Trabzon Ayasofyası
Deniz kıyısındaki bahçesi ve eşsiz fresklerıyle 13. yüzyıldan kalma müze-cami.
Fotoğraf: Wikimedia CommonsTrabzon'un kalbi: tarih, liman ve şehir yaşamının buluştuğu merkez
Trabzon'un kalbi Ortahisar; tarihi surların, çarşıların ve modern şehir yaşamının iç içe geçtiği il merkezi.
Ortahisar adıyla da anılan merkez ilçe, Trabzon'un yüzyıllardır atan kalbidir. Bizans ve Komnenos döneminden Osmanlı'ya, oradan cumhuriyete uzanan katmanlı bir tarih burada taş taş üstüne yazılmıştır. Şehir, denizden başlayıp Boztepe'nin sırtlarına doğru amfiteatr gibi yükselir; her sokakta geçmişin bir izine, her köşede canlı bir çarşı hayatına rastlanır.
Merkezin simgesi, 13. yüzyıldan kalma Trabzon Ayasofyası'dır. Freskleriyle Doğu Karadeniz'in en değerli sanat hazinelerinden biri sayılan yapı, deniz manzaralı bahçesiyle ziyaretçileri karşılar. Şehrin göbeğindeki Meydan ise çınar ağaçlarının gölgesinde buluşma noktasıdır; çevresindeki tarihi bankalar, oteller ve pastaneler kentin modern kimliğini yansıtır.
Boztepe, Trabzon'u avucunuzun içine seren eşsiz bir seyir terasıdır. Buradan bakıldığında liman, sahil şeridi ve kentin kırmızı çatıları tek bir kadrajda birleşir. Şehir aynı zamanda üniversitesi, hastaneleri ve limanıyla bölgenin en büyük hizmet merkezidir; Doğu Karadeniz'in eğitim, sağlık ve ticaret trafiği büyük ölçüde buradan yönetilir.
Bugün Ortahisar adıyla anılan merkez ilçenin geçmişi, Trabzon şehrinin kuruluşuyla iç içedir. MÖ 7. yüzyılda Miletoslu denizciler tarafından 'Trapezus' adıyla kurulan kent, adını surların yükseldiği masa biçimli (trapez) tepeden alır. Roma ve Bizans yüzyıllarının ardından 1204'te Trabzon İmparatorluğu'na başkentlik yaptı; bu dönemde Ayasofya gibi anıtsal yapılar inşa edildi.
1461'de Osmanlı idaresine geçen şehir, Yavuz Sultan Selim'in şehzadeliğinde sancak merkezi olarak önem kazandı; Kanuni Sultan Süleyman burada doğdu. Cumhuriyet döneminde il merkezi olan Trabzon'un merkez ilçesi, 2013'teki büyükşehir düzenlemesiyle resmen 'Ortahisar' adını aldı.
19. yüzyılda Trabzon, İran transit ticaretinin Karadeniz'e açılan başlıca kapısıydı; limanı, hanları ve çok uluslu tüccar topluluklarıyla dönemin en canlı Osmanlı liman kentlerinden biriydi. I. Dünya Savaşı'nda 1916–1918 arasında Rus işgaline uğrayan şehir, 24 Şubat 1918'de yeniden Osmanlı idaresine kavuştu. Cumhuriyet'le birlikte il merkezi olarak eğitimin, sağlığın ve ticaretin bölgesel üssü hâline geldi.
Merkez, denizden başlayıp Boztepe sırtlarına doğru amfiteatr gibi yükselen bir yerleşimdir. Tipik Karadeniz iklimi hâkimdir: yıl boyu bol yağış, yüksek nem ve ılıman sıcaklıklar. Yaz ayları serin ve yağmurlu geçer; kışlar sahilde kar tutmadan, yüksek mahallelerde ise karlı olabilir.
Şehir; limanı, üniversitesi (KTÜ), hastaneleri ve kamu kurumlarıyla Doğu Karadeniz'in en büyük hizmet ve ticaret merkezidir. Fındık ticareti, gıda, perakende, sağlık ve giderek büyüyen turizm ekonominin başlıca kollarıdır. Kunduracılar ve Uzun Sokak çevresi, kentin geleneksel ticaret çekirdeğidir.
Merkez, horon ve kemençeyle özdeşleşen Karadeniz kültürünün vitrinidir. Meydan'daki çınar altı buluşmaları, akşam üzeri Uzun Sokak yürüyüşleri ve sahil çay bahçeleri kent yaşamının ritmini belirler. Türk kahvesinden çok koyu demli çayın tüketildiği kentte, balık-ekmek ve pide kültürü sokaklara sinmiştir.
Deniz kıyısındaki bahçesi ve eşsiz fresklerıyle 13. yüzyıldan kalma müze-cami.
Kenti ve limanı kuşbakışı gören, çay bahçeleriyle ünlü seyir tepesi.
Beyaz cephesi ve bakımlı bahçesiyle Soğuksu sırtlarında zarif bir konak.
Surlar, tarihi camiler ve dar sokaklarıyla kentin en eski çekirdeği.
Kuyumcular, bakırcılar ve geleneksel dükkânlarıyla kentin canlı ticaret sokağı.
Yavuz Sultan Selim'in annesi adına yaptırılan, erken Osmanlı dokusunu yansıtan külliye.
Görkemli süslemeleriyle 19. yüzyıl banker konağı; bugün arkeoloji ve etnografya müzesi.
Kalın kabuklu, mayalı ve iri somunuyla kahvaltının vazgeçilmezi.
Merkez lokantalarında da başrolde olan, mangalda pişen dövme et köftesi.
Kayıkçı pidesinden kıymalısına dek geniş çeşitliliğiyle sokak lezzeti.
Kahvaltı sofralarının başköşesinde, yayla tereyağı ve karakovan balı.
Susamlı, çıtır dokusuyla kentin sokak lezzeti.
Trabzon Havalimanı merkeze yalnızca birkaç kilometre uzaklıktadır; şehir içi ulaşım dolmuş, otobüs ve taksilerle kolaydır. Sahil yolu (D010) merkezi doğu-batı ekseninde tüm ilçelere bağlar.