Yaz aylarında yaylalar, dere kenarları ve ormanlara yoğun ziyaretçi akını oluyor; geride bırakılan ambalajlar, plastikler ve yemek artıkları çevreyi kirletiyor. Sorunun çözümünde belediye hizmetlerinin yanı sıra bireysel sorumluluk ve toplumsal denetim eksikliği ön plana çıkıyor.
Konu daha önce defalarca gündeme getirildi, uyarılar yapıldı ve yetkililer sorumluluğa çağrıldı. Buna karşın sahada kayda değer bir ilerleme sağlanmış görünmüyor.
Her gün çevre kirliliğine dair yeni görüntüler ortaya çıkıyor. Trabzon, doğal güzellikleriyle öne çıkan bir kent; özellikle yaz döneminde sıcak ve nemden kaçanlar yaylalara, dere kenarlarına ve ormanlık alanlara akın ederek piknik yapıyor, mangal yakıyor ve aileleriyle vakit geçiriyor.
Sorun, bu ziyaretlerin ardından başlıyor. Ziyaretçiler çöplerini geride bırakıyor; yiyecek ambalajları, plastik şişeler, poşetler ve yiyecek artıkları gibi atıklar doğada birikiyor. Zaman zaman öyle manzaralar oluşuyor ki, sanki doğanın ortasına bir çöp sahası yerleştirilmiş gibi görünüyor.
İronik olan, insanlar temiz ve sessiz bir yer arayıp buluyor, orada uzun saatler geçiriyor ancak sonraki gelenlere aynı durumu bırakmıyor. Bu durum yalnızca bir çevre sorunu değil; aynı zamanda ahlak ve sorumluluk meselesi olarak tanımlanıyor.
Yediğiniz yiyeceğin ambalajını bir poşete koyup yanınızda taşımak dakikalarınızı almaz; bu basit davranışın uygulanması bu kadar zor olmamalı. Elbette belediyelerin denetim ve temizlik görevi var, ancak her noktaya çöp kutusu yerleştirmek tek başına çözüm üretmiyor.
Toplumun birbirini uyarması ve çevreyi kiralayanlara karşı sessiz kalmaması gerektiği vurgulanıyor. Çünkü bu doğa hepimizin; gittiğimiz yerleri bulduğumuzdan daha kötü bırakmamak temel sorumluluk olmalı.




