Orta Mahalle (Tarihi Akçaabat Evleri)
Restore taş-ahşap konaklarıyla korunmuş tarihi doku.
Fotoğraf: Wikimedia CommonsKöftesi, horonu ve tarihi konaklarıyla Karadeniz kültürünün vitrini
Köftesi ve horonuyla ünlü Akçaabat, Trabzon'un ikinci büyük ilçesi ve Karadeniz kültürünün canlı bir vitrini.
Eski adı Platana, sonraki adıyla Polathane olan Akçaabat, Trabzon'un nüfus bakımından en büyük ikinci ilçesidir. Adının kökeni Yunanca'da çınar anlamına gelen 'platana' sözcüğüne dayanır; yüzyıllar içinde Pulathane ve nihayet Akçaabat biçimini almıştır. Batıda Çarşıbaşı ve Vakfıkebir, güneyde Düzköy ve Maçka, doğuda merkez ilçe ile komşudur.
İlçenin adı denince akla ilk gelen, hiç kuşkusuz meşhur Akçaabat köftesidir. Dövme dana etinden hazırlanıp mangal közünde pişirilen bu lezzet, ilçenin gastronomi kimliğini bütün Türkiye'ye taşımıştır. Akçaabat aynı zamanda horonun başkentlerinden biridir; kemençenin coşkulu ezgisi eşliğinde omuz omuza tepilen horon, düğünlerin ve şenliklerin ruhudur.
Deniz kıyısındaki Orta Mahalle, restore edilmiş taş konakları ve ahşap cumbalarıyla adeta açık hava müzesidir. Sahildeki yürüyüş yolları, balıkçı barınağı ve çay bahçeleri gün batımında kalabalıklaşır. Yükseklere doğru çıkıldığında ise Sera Gölü'nün 1950'de bir heyelanla oluşan sakin suları ve çevresindeki dinlenme tesisleri ziyaretçileri karşılar.
Akçaabat'ın geçmişi antik 'Platana' limanına dayanır; Osmanlı döneminde Pulathane/Polathane adıyla anılan yerleşim, 20. yüzyılda Akçaabat adını almıştır. Yörenin tarihi, tüm Doğu Karadeniz gibi katmanlıdır: Antik dönemde Kolhis ve Pontus kültürlerinin etkisindeki bölge; sırasıyla Roma, Bizans ve 1204'te kurulan Trabzon (Komnenos) İmparatorluğu'nun egemenliğinde kalmış, 1461'de Fatih Sultan Mehmed'in Trabzon'u fethiyle Osmanlı topraklarına katılmıştır.
Sahildeki Orta Mahalle, Rum ve Türk sivil mimarisinin yan yana yaşadığı bir liman kasabası dokusunu bugüne taşır; taş-ahşap konaklar bu çok kültürlü geçmişin izidir.
Cumhuriyet'in ilk yıllarında Pulathane adı resmen Akçaabat olarak değiştirildi. 1923 mübadelesi ve sonraki göç dalgalarıyla nüfus yapısı önemli ölçüde değişse de ilçe, liman kasabası kimliğini, sahil çarşısını ve sivil mimari dokusunu büyük ölçüde koruyarak Trabzon'un batı yönündeki en kalabalık yerleşimlerinden biri hâline geldi.
İlçe, denize sıfır sahil şeridinden başlayıp güneyde yaylalara yükselen geniş bir coğrafyaya yayılır. Sahilde ılıman ve nemli Karadeniz iklimi; yüksek kesimlerde daha serin ve karlı bir hava görülür. Sera Gölü çevresi yıl boyu yeşil kalır.
Geleneksel olarak balıkçılık, fındık ve tarıma dayanan ekonomi; bugün gastronomi turizmi (köfte) ve merkeze yakın konumun getirdiği hizmet sektörüyle çeşitlenmiştir. Akçaabat köftesi, ilçe adını bir markaya dönüştürmüştür.
Akçaabat, horonun ve kemençenin başkentlerinden biridir. Her yıl düzenlenen Müzik ve Halk Oyunları Festivali onlarca yıllık bir gelenektir; omuz omuza tepilen 'düz horon' yörenin imzasıdır.
Restore taş-ahşap konaklarıyla korunmuş tarihi doku.
Heyelanla oluşmuş, çevresi yürüyüş ve piknik alanlarıyla dolu sakin göl.
Balıkçı barınağı, yürüyüş yolu ve çay bahçeleriyle canlı kıyı.
Yürüyüş parkurları, kafeler ve kayık gezisiyle düzenlenmiş göl çevresi.
Balık pazarı, fırınlar ve yöresel ürün dükkânlarıyla canlı ilçe merkezi.
Dövme etle yoğrulan, sarımsağı hissettirmeyen dengeli baharatıyla mangal klasiği.
Yörenin bereketli topraklarından gelen sade ama doyurucu ikili.
İnce hamuru ve bol malzemesiyle köftenin yanındaki fırın klasiği.
Merkezden sahil yolu üzerinden dolmuş ve otobüslerle 20 dakikada ulaşılır. Havalimanına yakınlığı, konaklamalı ziyaretler için de elverişlidir.