Restoran, lokanta ve kafelerin yazın kaldırım ve yol kenarlarına taşıdığı masa-sandalye uygulaması yayaların kullanım alanını daraltıyor. Belediye müdahalelerinin yetersiz kaldığı ilçelerde sorun, düzensiz parklarla birleşince risk ve mağduriyet artıyor.
Yaz mevsiminde birçok ilçede işletmelerin masa ve sandalyelerini kaldırım ile yol kenarlarına taşıması sık rastlanan bir görüntüye dönüştü. Vatandaşların açık havada oturma isteği ve işletmelerin müşteriye kolaylık sağlama çabası bu uygulamanın arkasındaki temel gerekçeler olarak öne çıkıyor.
Bununla birlikte, işletmelerin müşteri rahatlığı sağlama amacı yayaların yürüyüş alanını daraltacak boyuta ulaştığında sorun ortaya çıkıyor. Bazı noktalarda kaldırım neredeyse tamamen kapatılıyor; yayalar ya yol kenarından yürümek ya da araçların arasından geçmek zorunda kalıyor.
Sorun yalnızca masa ve sandalyeyle sınırlı değil. İşletme önlerine gelişi güzel bırakılan araçlar, zaten dar olan yolları daha kullanışsız hale getiriyor. Kaldırım işgali ve düzensiz park birleşince mağduriyet doğrudan vatandaşın üzerinde toplanıyor.
Belediyelerin bu görüntülere yeterince müdahale etmediği sıkça dile getiriliyor. Özellikle küçük yerlerde, esnaf ile belediye yetkililerinin birbirini tanıması ve “Yarın seçim var” kaygısıyla doğabilecek çatışmadan kaçınma eğilimi, yaptırımların hafif uygulanmasına yol açıyor.
Buna karşın yerel yönetimlerin, toplumun çoğunluğunu korumaya yönelik düzenlemeleri uygulamaktan kaçınmaması gerekiyor. Zaman zaman yaşanan trafik kazaları ve yayalara çarpma olayları, kısa süreli denetimlerle sonuçlansa da, denetimler sona erdiğinde eski düzensizliğe dönüş gözlemleniyor.
Çözümün, esnafı mağdur etmeden ve vatandaşın sokakta güvenli ve rahat yürüyebilmesini sağlayacak düzenlemelerin kararlılıkla hayata geçirilmesinden geçtiği vurgulanıyor. Kaldırımlar yayaların, yollar araçların kullanımına yönelik olup işletmelerin dış alanları mevzuatla belirlenmiş durumda; belediyelerin bu sınırları koruması bekleniyor.
Sonuç olarak, müşterilerin rahat etmesi için birilerinin yürüme alanını kaybetmesi kabul edilemez. Yerel yönetimlerin, “görmedim, duymadım” yaklaşımını terk ederek daha etkin denetim ve düzenlemeler uygulaması gerektiği belirtiliyor.




