamanda bazı beyliklere
vergi de ödüyorlardı.
XV. Yüzyıl başlarında Anadolu'yu istila eden Timur,
Trabzon'u zaptetmiş ise de ülkesine katmayıp, oğlu Halil
Mirzanın yönetiminde vergiye ve haraca bağlamıştı. Yıkılışa
doğru giden Trabzon Devleti'nde bir saltanat mücadelesi
başlamıştı. Çevresi Osmanlı Devleti ile sarılan Trabzon,
sembolik bir devlet durumuna düşmüştü. II. Murat zamanında
Trabzon, karadan ve denizden kuşatılmış ise de, denizde
fırtına çıkması yüzünden kale alınamamış, ancak esir ve
ganimet alınarak dönülmüştü.
Trabzon'un Fethi
29 Mayıs 1453 de İstanbul'un fethinden sonra Fatih,
Trabzon'un vermekte olduğu vergiyi 2000 duka altına
çıkarmıştı. Erdebilli Safeviye tarikatı şeyhlerinden Şeyh
Cüneyd 1456 yılında ordusuyla Trabzon üzerine yürüdü,
İmparatorluk ordusunu yenerek şehri kuşattı. Bunun üzerine
Fatih, Trabzon'un Şeyh Cüneyd'in eline düşmemesi için Amasya
Valisi Hızır Bey'i Trabzon üzerine gönderdi. Durumu öğrenen
Şeyh Cüneyd kuşatmayı kaldırarak çekildi. Hızır Bey
Trabzon'u kuşatarak Meydan -i Şarkî'de ( Şimdki Belediye
Meydanı) karargahını kurdu. Fakat Trabzon'u savunmaktan
korkan kral Kalo İannes vergi vermeyi kabul etmişti.
Fatih Sultan Mehmed'i Trabzon üzerine yönelten birtakım
siyasi, idari, ekonomik ve tarihi sebepler vardır. Bunların
içinde en önemlisi, Bizans'ın bir nevi kalıntısı durumundaki
Trabzon Rum Devleti'nin fethi gerçekleşmedikçe, İstanbul'un
fethinin yarım görülmesiydi. Bu arada Trabzon Devleti'nin
Osmanlı Devleti aleyhinde Venedik Cumhuriyeti, İran,
Gürcistan Devletleri, İsfendiyar Oğulları ve Karaman
Oğulları ile ittifaklar kurması, hısımlıkları bahane ederek
Akkoyunluların Anadolu'ya göz dikmeleri ve Osmanlı
topraklarına saldırmaları karşısında Fatih, Trabzon'un
fethine kesin olarak karar vermişti. 1460 da Uzun Hasan,
Fatih'in huzuruna elçiler göndererek hısımlık kurduğu
Trabzon Rum Devletinden alınan vergileri geri istemiş, bunun
üzerine de Fatih elçilere "Haydi siz gidin gelecek sene ben
kendim gelir mahallinde vergimi öderim" diyerek tasavvurunu
açıkça ortaya koymuştu.
Sefer için Osmanlı kara ordusu 23 Mart 1461'de Edirne'den
hareket etti. Mahmut Paşa komutasında 150 parçadan oluşan
donanma da Karadeniz'e açılmıştı. Fatih'in komutasında
Üsküdar'dan Anadolu'ya geçen ordunun nereye gittiğini kimse
bilmiyordu. Bu ilerleyiş sırasında Amasra,
İsfendiyaroğulları Beyliği, Kastamonu ve Sinop fethedilerek
Sivas üzerinden Erzincan ovasına inildi ve yassıçemen'de
karargah kuruldu. Bu arada seferin İran üzerine olduğu
düşüncesiyle korku ve telaşa kapılan Uzun Hasan adına
harekete geçen Çemişkezek Beyi Hasan'ın başkanlığında bir
elçi heyeti Fatih'in çadırında kabul edildi. Heyet içinde
Uzun Hasan'ın annesi Sâra hatunda vardı. Karşılıklı
görüşmelerden sonra, heyete seferin İran üzerine olmadığına
teminat verdikten sonra, elçilik heyetinin bir kısmı ve Sâra
Hatun alıkonularak, Osmanlı ordusu yönünü Trabzon üzerine
çevirdi.
Osmanlı ordusu çok zor şartlar altında Erzincan ile Trabzon
arasını 25-30, bazı kaynaklara göre 40 günde aşabilmiştir.
Çekilen zorluklar karşısında Fatih'i bu seferden
alıkoyabilmek için Sâra Hatun'un : "Hey oğul Trabzon'a bunca
zahmet nedendir? Trabzon nedir ki, ondan ötürü şehsuvar'i
Saltanat piyade olup oürdap ola? Dediğinde Padişah hışımla:
"Hey ana bu zahmet din yolundadır. Kim ahirette Allah
hazretlerine varıcak inayet ola derim. Zira bizim elimizde
İslam kılıcı vardır. Eğer bu zahmeti ihtiyar etmesek bize
Gazi demek yalan olur." dediğini tarihler kaydeder.
Trabzon kuşatması 40 gün sürdü. En şiddetli savaşlar Zağnos
köprüsü civarında oldu. Şehzadem Mahmut Paşa yanında bulunan
Rumca katibi İmparator David'e göndererek kayıtsız ve
şartsız teslim olmasını yoksa cenk yasasının uygulanacağını
söyledi. David, hiçbir ümidin kalmadığını görünce Mahmut
Paşa'nın akrabalarından teyzesinin oğlu başmabeinci Yorgi
Amuriki vasıtasıyla anlaşarak şehri ve kaleyi teslim etti.
Bir yandan görüşmeler yapılırken bir yandan da çetin
duruşmalar sürüp gidiyordu. Türk Bayrağı'nın Zağnos burcuna
dikildiği anda, Trabzon Devleti'nin teslim haberide Fatih'e
ulaşmıştı.
Trabzon'un fethi tarih bakımından büyük önem taşımaktadır.
Bu fetihle Bizans'ın son kalıntısı Anadolu'dan temizlenmiş
ve bu coğrafyada tek otorite altında toplanma
gerçekleşmiştir. Ayrıca, Trabzon'un fethi ile Karadeniz'in
bir Türk gölü haline gelmesi projesi için en önemli adım
atılmıştır. Hepsinden önemlisi 26 Ekim 1461 günü Trabzon
Devleti tarihe karışırken, Bizans'ı diriltme hülyası
temelinden yok edilmiştir.
Fatih Sultan Mehmet ilk iş olarak fetih geleneğine uyup
Ortahisar'da Meryemana Altınbaş Kilisesi'ni "Ortahisar
Camii" adı ile Müslümanların ibadetine tahsis etmiştir. Daha
sonra Sen Ojen Kilisesi'de camiye çevrilerek ilk Cuma
namazını burada kılmış ve adına da Yenicuma camii
denilmiştir. Bu cami halen ibadete açıktır.
Trabzon'un idaresi Gelibolu valisi Kazım beye verilip bir
kısım asker, silah ve mühimmat bırakıldıktan sonra ordu
sahil yolunu takip ederek geri döndü.
Fetihten sonra Trabzon'un yerli ahalisinin ileri gelenleri
imparator David ile İstanbul'a geri görülmüş, bir kısmıda
kendiliğinden ayrılmıştır. Bu yüzden şehirde pek az nüfus
kalmıştır. Kalan nüfus ile Eksotha (Hızırbey) , Boztepe,
Aşağı Yenicuma, Tuzluçeşme, Çömlekçi semtleri de iskan
ettirilerek, kale içindi Hıristiyan bırakılmamıştır. Boşalan
evler sipahi takımına yeniçerililere, maiyet ağalarına ve
mülhakattan gelen Türklere tahsis edilmiştir. Bu arada feth
edilen diğer şehirlerde olduğu gibi Trabzon'da da "Cizye-i
Şerriye ve Rusumi örfiye" vergisi konmuştur. Trabzon ve
civarındaki toprakların tahribi ve tımarlara bölünerek
sipahilere verilmesi gibi konularda Sancak beyi Kazım bey
aldığı emri yerine getirerek Trabzon topraklarını Osmanlı
idaresi altında yeniden organize etmiştir.
Fetihten sonra Fatih Sultan Mehmet'in yörede genel bir sayım
yaptırmış olduğu biliniyorsa da, buna ait belgeler elde
olmadığından ancak 1486 yılında II. Beyazıt'ın sayımları
ölçü alınmaktadır. Trabzon hakkında bilgi veren en eski
tahrir defterleri, başbakanlık arşivinde "maliyeden müdevver
defter no:28" başlığı altında bulunmaktadır. Tarihsiz olan
bu defter ilk olarak 1954 yılında Ömer Lütfü Barkan
tarafından kullanılmıştır.
Bufassal adlandırılan türde olan 1486 tahrir defterinde
Trabzon; Akçaabat, Görele, Tirebolu, Giresun, Laz, Maçka,
Torul, Sürmene, Of, Rize, Atina (Pazar) tımarları ile tımar
sahiplerinin listeleri verildikten sonra, başta Trabzon
şehrinde oturanların ayrıntılı bir listesi de bulunmaktadır.
Tahrir defterinde şehrin halkı, mahalle ya da cemaat
başlıkları altında dini guruplar olarak bölündükten sonra
şehirdeki her aile reisinin de adı verilmektedir.
Trabzon'un tarihi III.
Fetihten sonra, mevcut müslüman nüfusuna ait olarak iskan
edilen ve geldikleri yörelere göre ad alan müslüman cemaat
grupları şunlardı:
1- Cemaat-i Niksar 7 hane 11- Cemaat-i Amasya 31 hane
2- Cemaat-i Ladik 7 hane 12- Cemaat-i Osmancık 10 hane
3- Cemaat-i Bafra 16 hane 13- Cemaat-i Çorum 15 hane
4- Cemaat-i İskilip 10 hane 14- Cemaat-i Merzifon 18 hane
5- Cemaat-i Gümüş 7 hane 15- Cemaat-i Nefsi Samsun 12 hane
6- Cemaat-i Tokat 25 hane 16- Cemaat-i Zile 3 hane
7- Cemaat-i Porhal (Turhal) 4 hane 17- Cemaat-i Satılmış
Canik 1 hane
8- Cemaat-i Göncanik (Gölköy) 8 hane 18- Cemaat-i Karakadi
10 hane
9- Cemaat-i Kavala 3 hane
10- Cemaat-i Sanusak 5 hane
Bu Müslüman cemaatların sayısı 202 haneden ibaret olup, 1486
yılındaki Müslüman nüfusunun %78. 3'ünü oluşturuyordu.
Fetihten sonra Anadolu eyaletine (Beylerbeyliğine) bağlı bir
sancak olan Trabzon'un imar edilip, Müslüman Türk nüfusu ile
iskan edilmesine özel ilgi gösterildi. H. 867-1462 de Orta
Hisarda Fatih Medresesi açıldı. Özellikle 1462-1465 yılları
arasında Trabzon'un fetih sonrasında ikinci valisi olan
Hızır Bey, onarı işlerine hız verdi.
1470 yılında Şehzâde Bayezit'in oğlu Şehzâde Abdullah'ın
Vali olarak Trabzon'a gelmesiyle, Şehzâde şehri olan Trabzon
önem kazandı.
İkinci Beyazıt döneminde en önemli olay, Şehzade Yavuz (
Yavuz Sultan Selim) un Trabzon Valisi olmasıydı. 1489-1512
yılları arasında Trabzon bir başkent gibi öne çıkmış,
Yavuz'un 23 sene süren Valiliği döneminde imar edilmiş,
askeri ve ticari yönden canlılık kazanmıştır.
Yavuz Sultan Selelim, 1514'de Çaldıran Seferine çıktığı
dönemde ordunun ikmal işleri Trabzon'dan yürütülmüştür.
Çaldıran Seferi dönüşünde Bayburt'un Kığı Kalesi ile
birlikte fethedilmesi (15 Ekim 1514) Padişahı memnun etmiş,
buraları fetheden Trabzon Valisi Bıyıklı Mehmet Paşa serhat
muhafazası ile görevlendirilmişti. Böylece Trabzon yeni bir
idari yapılanma içinde yer aldı. Bıyıklı Mehmet Paşaya
Erzincan-Bayburt eyaleti verilerek (4 Ramazan 920-23
Ekim1514) Rûm-i Kadim Beylerbeyliği sancaklarından olan
Canik ile Şarkî Karahisar ve müstakil idare edilmekte olan
Trabzon, ayrıca o sıralarda zaptedilen Kığı, ayri birer
sancak olan Bayburt-Erzincan Eyaletine ilave edilmişti.
Yavuz Sultan Selimin Trabzon Valiliği zamanında annesi Ayşe
Gülbahar Sultanın hatırasına yaptırılan türbenin yanına
Cami, Medrese, Mekteb , darül kurra imaret ve hamamdan
oluşan bir külliye yapılmış, tesis edeilen külliyenin
yaşaması için de büyük vakıflar tahsis edilerek sürekliliği
ve kalıcılığı sağlanmıştır.
27 Nisan 1495 Pazartesi günü Trabzon'da doğan, çocukluğunu
ve gençlik yıllarının ilk yıllarını Trabzon'da geçiren ve
bir Trabzon'lu olarak babası Yavuz Sultan Selim'in üzerine
1520 yılında 26 yaşında Padişah olan Kanuni Sultan Süleyman
döneminde Trabzon, yine ön plana çıkmıştır.
Trabzon, Yavuz Sultan Selime şehzâde sancaklığı yaparken,
1515 de Bayburt Erzurum Beylerbeyliğine tabi sancak durumuna
getirilmiş, kısa bir dönemden sonra Kanuninin ilk yıllarında
Bayburt- Erzincan Beylerbeyliği lağvedilerek yeni bir
yapılanmaya gidilmiştir. Buna göre Trabzon 5 livadan oluşan
müstakil bir eyalet haline gelmiştir.
Fetihten sonra Trabzon şehiri içinde oluşan yeni Müslüman
mahallelerinin giderek çoğaldığını görmekteyiz. 1523 yılı
Tahrir Defterinde bu mahallelerin şehrin hangi kesiminde
bulunduklarına dair bilgiler verilmektedir. Daha sonraki
yıllarda çıkan 1553 ve 1583 yılı tarihlerinde de
mahallelerin bir kısmının ismine rastlanmaktadır. Kanuni
döneminin ilk yıllarındaki dokuz mahallenin isimleri
şunlardır.
A- Ortahisarda:
1- Mahalle-i Câm-î Atik Der Kale-i Evsad
2- Mahalle-i Mescid-i Valide-i Merhum Sultan Abdullah
3- Mahalle-i Mescid-i Kıssahan Der Kalei Evsad
4- Mahalle-i Mescid-i Hacı Baba Der Kale-i Evsad
B- Aşağıhisarda
5- Mahalle-i Mescid-i Mevlana Süca Der Kale-i Zır
6- Mahalle-i Mescid-i Bâb-ı Bazzaz Der Kale-i Zır
7- Mahalle-i Mescid-i Hüseyin Ağa ki ser-hazin Bûd Der
Nezd-iSaray-ı Âmire
8- Mahalle-i Mescid-i Amasya Der Nezd-i Hamam Çifte
9- Mahalle-i Cami-i Cedid Der Birun-i Şehir.
Bu dokuz mahalle dışında, hane sayısı olmadığı için adı
zikredilmeyen ve onunucu mahalle diyebileceğimiz "Cemaat-ı
Mescid-i Hacı Kasım Der Nezd-i Bezzazistan" da yalnız iki
nefer ( Erkek) yazılıdır. Bu cemaat ileride yeni bir
Müslüman mahallesinin çekirdeğini oluşturacaklardır.
Kale içerisinde sürdürülen iskan politikası sonunda zamanla
Müslüman -Türk nüfusu ve mahalle sayısı da artmıştır.
Kale içinde sürdürülen iskan politikası sonunda zamanla
Müslüman-Türk nüfusu ve mahalle sayısı da artmıştır. Nitekim
H.961-1533 te yapılan tahrirden anlaşılacağı üzere, aradan
geçen 35 yıl zarfında yeni iskanlar ve dışardan gelenlerle
müslüman mahallelerine yenileri katılmış ve bu durum defter
harici "haric-i ez defter" yazıldığı belirtilmiştir. Bu
mahalleler, Tabakhane, Sarmaşık Mescidi, Kavak Meydan, Şehre
Küstü, Halil Ağa Mescidi, Hatuniyye İmareti, Bayram-zade
Mescidi, Zağnos, Tekfur Çayırı, İskender Paşa Camii, Hacı
Hasan ve Cemaat-i Mescid-i Hoca Kasım der Nezd-i Bezzazistan
Mahalleleridir.
Vilayet ve Belediye Yönetiminde Yeni Teşkilatlanma :
Osmanlı devletinde idari yapı 1864'te yeniden düzenlendi. Bu
düzenleme ile Anadolu'da kurulan ilk vilayetlerden biri
Trabzon'dur.
Ayrıca dört sancakta bu vilayete bağlanmıştı. Trabzon
vilayetine bağlı sancaklar şunlardı:
1. Trabzon merkez sancağı: (Rize, Of, Tirebolu, Bulancak,
Giresun)
2. Lazistan sancağı: (Batum, Arhavi)
3. Gümüşhane sancağı: (Torul, Kelkit)
4. Canik sancağı : ( Ünye, Samsun, Bafra)
1868 de çıkarılan bir talimat ile İstanbul'un dışındaki
vilayat, sancak ve kazalarda da belediye teşkilatı kurulmaya
karar verildi. Bu karar Trabzon'da da uygulandı. Trabzon
Belediyesi ilk kurulan belediye teşkilatları arasında yer
aldı.
1870 yılı Trabzon vilayeti Salnamesinde Belediye
yöneticileri şöyle yer almaktadır.
Meclis-i Daire-i Belediye
Reîsi : Arazi memuru Fevzi Efendi
A'za : Karantina memuru Hacı Halil Efendi, Mustafa Ağa,
Artin Ağa, Banika Ağa
Katib : Abdülhamit Efendi
Muhasip hastanesi ve Memleket Tabib-i: Mosyö Lion
Karantina Memurları:
Müdürü : Haci halil Efendi
Tabib-i : Mosyö Alkardi
Katib-i : Kamil Efendi
Bu bilgiler 1870 yılı salnamesinde yer aldığına göre,
Trabzon Belediyesinin, basım tarihinden önce teşekkül etmiş
olması gerekir. Bu durumda belediye 1869'da kurulmuş
demektir.
VİLAYET SALNAMELERİNE GÖRE BELEDİYE BAŞKANLARI
1. Arazi Memuru Fevzi Efendi 1869/70
2. Hafız Ahmed Efendi 1870/71
3. Hacı Halil Efendi 1871/72
4. Ali Rıza Efendi 1872/73
5. Hacı Derviş Ağa 1873/75
6. Ali Rıza Efendi 1875/76
7. Ali Galib Efendi 1876/77
8. Ali Rıza Efendi 1877/81
9. Arif Efendi 1881/91
10. Rıfat Bey 1891/93
11. Mehmet Paşa-zade Hasan Bey 1893/95
12. Hasan Bey 1895/98
13. Hacı Kadı-zade Hacı Mustafa Efendi 1889/1902
14. Han-zade Ziya Bey 1902/04
Trabzon tarihi için büyük bir kaynak olan ve 1869-1904
yılları arasında 22 sayı çıkan Trabzon Salnamesi 1904
yılından sonra çıkmadığından 1910 yılına kadar olan dönem
için sadece tahmin yürütülebiliniyor. Bu yıllarda Trabzon
Belediyesi Başkanı olarak da:
15. Belediye Başkanı Nemli-zade Hacı Osman
16. Belediye Başkanı Çulha-zade Şükrü
isimlerini verebiliyoruz. Bu isimlere herhangi bir kaynakta
raslamak mümkün olmamıştır. Nemli-zade ve Çulhazade
ailelerinin hayattaki yaşlılarından edinilen bilgi ve
tahminlere göre bu sonuca varılmıştır.
1910 yılından sonra, 17. Belediye Başkanı Nemli-zade Cemal
Bey ile 18. Belediye Başkanı Barutçu-zade Hacı Ahmed
Efendi'nin görevde olduğu biliniyorsa da, başlama ve ayrılma
tarihleri hakkında kesin bilgi sahibi değiliz. Bu konularda
yazılı hiçbir belge ve kayda rastlamak mümkün olmamıştır. Bu
arada 1912 yılında Ali Efendi'nin başkanlığından sadece
dönemin Valisi Mehmed Ali Ayni hatıralarında söz etmektedir.
Rus işgali sırasında belediyenin arşivi tamamen yok edildiği
için yazılı bir belge bulmak mümkün olmamaktadır. Bu
durumda: 17. Nemli-zade Cemal
18. Barutçu-zade Hacı Ahmet Efendi (1910-1912)
19. Ali Efendi
20. Barutçu-zade Hacı Ahmed Efendi (1913-Nisan 1916)
21. Rum Metropoliti Hırisantos (Nisan 1916-Şubat 1918)
22. Barutçu-zade Hacı Ahmed Efendi (Şubat 1918-1922)
23. Hacı Ali Hafız-zade Hakkı Efendi (1922-1923)
24. Kazaz-zade Hüseyin Efendi (Haziran 1923-1928)
XX. Yüzyıla Girerken
Vilayet, doğuda Rusya, batıda Kastamonu, güneye Erzurum ve
Sivas vilayetleri ile çevriliydi. Trabzon İran transit
yolunun liman şehri olma özelliğini herşeye rağmen
koruyordu. Biri yerli olmak üzere, sekiz vapur kumpanyası
Trabzon limanına çalışıyordu. 1316/1890 yılı Trabzon
Salnamesi'ne göre Vilayet merkezinde şu ülkelerin
konsoloslukları bulunuyordu: 1. İran, 2. Belçika, 3. Yunan,
4. Rus, 5. İspanya, 6. İtalya, 7. Avusturya-Macaristan, 8.
İngiltere, 9. Fransa.
Trabzon ve çevresinde demircilik iler bir düzeyde
yapılıyordu. 1872 yılı Vilayet Salnamesindeki bilgilere göre
Avrupa'daki soba ve kasaların benzerleri ancak Trabzon'da
yapılabiliyordu. Yörede kuyumculuk ve marangozluk da
gelişmişti. Özellikle gümüş üzerine işlemeleri ünlü idi.
Şehirde önemli miktarda mum işleyen bir mumhane (şemhane)
faaliyette idi.
1890 yılında Kafkasya'da kurulmuş bulunan "Ermeni İhtilal
Cem'iyyetleri İttifakı Federasyonu=Taşnaksutyun" ilk
teşkilatlarını İstanbul, Van ve Trabzon'da açmıştı.
8 Ekim 1895'te Trabzon'daki Ermeniler ayaklandı. Gavur
Meydanında (Belediye Meydanı) toplanarak harekete geçtiler.
Aldığı tedbirlerle kısa zamanda duruma hakim olan Vali Kadir
Bey, olayları bastırdı ve elebaşılarını tepeledi.
Vali Kadir Bey 1902 yılında Trabzon'da öldü. Mezarının
üzerine Padişah II. Abdülhamid'in gönderdiği 450 lira ile
bir türbe yaptırıldı. İmaret Kabristanlığında (Atapark)
bulunan türbe, 1936'da yıktırılmıştır.
1902 yılı başında Prens Sebahaddin Bey'in bulunduğu
"Teşebbüsat-ı Şahsi ve Adem-i Merkezziyet Cem'iyyeti"
Paris'te kurulmuş, İstanbul, İzmir, Alaiye, Şam, Erzurum ve
Trabzon'da da şubeler açmıştı. Trabzon şubesini,
Sancakbeyzade Mehmed ve Hasan kardeşler ile Nemli-zade Salim
Bey kurmuştu.
Meşrutiyetin ilanından sonra 17 Ocak 1909'da toplanan ilk
mecliste Trabzon'u temsil eden milletvekilleri şunlardı:
Hatip-zade Emin, Müftü İmameddin (ölümü ile yerine
Kalcı-zade Mahmud) , Saraç-zade Ali Naki, Nemlizade Mahmud,
Matyo Fokidis, Meşrutiyetin ilanından sonra beliren yeni
ümitlerle Trabzon'da Ermeni ve Rum azınlıklarının
kıpırdanışları da hissedilir hale gelmişti. Bu yıllarda Türk
gazetelerinin yanısıra, azınlıkların da çeşitli adlarla
gazete-dergi çıkarmaları ilgi çekiciydi.
BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞLARI SIRASINDA TRABZON
Birinci Dünya Savaşının en ağır darbesini gören illerden
biri de Trabzon'dur. Ruslar Osmanlı İmparatorluğu'na savaş
ilan edip, 1 Kasım 1914'den itibaren doğu hudutunu aşarak
Türk topraklarında ilerlemeye başladı. Doğu Karadeniz
kıyılarını alıp, Anadolu'yu ele geçirmeyi hedefleyen Rus
orduları karşısında, Türkiye 3 Kasım'da Almanya yanında
savaşa katıldı ve 14 Kasım'da Cihad-ı Mukaddes ilan etti.
Rus savaş gemilerinin Karadeniz limanların bombardıman
etmesi ile de Trabzon ateş çemberi içine düşmüş oldu.
Nitekim 17 Kasım 1914'te yirmiüç parçalık bir Rus donanması
Trabzon'u bombardıman ederek büyük tahribata ve can kaybına
sebep oldu. Bombardımanlar birbirini kovaladı. Trabzon 8
Şubat ve 11 Şubat 1915'te Rus bombardımanı ile büyük ölçüde
tahrip oldu, 1000'den fazla insan öldü. Ruslar 23 Ocak
1916'dan itibaren kıyı saldırılarını yoğunlaştırdılar. 17
savaş gemisinin desteklediği bu saldırılar sonunda
birliklerimiz geri çekilmek zorunda kaldı. Bu sırada savaş
gemimiz Yavuz Trabzon'a geldi. 32 ağır makineli tüfek, bir
batarya, dağ topu ve bazı askeri levazımat ile Kafkasya
cephesinde kullanılmak üzere iki uçak getirdi.
Trabzon'un İşgali:
İstanbul'dan istediği yardımı alamayan 3. Ordu Komutanı
Kamil Paşa, birliklerini Ilıca'ya doğru geri çekince 16
Şubat 1916'da Ruslar Erzurum'u işgal etti. Rus kuvvetleri,
donanmanın desteğini de alarak 24 Şubat 1916'da Rize'yi
işgal ettiler. Of sınırına dayanan Ruslar karşı Baltacı
Deresi'nde yöre halkından oluşan kuvvetlerle askeri
birliklerimiz kahramanlıklarla dolu savunma yaptılar. Rus
ordusunu 20 gün durdurmayı başaran birliklerimiz, düşmanın
denizden ve karadan saldırılarının yoğunlaşması ve bu arada
hiçbir yerden destek gelmemesi sonucu geri çekilince, 15
Mart 1916'da Of İlçesi düşman eline geçti. Daha sonra
Sürmene işgal edildi ve düşman Trabzon kapılarına dayandı.
18 Nisan 1916'da Trabzon Rumlarından bir heyet, Türklerin
15-16 Nisan şehri boşalttığını işgal kuvvetleri komutanı
General Lyhkov'a bildirerek kendisini şehre davet etti.
Azınlıkların seviyesiz çılgınlıkları ve karşılama
törenleriyle Erzurum Caddesinden Belediye Meydanına giren
işgal kuvvetleri şehri teslim aldı. Trabzon'un acı dolu
esaret ve muhacirlik günleri başladı. Göç edemeyerek şehirde
ve köylerde kalan müslüman halka büyük işkenceler yapıldı.
Özellikle yerli Rumlar ve Ermeniler adeta katliama ve
yağmalamaya giriştiler. Değerli eşyalar, kültür ve sanat
eserleri sandık sandık Rusya'ya götürüldü. Girilmedik ve
yağmalamadık yer bırakılmadı.
Trabzon'un Kurtuluşu:
1917'de Rusya'da Bolşevik ihtilali olunca, Rus ordusunda
büyük bir panik başladı. Geri çekilmek zorunda kalan
Ruslarla, 18 Aralık 1917'de Erzincan Antlaşması yapıldı. Bu
antlaşmaya Ermeniler uymayıp, Türkler aleyhinde katliamlara
girişince, Ordu Komutanı Vehip Paşa'ya ileri harekat emri
verildi. 11 Şubat 1918'de genel hareket emrini alan ordumuz,
bir koldan Kafkasya üzerine ilerlerken, diğer koldan
Trabzon'lu Albay Hamdi Bey (Pirselimoğlu) komutasındaki 37.
Tümen; Giresun'dan 123. alay ile takviye edilerek Trabzon
üzerine yola çıktı.
Bölgedeki çeteleri de temizleyerek ilerleyen birliklerimiz
15 Şubat 1918'de Vakfıkebir'i, 18 Şubat 1918'de Akçaabat'ı
geri aldı. Birkaç gün içinde çevreyi düşmanlardan temizleyen
birliklerimiz 24 Şubat 1918 tarihinde Trabzon'a girdi.
Trabzon'un ve Trabzon'lunun 2 yıla yaklaşan esaret ve
muhacirlik çilesi sona erdi.
Osmanlı Devleti, Brest-Litovsk Anlaşması ile doğudaki
topraklarını istiladan kurtardı.
Ancak Trabzon, kurtuluşun sevincini tadamadı. Zira hicretten
dönen halkı harabeye dönen Trabzon'da yoksulluk ve sefalet
bekliyordu.
Kurtuluş Savaşı Yıllarında Trabzon
Osmanlı İmparatorluğu, Birinci Dünya Savaşı'nda "Müttefik
Devletler" yanında savaşa girip yenik düşünce "İtilaf
Devletleri" ile "Mondros Ateşkes Antlaşması"nı imzalamak
zorunda kalmıştı. Bu anlaşmaya göre, Doğu vilayetleri
Ermenilere verilecek, Karadeniz sahillerinde Pontus Devleti
kurulacaktı. Ülkenin içine düştüğü bu durum, yurdun her
tarafında "Müdafa-i Hukuk" cemiyetlerinin en güçlüsü Trabzon
Müdafa-i Hukuk Cemiyeti idi.
Başkanlığını Belediye Reisi Barutçuzade Ahmet Bey'in yaptığı
Cemiyet, bu konularda adeta öncülük yaparak, vatanın
topyekün savunulması için yoğun çalışmaların içine girmişti.
Bu maksatla da önce bir yayın organına sahip olmanın
gereğine inanılarak "İstikbal" gazetesi Faik Ahmet Barutçu
yönetiminde çıkarılmıştı. İşgalin ağır darbeleri altında
bütün müesseseleri zarar gören Trabzon'da, bir gazete
basacak çalışır durumda Türk matbaası olmadığı için,
çıkarılan gazete bir müddet Mihailidi isimli bir Rum
matbaasında basılmış ve daha sonra yeni bir matbaa
kurulabilmiştir.
Trabzon'un önderliğini yaptığı mücadele fikri, süratle çevre
ile ve ilçelere yayılmıştı. Trabzon'da olup bitenler
titizlikle takip ediliyor, bölgenin kalbi adeta Trabzon'da
atıyordu.
Cevat Dursunoğlu bu gerçeği söyle anlatıyor:
"Mondros Mütakeresi'nde "Vilayet-i Sitte" adı altında
Erzurum, Van, Bitlis, Elazığ, Diyarbakır, Sivas
vilayetlerinin mukadderatı birleştirilmiş. İtilaf Devletleri
buralarını Büyük Ermenistan'a vaadetmiş, üstelik Trabzon
vilayetini de Pontusçu Rumlara bağışlamıştı. Trabzon'un bu
konulardaki hazırlığı ve çalışmaları sonucunda Erzurum
Kongresinin yapılması gerçekleşmiştir. Çalışmalar Kurtuluş
Savaşı boyunca devam ve zaferin kazanılmasında Trabzon'un ve
Trabzon'luların çok büyük payı olmuştur.
Bu vilayetlerden Trabzon zaten kendi teşkilatını yapmış ve
çok kuvvetli çalışmağa başlamış olduğu gibi, bizi de teşvik
ediyordu. Bu karanlıklar içinde bazı aydın noktalar eksik
değildi. Trabzon'da çıkan "İstikbal Gazetesi" nde Faik Ahmed
Barutçu, bu bölgede türeyen Pontusçularla yiğitçe doğüşüyor.
Muhaza-i Hukuk Cemiyeti, Karadeniz sahillerinde fikirleri
bir araya topluyor ve tesir alanını hergün biraz daha
genişletiyordu". (Cevat Dursunoğlu, Milli Mücadele'de
Erzurum, Ankara 1946)
Trabzon'un bu konulardaki hazırlığı ve çalışmaları sonucunda
Erzurum Kongresinin yağılması gerçekleşmiştir. Çalışmalar
Kurtuluş Savaşı boyunca devam etmiş ve zaferin
kazanılmasında Trabzon'un ve Trabzon'luların çok büyük payı
olmuştur.
trabzon, TRABZON, il, ili, fotoğrafları, trabzon lisesi,
ilçeleri, tarihi,trabzon turkey, Trabzon, tarih, genel tarihi, trabzonun tarihi,
resimleri
trabzon
trabzon resimleri
trabzon valiliği
trabzon maçka
trabzon uzungöl
trabzon tarihi
trabzon sürmene
trabzonspor
trabzon haber
trabzon çaykara
trabzon ili
trabzon haritası
trabzon gazetesi
izmir trabzon
ankara trabzon
tonya trabzon
karadeniz
trabzon konya
trabzon yayla
trabzon belediyesi
trabzon resmi
trabzon rehberi
karadeniz trabzon
trabzon valiligi
adana trabzon
galatasaray trabzon
rize trabzon
trabzon araklı
trabzon samsun
trabzon antalya
kayseri trabzon
trabzon akçaabat
trabzon otel
erzurum trabzon
trabzon beşikdüzü
trabzon spor
trabzon resim
trabzon turizm
trabzon yaylaları
trabzon denizli
trabzon vakfıkebir
fenerbahçe trabzon
istanbul trabzon
tc trabzon
trabzon ordu
trabzon telekom
trabzon sümela
trabzon sitesi
trabzon zigana
trabzon giresun
trabzon il
karadeniz bölgesi
trabzon hava durumu
karadeniz fm
karadeniz tv
karadeniz gazetesi
karadeniz mp3
karadeniz teknik üniversitesi
karadeniz teknik
sümela manastırı trabzon
radyo karadeniz
sümela manastırı
karadeniz türküleri
ayder yaylası
doğu karadeniz
hava durumu
karadeniz ereğli
karadeniz fıkraları
çırpınırdı karadeniz
www trabzonspor
trabzonspor com
trabzon of
batı karadeniz
karadeniz turu
trabzonspor org
karadeniz müzik
trabzon silah
trabzon lisesi
www trabzon
karadeniz turları
karadeniz iklimi
karadeniz emlak
karadeniz müziği
karadeniz com
karadeniz yemekleri
trabzon milli eğitim
trabzon com
orta karadeniz
turan karadeniz
karadeniz bölgesinin özellikleri
karadeniz haritası
www trabzon com
trabzon tuning
gökdeniz karadeniz
trabzon ticaret
karadeniz haber
trabzon emniyet
trabzon devlet tiyatrosu
toki trabzon
www karadeniz
karadeniz bölgesi haritası
karadeniz yöresi
karadeniz manzaraları
trabzon emlak
bizim karadeniz
karadeniz ormanları
trabzon uçak
karadeniz tur
dogu karadeniz
mustafa karadeniz
oy karadeniz
karadeniz yaylaları
çırpınırdı karadeniz mp3
trabzon ilçeleri
karadeniz imaj
karadeniz mp3 indir
karadeniz gazete
prof dr turan karadeniz
www karadeniz tv
karadeniz sahil yolu
karadeniz bã lgesi
trabzon yomra
karadeniz ekonomik işbirliği
karadeniz fikralari
trabzon belediye
karadeniz raf
bursa karadeniz
doğu karadeniz bölgesi
karadeniz hastanesi
trabzon merkez
karadeniz efem
karadeniz dağları
karadeniz bolgesi
karadeniz tarihi
trabzon uzun göl
trabzon fatih lisesi
trabzon barosu
trabzon kolbastısı
karadeniz eregli
karadeniz türküleri mp3
trabzon milli eğitim müdürlüğü
trabzon ticaret borsası
karadeniz radyosu
karadeniz fotoğrafları
karadeniz turizm
özel karadeniz hastanesi
karadeniz manzara
trabzon emniyet müdürlüğü
trabzon manzara
karadeniz hakkında
trabzon ticaret odası
trabzonspor resmi
karadeniz bakır
karadeniz bölgesinin iklimi
karadeniz oyun havaları
trabzon spor resimleri
karadeniz bitki örtüsü
trabzon arsin
trabzon bilgisayar
batı karadeniz bölgesi
karadeniz gezi
trabzon fotoğrafları
trabzon boztepe
karadeniz illeri
trabzon hurması
www karadeniz tv com
karadeniz tv com
karadeniz forum
karadeniz holding
trabzon spor com
karadeniz bölgesinin tarihi
karadeniz radyoları
trabzon numune hastanesi
bursa karadeniz fm
karadeniz turlari
karadeniz bölümü
karadeniz bölgesi özellikleri
trabzon uçak bileti
karadeniz mutfağı
trabzon türküleri
karadeniz kültürü
trabzon hava
karadeniz sanatçıları
karadeniz gezisi
karadeniz türküsü
karadeniz horon
bati karadeniz
karadeniz teknik ünüversitesi
trabzon manzaraları
karadeniz türkü
trabzon otelleri
trabzon nüfus
çirpinirdi karadeniz
trabzon macka
trabzon kent
trabzonspor taraftar
orta karadeniz bölümü
karadeniz birlik
serter karadeniz
karadeniz kemençe
karadeniz havaları